Puan vermedi·268 syf.··
2026 60. kitabı
Rita, cinayetler mahallerine, fotoğraflar çekmeye geri dönmüştü. Ama bu durum eskisinden de daha zordur artık. Bacağındaki rahatsızlık işleri onun için daha zorlaştırıyordu. Iş arkadaşları tarafından da dışlandığı apaçık görünüyordu. Bir yandan gördüğü hayaletler ile ilgili hikayeler çoğalırken, öte yandan polislerin içlerinden birilerinin foyasını ortaya çıkartmış olması bu duruma sebep olmuştur. Montano ailesinin sekiz üyesinin ölmüştür- ki bunların altısı küçük çocuklardır. Ve hayaletler Rita'yı bırakmaktadır. Yüzlerce fotoğraf çeker ve kimsenin bulamadığı deliller bulur. Lakin bulduğu bu deliller yine başını belaya sokmasına sebep olur ve emekli olup büyükannesinin yanına taşınır. Ama ölümler burada da peşini bırakmaz. Peş peşe aynı yöntemle işlenen cinayetleri fotoğraflarını çekmelerini isterler. Orakla boğazları kesilerek öldürenen bu cinayetleri ortak noktalarını bulmak ve bağlantı kurmak Rita'nın yeteneği sayesinde çözüm bulur. . Okula gitmeyi bırakmıştım çünkü babam öyle istemişti. Zihnimi kötülükle doldurduklarını söylüyordu; zaten kafam bir dünyaydı, Kafama aldığım darbeden sonra, bazen zihnim sürüklenir ve kendimi tarlalarda uyanmış halde bulurdum ve ne olduğunu hatırlayamazdım. Babamın kötü muamelesiyle yaşamayı, ona uyum sağlamayı öğrendim. Kalbim karardı ve onun acısını kuru toprak gibi emmeye başladım. Şiddetin geldiğini gördüğümde, karanlık içeri giriyor ve dualarını tenimin üzerinde dalgalandırıyordu. Hissetmemeyi öğrendim. Hiçbir sey hissetmemeliyim. Dünyada çok fazla kötülük var. Babam annemi baltayla yere serdiğinde bana bu kötülüğün sadece bir parçasını göstermişti.Nefreti ve şiddeti göstermisti. St. Joseph'te kötülüğün baska yönlerini de gördüm; yırtıcılığı ve zalimliğe gördüm. Üniversitede bencilliği ve açgözlülüğü anlamaya basladım. Mezun
PozRamona Emerson · The Kitap · 202574 okunma
Çîroka Şervanê Kurdan ,Xeyri♡
10/10
·328 syf.·
Beğendi
·
2026 39. kitabı
"Ji bîrkirin îxanete. Xiyanetê em şikandin ne şer. Ma ne her tişt dawiyek heye? Çima dawiya êşê tune ye..." Bu kitap; ölümün o buz gibi soğukluğuna karşı sıcacık, tertemiz bir tebessümle direnenlerin ve ne olursa olsun pes etmeyenlerin hikayesi. Kitabın satırları arasında gezinirken zihnimde hep şu acı gerçek yankılandı: "Ez dikarim hemû tiştan jibîr bikim, lê xiyaneta wan kesan na jibîr dibe ku hevalê me winda kirin." Kitapta beni en derinden etkileyen karakter şüphesiz Xeyri oldu. Her şeye rağmen pes etmeyen, gerçekleri dünyaya haykırmak için adeta ölüme meydan okuyan bir irade... Kaç kez ölümün kıyısından döndü, kaç kez donmak üzereyken kendi kendini ayağa kalkmaya zorladı? Onun yaşadıklarını bir başkası yaşasaydı çoktan ölüme teslim olurdu. Xeyri’nin o sert ve dirençli duruşunun arkasında, içindeki o kadar tatlı, o kadar saf bir çocuk saklı ki... İnsanın onu sarıp sarmalası, bağrına basası ve dünyanın tüm kötülüklerinden koruyası geliyor. Xeyri’nin kendi kendisiyle olan içsel atışmaları, vicdani muhasebeleri ve her seferinde doğru karara ulaşma çabası, hepimizin ondan öğrenmesi gereken çok kıymetli dersler