Burası kelimelerin, kitapların ve ruhun sığındığı bir liman olmalıydı. Ama siz, o kirli zihniyetinizi edebiyat kisvesi altında özelimize taşıyarak bu nefes alanını bile zehirliyorsunuz. Duvarında saygıdan, incelikten ve kadın haklarından dem vuran alıntılar paylaşıp; gizli saklı köşelerde bir kadına fütursuzca yaklaşma hakkını kendinde gören o arsızlığınız, bu çağın en büyük ahlaki çöküşüdür. Şunu çok iyi bilin: Satır aralarına sakladığınız o sapkın niyetlerinizi görüyor ve sizden sadece tiksiniyoruz.
Duygu ve Düşünce
İnsanca Yaşamak
Gıybetçilerden uzakta, fitneden ırak, İşim düşünmek, eğitmek, ilmi taşımak; Ey gönül! Sen kötüleri ardında bırak, Yolum, yönüm, yöntemim insanca yaşamak... Hoppa kadınlarla züppe erkekler azar, Sanırsın Kıyamet Günü'ne kalmış ramak; Tarih şımaranı "ibretlik" diye yazar, Davam, dostum, değerim insanca yaşamak... Yılan dilliler her gün zehirler saçarken, Sen asil kalbinle hep temiz kal her dem pak; Torpilliler kendini "Vasıflı" sanarken, Aklım, fikrim, rehberim insanca yaşamak... Doktor MBC
Şair Filozof Doktor MBC ile Şiir Dolu Günler
Reklam
Velvele çok, icraat yok !
Bugünkü mevzumuz, hayatta "bir şey" olamamanın sancısı ile arz-ı endam edenlerin velvelesi... Bunlar her devirde insanın içini şişiren, enerjisini sömüren öylesi bir güruh... "Lafa gelince mangalda kül bırakmayan, işe gelince ortalıkta gözükmeyenler" kulübü. Hayatı sadece bir "tribün seyircisi" gibi yaşayıp, sahadakilere sürekli taktik vermeye, kusur bulmaya bayılırlar. Değişime, gelişime zerre katkıları olmadığı gibi, yapıcı tek bir fikir ürettikleri de görülmemiştir. "Velvele çok, icraat yok !" Bu profilin değişmeyen özelliği: Geçmişi (cemaziyülevveli)...Vitrin süsü olmak, parlatılmış boş bir imaj, hep "mış gibi" yapmak. Bugünü...Sürekli bir mağduriyet dili, her şeyden ve herkesten şikayet etme konforu, kronik memnuniyetsizlik. Geleceğe katkısı ise...Koca bir sıfır. Çünkü üretmek emek ister, risk almayı gerektirir; şikayet etmek ise bedavadır. "Kendi ışığına güvenen, başkasının parlamasından rahatsız olmaz." derler. Bunlar kendi ışıklarını yakamadıkları için, sürekli karanlıktan şikayet edip dururlar. Dünden bugüne bir arpa boyu yol alamamalarının sebebi de tam olarak bu: "Aynaya bakmak yerine hep başkalarını parmakla göstermek". Ne yazık ki çeneye verilen kuvvet, beyne ve ele verilmediği sürece bu vızıltı hiç bitmez. Mevzuya manzum uslüp ile devam edelim... ★ BOŞ KUBBENİN YANKILARI Anlayamıyorum ! Mazisinde de sadece vitrinde olma çabasından öte bir şey yapmamışları... Güne dair de; varsa yoksa sızlanma, şikâyetlenme, memnuniyetsizlik... Ya Hu, dünden bugüne hiç mi arpa boyu yol almaz insan... Yumurta vermez tavukların gıdak-gıdak velvelesi, Bal yapmaz arıların vızı-vızıl vızıltısı ! Eli iş tutmaz, dişe dokunur iş yapmaz, fikir üretmez, çeneye kuvvet... Bir ömür şikayet ettiğin mevzularda ne yaptın diye sorsan, cevap kallavi... Cemaziyyül-evvelini de
Bu Da Geçer Ya Hû!
Gamına gamlanıp olma mahzun! Demine demlenip olma mağrur! Ne dem bâkî, ne gam bâkî..
Mahbûbumuzun güzelliğine ayna bu âlem Her zerrede o vechini gösterdi dem-â-dem
ELİF GİBİ SEVMEK - DEM
"İnsan doğarken 'Vav' gibi bükülür, yaşadıkça 'Elif' gibi dik durmaya çalışır. Hayat, o iki harfin arasındaki ince çizgide gizlidir." ⏳ Elif olmak zordur. Elif olursan, dosdoğru olursan, eğilip bükülmezsen; yalnız kalmayı da göze alacaksın demektir. Çünkü doğru olanın nasibi, her zaman sabrın arkasında saklıdır.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam