“Gerçeğe ulaşmanın yolu sorgulamaktan geçer.”
Puan vermedi·367 syf.··
2026 14. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 14:09
Bu kitaba başladığımda eleştirel düşünmenin hayatımda zaten kullandığım bir şey olduğunu düşünüyordum. Fakat sayfalar ilerledikçe aslında birçok konuda ne kadar hızlı karar verdiğimi, bazen sadece alıştığım için bazı düşünceleri doğru kabul ettiğimi fark ettim. Kitap bana yeni bilgiler öğretmekten çok, günlük hayatta yaptığım şeylere farklı bir gözle bakmayı öğretti. Okurken sık sık kendimi durup düşünürken buldum. Bir insan hakkında ilk izlenimle karar vermek, sosyal medyada gördüğümüz bir bilgiyi araştırmadan kabul etmek ya da sadece çoğunluk öyle düşünüyor diye bir fikre katılmak… Bunların ne kadar sık yaşandığını ve aslında hepimizin zaman zaman bunları yaptığını gördüm. Kitap boyunca verilen örneklerde bazen kendimi, bazen çevremdeki insanları gördüm. En çok hoşuma giden şey ise kitabın beni yargılamadan düşündürmesiydi. “Yanlış düşünüyorsun” demek yerine, “Bir de buradan bakmayı dene” diyordu sanki. Bu yüzden okudukça olaylara farklı açılardan bakmanın ne kadar önemli olduğunu fark ettim. İnsanların söylediklerini, kendi düşüncelerimi ve karşılaştığım olayları biraz daha sorgulamaya başladım. Kitabı bitirdiğimde kendimi tamamen değişmiş hissetmedim ama bakış açımın genişlediğini hissettim. Artık bazı konularda hemen karar vermek yerine biraz daha düşünüyor, farklı ihtimalleri değerlendirmeye çalışıyorum. Bence bu kitabın bana kattığı en değerli şey de buydu. Çünkü bazen hayatı değiştiren şey büyük cevaplar değil, daha doğru sorular sormayı öğrenmektir. “Önemli olan her zaman doğru cevaplara sahip olmak değil, doğru soruları sorabilmektir.” Eleştirel Düşünme İçin Bir Rehber
1000Kitap
Eleştirel Düşünme İçin Bir RehberVincent Ryan Ruggiero · Alfa Yayıncılık · 2017169 okunma
İsyan etmeden hayat olur mu?
10/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
İç sesinizin bizlere fısıldadığı şeylerden bazılarını içerdeki mevzularınızı hatta kırgınlıklarınızı dışarıya atmanız için size her vakit fısıldar bu fısıldayan sesin ne olduğuna dair merak edilenler ve daha fazlası bu dergide okumanı tavsiye ederim dene lütfen
1000Kitap
Tevhid Ocağı - Sayı 3 (Haziran 2020)Tevhid Ocağı Dergisi · Ruhi Yayınevi · 202011 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·109 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 23:32
Selamlar Franz Kafka - Aforizmalar’ı bitirdim ve şunu söyleyeyim: bu kitap roman gibi okunmuyor, kafa dağıtıyor. Kafka’nın not defterlerinden, günlüğünden derlenmiş kısa cümleler var. 1-2 cümlede bitiyor ama kafanda saatlerce dönüyor. Felsefe değil, hayatın içinden tokat gibi gelen gözlemler. İnsan, yalnızlık, dünya, sabır, aldatma... Hepsine acı tatlı dokunmuş. Mesela “Bu dünya için kendini paralaman gülünç” diyor. Basit gibi ama o an durup düşünüyorsun. “Bastığın yerin iki ayağının kapladığından daha büyük olamayacağını anlamaktır mutluluk” dediği yerde de içim cız etti. Bazı yerlerde “Tamam Kafka, biraz da moral ver be” dedim ama işte onun olayı bu. Tatlı tatlı yüzüne gerçeği vuruyor. Ağır bir kitap değil, her yerde açıp 5 dakika okuyabileceğin türden. Ama okuduktan sonra 5 dakika durup kitaba bakıyorsun. Eğer kafası karışık, biraz dertli, biraz da düşünen insanları seviyorsan bence dene. Ben çok sevdim, altını çizdiğim yerler bende kaldı. Sizden okuyan var mı? En çok hangi cümlesi çarptı sizi?
