Deniz

Musibetin birinci hediyesi, başa gelmesine sebep olan günahın affedilmesidir. İkinci hediyesi, gelecekteki başka nimet ve ödüllerin başlatıcısı olmasıdır. Üçüncüsü, gelmesi mukadder olan bir nimete engel olan o günahın ortadan kalkmasıyla, kader yollarında takılmış o nimetin insana doğru yeniden yola çıkmasıdır. Dördüncüsü, musibetin günaha denk gelen cezadan fazla olması durumunda, birtakım umulmadık başka nimetlerin önünü açmasıdır.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sahabeden Ubâde İbnu's-Sâmit (ra) oğluna ölümü sırasında demiştir ki: "Oğulcuğum, başına gelecek olan şeyin asla atlatılamayacağını, kaçırdıklarını da yakalayamayacağını bilmedikçe, imanın tadını asla bulamazsın.
Hz. Peygamber (sav) şunları söyledi: Allah'ı gözet ki, O da seni gözetsin. Allah'ı an ki O'nu yanı başında bulasın. Rahatlık ve genişlik günlerinde Allah'ı tanı ki O da sıkıntılı günlerinde seninle olsun. Bir şey isterken Allah'tan iste, yardım dilerken Allah'tan dile. Çünkü olacak şeyler hakkında Allah'ın kaderi (yazısı) kesinleşmiştir. Eğer bütün insanlar, Allah-u Zülcelal'in senin hakkında takdir etmemiş olduğu bir konuda sana yararlı olmak isteseler, o işi yapamazlar. Buna karşılık bütün insanlar, Allah'ın alnına yazmamış olduğu bir zarari sana dokundurmak isteseler bunu başaramazlar"
Sayfa 266·Kitabı okudu
İnsan zihni bir tuhaftı. İnsan zihni imkânsız olanı düşünebiliyordu. Ama imkânsız olanı kabul etmek istemiyordu. İmkânsız olanın imkân âleminde var olabileceğini tasavvur edebiliyordu, fakat aynı zamanda bu tasavvuru reddediyordu. Onu yitirmeyi kendime yediremiyordum.
Yolcu birden kendini bir oruçlu haliyle duyumsamaya başlıyor. Kurak arazi üstünde, kendine kimseden yardım gelmeyeceğinin bilincini zihnine yerleştiriyor. Artık gelip geçen araçlara el sallamayacak. Yoluna tek başına yürüyerek devam edecek. Bir oruçlu gibi.. ödülünü yalnızca yaradandan bekleyecek. Bu umutla tepelere doğru yürümeye koyuluyor. Bu bilinçle, bulunduğu kuytulukta başkasının yardımına muhtaç olmadan yürüyebileceğini, yalnız olmadığını düşünüyor.. tepeyi aşınca güneş de çekilmiş olacak, belki bir ormanın serinliğinde, bir kaynak suyunun ferahlığında iftara ulaşacak.. böyle düşününce kuytularda yalnız olmadığını fark etmeye başlıyor.. adımlarını sıklaştırıyor.