Öfkeden kaçınma konusunda Marcus Aurelius'un da tavsiyeleri vardır. Önceden de görmüş olduğumuz gibi hayattaki şeylerin geçiciliği üzerine etraflıca düşünmemizi salıkverir. Ona göre bu sayede önemli sandığımız pek çok şeyin
esasen öyle olmadığını, en azından büyük resimde önem arz etmediklerini anlamış oluruz. Marcus, kendi döneminden
yaklaşık bir asır öncesine, Imparator Vespasian'ın zamanına gider. Insanlar her yerde, her zamanki şeylerle meşguldürler:
Evlenirler, çocuk büyütürler, ekip biçerler, âşık olurlar, kıskanırlar, dövüşürler ve ziyafet çekerler. Ancak, der Marcus,
"onca hayattan günümüze ulaşan bir iz dahi yok." Ima edilen, neslimizin sonunun da farklı olmayacağıdır: Hayati önem taşıdığını düşündüğümüz şeyleri, torunlarımız umursamayacaktır bile. O halde bir şeye öfkelendiğimizi fark edince durup o şeyin evrensel ölçekteki önem(sizliğ)ine bakmamız gerekir. Böylelikle öfkeye, daha baştan meydan vermemiş oluruz.