barındırıyor. Kitap bize en çok da şunu fısıldıyor: Ne olursa olsun, insan kendi değerlerine ve kendinden olana ölse bile ihanet etmemeli. Kitabı okurken heyecandan ve endişeden nefesimin kesildiği anlar oldu. Mereto köpeğinin yaşattığı hayal kırıklığından sonra, Xeyri; Bawer ve Murat ile karşılaştığında içimi büyük bir korku kapladı. "Acaba onlar da mı ihanet edecek?" endişesiyle sonraki sayfaları okumakta zorlandım. Kitabın derinliğini tam anlamıyla kavramak, sindire sindire okumak için kendimi ne kadar yavaşlatsam da bir baktım ki kitabın sonuna gelmişim. O kadar akıcı ve sürükleyici bir anlatımı var ki zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Xeyri; ne
Şervan
Gülümse Ölüm Utansın 2Xeyri Garzan · Aryen Yayınları · 2018189 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
6/10
·496 syf.··
2026 105. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:36
Bu kitap, ‘Tekvin’ adlı kitabının devamı, fazlasıyla distopik bir metin olmuş. Ben distopya severim, ve son zamanlarda dikkatimi çeken önemli bir husus, nedense ya benim elime geçen ve okuduğum ya da üretilen distopyaların çok büyük bölümünün artık büyük İstanbul depremi ve/veya pandemi içerikli olduğu. Bu metinde de büyük bir İstanbul depremi olmuş, bu deprem nedeniyle çok sayıda insan ölmüş ve evsiz kalmış ve Türkiye’nin bu zayıf halinden yararlanmaya çalışan yabancı devletlerin, İstanbul’u işgal etme planları ele alınıyor. İşin içinde Vatikan, papalık, özellikle Mimarsinan yapıtlarından ele getirilmeye çalışılan bir sır vs vs vs de var.. birinci kitap kadar ilgimi çekmedi açıkçası, onun keyfi biraz daha farklıydı. 
GizlenenArif Ergin · İthaki Yayınları · 2025487 okunma
İnceleme yazısı Can'ım Tenimden Ayrıldı- Ebru Asya
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Ares Kitap tarafından ikinci baskısı yayımlanan “Can’ım Tenimden Ayrıldı,” adlı eser, iki yüz sayfadan oluşmaktadır. Yazar ve şair, Ali Haydar Koyun’un altıncı kitabıdır. Kitapta kırk beş anlatı vardır. Metinler genel yapı itibariyle birkaç sayfadan oluşmuştur. Her bölümün başlangıç sayfasında okuru anlatıya hazırlayan lirik geçişler bulunur. Bu geçişler anlatının duygusal eşiğini belirlerken aynı zamanda epigraf işlevi görür. Kitabın içeriğine dair bölümde yazar, eseri kaleme alma gerekçesini açıklamaktadır. Geride yazılı bir eser bırakmamış olsa da can dostum dediği Yücel Doğanşahin’in yazılmaya değer bir hayat sürdüğünü vurgular. Bu kitabı yirmi altı yıllık hatıraların vefa nişanesi olarak okura sunar. Bir kayıp üzerinden duygu paylaşımının yapıldığı metinlerde yazar, süslü anlatımlardan kaçınmıştır. Okurla sohbet ediyormuş gibi kurduğu içten dil sayesinde kitabı herkesin kolayca anlayabileceği ve içselleştirebileceği bir zemine taşımıştır. Ancak bu sadelik anlatımın şiirsel yönünü gölgede bırakmamıştır. Bazı cümleler şiirsel mısralar inceliğinde sayfalara süzülmüştür. Yalınlık içinde derinlik barındıran bu üslup, esere duygusal bir zarafet kazandırmıştır. Yürüme engelli Yücel Doğanşahin’in hayatına adanan Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı eser biyografik ve tanıklık temelli