1000Kitap
AforizmalarFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201734,4bin okunma
8/10
·320 syf.··
2026 146. kitabı
Günlük Yaşam Felsefesi #okudumbitti Biri karşıma oturmuş, bana akıl vermeden ama tam yerinden sorular sorarak düşünmeye çağırıyor. Kitabı bitirdiğimde “tamam, şimdi hayatım değişti” gibi iddialı bir yerden değil; daha gerçek bir yerden çıktım: “Ben bazı şeyleri otomatik yaşıyormuşum” farkındalığıyla. Felsefeyi “yüksek” bir yerden anlatmıyor; mutfaktan, sokaktan, ilişkilerden, içimizde dönüp duran o bitmeyen konuşmalardan yakalıyor. Bir yandan yumuşak bir sohbet gibi akıyor, bir yandan da hiç beklemediğin bir cümlede durup kalıyorsun. Hani bazı kitaplarda altını çizmek bile yetmez, sayfanın kenarına “bunu unutma” diye not düşmek istersin ya… Bende o his çok oldu. Kitabın “yol bulma” derdinden çok “yolda olma” halini önemsemesi beni rahatlattı. Hep bir şeyleri toparlama, düzeltme, yetiştirme baskısının içinde “ben nereye koşuyorum?” sorusu bazen gereksiz bir suçlulukla geliyor. Burada o suçluluk yok. Daha çok şu var: Kaybolmaktan korkma; hatta kaybolmanın içinde birbirini sansürlemeden konuşmayı dene. Çünkü bilirkişi gerçekten biziz—tek tek ve birlikte. Bir de “şimdi” meselesi… Evet, çok duyuyoruz, çok konuşuyoruz ama bu kitap bana şunu hissettirdi: Şimdiyi romantize etmiyor; şimdiyi gerçekçi bir zemin gibi kuruyor. Geçmişin pişmanlıklarıyla gereksiz didişmeden, geleceğin kaygısıyla boğulmadan, o anın içinden “tamam, ben buradayım” demeyi öğretiyor. Kulağa basit geliyor ama modern hayatın tam da unutturduğu şey bu. @gunduz_vassaf ‘ın dili bence çok “insan”: yer yer ironik, yer yer ciddi, ama hep canlı. Özellikle öğrenmekle “bilgi yığmak” arasındaki farkı düşündürdüğü yerlerde kendi günlük alışkanlıklarıma uzaktan bakabildim. Telefon ekranında kaydırdığım şeyler mi beni besliyor, yoksa gerçekten merak ettiğim bir şeyin peşinden mi gidiyorum? Bu soru bende kaldı. Bu
Günlük Yaşam FelsefesiGündüz Vassaf · Tuhaf Yayınları · 202632 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 52. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 00:54
Merhabalar, tavsiye edeceğim bu kitap kendinize biraz daha yaklaşmanızı sağlayacak. Her şeyi halledebilen, herkesle başa çıkabilen “sen”i esas alan, durup düşünmeni sağlayacak biraz da kendine merhem olabileceğin bir kitap. Okurken kendini yakın bir dostunla yer yer de kendinle sohbet içerisindeymiş gibi hissediyorsun. Oldukça yalın dille yazılmış okurken yormadan aksine onararak ilerliyor. Kitabı okuduktan sonra kendime karşı acımasız davrandığımı fark ettim. “Arsızın yüzüne ayna tutmak yerine, Sırtını dönüp yürümek en asil savunmadır.” “Kendini affetmek, iyileşmenin ilk adımıdır.” Her şeyi kontrol etmeye çalıştığında düzen kurduğunu sanırsın; oysa çoğu zaman sadece kendi huzurunu dağıtırsın. Hayat, sen düzeltmeye çalışmadığın anlarda da akmayı bilir. Duygusal kapanma bir son değildir; bazen insanın kendine dönebilmesi için gereken moladır. Ve hepsinin özünde şu gerçek vardır: kapanma kendini korumaktı; açılma ise kendine güvenmeye yeniden başlamaktır. Duygusal kapanma dediğimiz bu süreçten çıkmak kolay değildir çünkü kapanma uzun bir yorgunluğun sonucudur. Bu yüzden “Hadi artık açıl” demek, kapanmış bir kalbi harekete geçirmez. Kalp, kendini güvende hissettiği anda yavaşça açılır; tıpkı bir yaranın zorlanmadığı zaman daha hızlı iyileşmesi gibidir. Bazen sadece bir duyguyu adıyla anmak bile yükü hafifletir. “Küçük adımlar” değerlidir; çünkü duvar bir anda yıkılmaz ama bir tuğlası bile yerinden oynadığında toz dağılır, ışık içeriye sızar. “Zihnini susturmaya çalışma, ona yön vermeyi dene. İşte o zaman zihnin de oraya akmayı öğrenir.” Görmezden geldiklerinizi fark etmek, kendinizle yüzleşmek isterseniz okumanızı öneririm, kahvenize eşlik edecek çabuk okuyup bitecek akıcılığa sahip. “Ve insan bir gün yorulur. İşte o gün sessizce geri çekilirsin. Ne kavga
Kendimden Özür DilerimMiraç Çağrı Aktaş · İndigo Kitap · 2026165 okunma
Puan vermedi
Savaşın kendisinden çok, insanların savaş karşısındaki sessizliğini anlatıyor ve iş işten geçince ses cikarmanin ne önemi var? #birgünherkesbunahepkarşıymışgibiyapacak duvarına çarptım bugün de‍Ne demişti Yaşar Kemal "her savaş önce yoneticileri çürütür ondan sonra da halkları çürütür" Bir yerde insanlar ölürken başka yerlerde hayatın hiçbir şey olmamış gibi devam etmesi, zaman geçince herkesin vicdanlı görünmeye çalışması kitap boyunca en sert hissettirdiği şeylerden biri oldu. Yalnızca bir coğrafyayı değil; korkuyu, kaybı, görmezden gelinmeyi ve dünyanın seçici merhametini anlatıyor. Bazı acılar günlerce konuşulurken bazılarının sessizce unutulması! insanın içine oturan taraflardan biri. Kitabı okurken duyduğum his ise; İnsanlık olan biteni durduramadığı için değil, alıştığı için susuyor olabilir mi? Öfke, hüzün, çaresizlik ve vicdan sorgusu aynı satırlarda buluşuyor. Ağır ilerleyen ama düşündürdüğü şey uzun süre etkisini koruyan bir kitaptı. Savaşın sadece şehirleri değil, insanların geçmişini, çocukluğunu ve aidiyet duygusunu da yok ettiğini hissettiren bir roman İnsanlık neden böyle davranıyor? Acılar neden seçilerek önemseniyor? Tarih geçince herkes neden masum görünmeye çalışıyor? Yazarın asıl sorguladığı şey;savaş kadar sessizlik ve görmezden gelmek.‍ @nepalkitap çok güzel bir esere imza atmış #okumahalleri #filistin #gazze #omarelakkad instagram.com/p/DYjWCTCs6-c/?...
One Day, Everyone Will Have Always Been Against ThisOmar El Akkad · Knopf Publisher · 20256 okunma