Bundan önce kâfirler, putları öperler, putlara secde ederlerdi. Biz de şu zamanda onun tıpkısını yapıyoruz. Gidiyor, Moğollara secde ediyoruz; sonra da kendimizi Müslüman sayıyoruz. Ayrıca içimizde hirs, istek, kin, haset gibi bunca put var; bunların hepsine de itaat etmedeyiz; hem içten, hem dıştan biz de aynı işi yapıyoruz; sonra da kendimizi Müslüman sayıyoruz.
Pervane, yine Moğolların bitmek tükenmek bilmeyen isteklerinden bunaldığı bir dönemde Mevlana'ya "Gece gündüz canım da, gönlüm de tapınızda hizmet etmede; fakat Moğollar- la uğraşmaktan, onların işleriyle oyalanmaktan vakit bulup da kapınıza gelemiyorum..." diye dert yanar. Mevlana, Pervane'ye "Onların (Moğolların) gönülleri olsun da birkaç Müslüman, emniyet içinde ibadete koyulsun diye kendinizi, malınızla, bedeninizle feda ettiniz. Şu halde bu da hayırlı bir iştir..." diyerek halkın güvenliği için Moğol yanlısı politika izlemenin doğru olduğunu telkin eder. Bu bilgileri Mevlana'nın çeşitli meclislerde yaptığı sohbetlerin oğlu Sultan Veled tarafından kaydedilip vefatından sonra derlenmesiyle ortaya çıkan Fih-i Mâ Fih adlı eserden öğreniyoruz.