bir kitaptır. İçerikte; anılar, mektuplar, günlükler, dost duygular adı altında yapılan yorumlar ve taziye mesajları yer almaktadır. Acı, burukluk, boşluk, çaresizlik, dostluk, düşler, fedakârlık, karanlık, ölüm, özlem, sancı, sevgi, sonbahar, vicdan, yara, yas gibi temalar işlenerek, yer yer Ali Tura, Ahmet Arif, Benjamin Franklin, Cemal Süreya, Charles Bukowski, Konfüçyus, Mevlâna, Osho, Paul Carson, Publilius Cyrus, Şükrü Erbaş, Tuncel Kurtiz, Yusuf Hayaloğlu gibi yazar- şair ve düşünürlerden
Can'ım Tenimden AyrıldıAli Haydar Koyun · Ares Kitap · 20223 okunma
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Kimsesizler Coğrafyası Zekeriya Çetin #kitapyorumu #zekeriyaçetin #kimsesizlercoğrafyası #inkilapkitabevi #roman Bir insanı ölümden daha çok korkutan bir şey varsa oda bilinmemezlikti… Sednaya Hapishanesi’nde yaşamını yitirenlerin anısına yazılmış kitap… 6 şubatta Hatay da yaşanan depremin yaslı gününü okurken çoğu zaman içim acıdı… Geç kalınan şeyler… Yaşanan acılar… Geride bırakılan hayatlar… Ali’nin hikayesi enkazın altında sıkışmış, çaresiz ve zor olarak başlıyor… @av.zekeriyacetin güçlü kaleminden harika bir kitap! Acıları birbirine düğümlenmiş bir avuç yetimdik o topraklarda. Herkesin vardı yitirdiği. Kimsesizlik o an hepimiz. Yağmur yağıyordu ölü ruhlarımızın üzerine. İnsan, sevdiğine kavuşunca dinermiş içindeki bütün savaş. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış insanlar ancak bu kadar gözü kara olabilirdi. Düşünmek, ardında bekleyeni olanların lüksüydü. 🪽 Belki yaralarımız farklı yerlerdeydi ama hissettiklerimiz aynıydı. İnsanın acısını insan alır. Vuslat teki @inkilapkitabevi
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026108 okunma
Puan vermedi
Kitabı elime ilk aldığımda beni ismi vurmuştu ama içindeki hikayenin bu kadar derinime işleyeceğini tahmin edememiştim. Okurken hissettiğim en baskın duygu, sarsıcı bir empati ve göğsüme oturan o ağır çaresizlik hissiydi. Hepimizin yüreğinde hala taptaze bir yara olan deprem gerçeğini, o kapkara sabahı ve sonrasındaki yıkımı yazar o kadar canlı aktarmış ki, kendimi adeta o soğukta, enkazın başında beklerken buldum. Beni bu romanda en çok etkileyen şey, iki farklı coğrafyanın "kimsesizliğini" tek bir enkazın başında buluşturması oldu. Biz kendi acımızla kavrulurken, yazar karşımıza Ali’yi çıkarıyor. Iraklı Ali’nin hikayesini okudukça, savaşın, göçün, aidiyetsizliğin ve bitmek bilmeyen felaketlerin bir insanı nasıl adım adım "kimsesizler coğrafyasına" sürüklediğini gördüm. Ali’nin acısı benim acıma karıştı; orada anladım ki felaketlerin, yasın ve gözyaşının milliyeti yokmuş. Zekeriya Çetin'in diline ayrıca hayran kaldım. Bu kadar ağır, travmatik ve insanı paramparça edebilecek konuları ajitasyona hiç kaçmadan, muazzam bir sadelikle anlatmış. Kimsesizler Coğrafyası benim için sadece bir deprem ya da savaş romanı değil; insan olmanın acı tatlı ağırlığını bana yeniden hatırlatan, hafızamda çok uzun süre taşıyacağım çok kıymetli bir şahitlik oldu. Mutlaka okunması gereken harika bir kitap
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026108 okunma