• însanın insanlığının bir haz ya da çıkar arayışından çok (sonunda "haz ilkesinin ötesinde" bir şeye tanınan üstünlüğe karşın, Freudcu psikanalizin bile temelinde yatan düşün­ce), şehvetli bir ıstıraba duyulan istekte yattığı görüşüne Dostoyevski'yi götüren şey, muhtemelen duyguyla bu tür bir içli dışlılıktır. Hınç ya da öfkeden farklı, daha az nesne­sel kişinin kendi içine daha kapanmış olan böyle bir ıstıra­bın berisinde, bedenin gecesinde kendini yitirmekten başka bir şey mümkün olmazdı. Bu ketlenmiş bir ölüm dürtüsü­dür, bilincin bekçisi tarafından engellenmiş, ve bundan böy­le acılı ve edilgin olan benliğe geri dönmüş bir sadizmdir:
  • Mitchell ve diğer ilişkisel analistler için ailenin özelliklerine yönelik bilgi ve bilinç dışı etkenlere dikkat çeşitli yollarla keşfedilir. Önemli bir yöntem, terapist-hasta ilişkisinin gelişmesidir. Bu keşif tâkip eden örnek olayda daha önceki dördüne göre daha belirgindir. Teyber'in (2006) ilişkisel yaklaşımlardaki yöntem tarifi terapistin hastalarla çalışırken ilişkisel ifadeleri nasıl kullanabileceğine dair bazı fikirler otaya atmıştır fakat, Teyber'in yaklaşımı Mitchell'in ve meslektaşlarının bir sonraki örnekte kullandıkları psikanalitik kavramsal açıklamaları sağlamamaktadır.

    Sam, bir kadınla uzun süreli ilişkisi olan yetişkin bir erkektir. Mitchell (1988) onu çökkünlük (depresyon) ve zorlantılı aşırı yeme (compulsive overeating) belirtileri olan birisi olarak tarif etmiştir. Sam'in doğuştan ağır beyin haşan olan kız kardeşi var. Kız kardeşinin sorunlan, aile bireylerinin hastalıkları ve iş başarısızlıktan nedeniyle Sam'in babası, kız kardeşinin doğumundan önce yaşam dolu biriyken o ve Sam'in annesi depresyona girmiştir. Sam'in anne ve babası zaman içinde atıl ve özensiz olurlar. Sam, onlar ve gerçek dünya arasmdaki bağlantıyı kuran kişi olarak görülüyordu. Mitchell (1988), Sam'le otan çalışmasını betimlemiştir.

    Analitik inceleme, Sam'in derin benlik hasarı algısını ve depresyonunun ailesiyle bağını sürdüren mekanizma işlevim gördüğünü ortaya çıkanr. Zaman içinde Sam ve ailesinin depresyonu bir prensip, bir varoluş biçimi hâline getirdiği ortaya çıkar. Onlar dünyayı acı ve ızdırap dolu bir yer olarak görüyorlardı. Yaşamın tadını çıkaran insanlar yüzeysel, entelektüel ve ahlakî olarak bozuk, kelimenin tam anlamıyla ciddiyetsiz ve sıkıcıdır. O, çile çekiyormuş gibi gözüken insanlara doğru çekiliyordu. Onlara karşı aşırı empati duyuyor ve yardımcı oluyordu, ama bunun sonrasmda kendisini tuzağa düşmüş hissediyordu. İnsanlarla en yakınlaştığı deneyim, birlikte ağlamalarıydı; neşe ve zevk mahrem, başkalanndan ayıran ve neredeyse utanç verici duygulardı.

    Sam ve analisti bu şekilde bir bağlantının onun terapistle ilişkisini etkilediğini gözden geçirdiler. Birlikte analistin çile çekmesine yönelik ve Sam'in ona hevesle ihtimam edip birlikte sonsuza kadar sefalet içinde sürünmelerini içeren birçok fanteziyi incelediler. Daha örtük bir biçimde, Sam'in aşın hassas ve içten anlayışlı varlığı oturumlarda hüzünlü, ama sıcak bir atmosfer yarattı ve terapist bu durumdan keyif aldığını fark etti. Sam'in bu tür bir bağlantı kurma kapasitesi hem aşın derecede rahatlatıcı hem de bir anlamda endişelendiriciydi. Zaman içinde analist, bu sıcak atmosferin Sam'in analiste çok yardımcı olduğu inancından kaynaklandığını anladı. Analist büyük iyileştirici olup da aynı zamanda yardıma ihtiyaç duyandı. Analistin, Sam'in dikkatli hizmetlerine teslim olmak için güçlü karşıt transferansın çekicilik olarak tanımladığı şeye analistin yardıma ihtiyaç duyması yol açtı ki, aynlma, mani nitelikli tersine çevirme (manic reversal) gibi durumlan içeren bu çekime yönelik eşit güçlü dirençler bunun yerine geçti.
  • Kendinize depresyon ya da itibar kaybı teşhisi koymadan önce, çevrenizdekilerin aşağılık insanlar olmadıklarından emin olun!
  • Yan yana dizilmiş onlarca koşu bandı. hepsinin üzerinde birbiriyle yarışan ama aynı yerde duran kadınlar. aynı numara saç boyası, aynı marka ayakkabı, aynı kesim eşofman altı. hepsinin önünde aynı mp3 çalar, hepsi aynı şarkıyı çalar: "bu mp3 çalar değil, ipod!", "bu farklı".

    dolaplarda, pardon locker'larda aynı eşyalar. aynı çantaların içinde aynı cep telefonları. asla kullanılmayan yüzlerce fonksiyonu olan, aynı melodiyle çalan oyuncaklar. sahip olmak için aynı insanlarla aynı kuyruğa girilen, "farklı" telefon.

    menüleri birbirinden farklı, masaya konan yemek birbirinin aynı yüzlerce "farklı" cafe. aynı salatayı yiyen, aynı saç modeline sahip yüzlerce insan. adı farklı, huyu suyu, saçı sakalı aynı erkekler hakkında aynı dertleri yanan; isimleri farklı birbirinin aynı kadınlar. aynı diziyi izleyip, aynı şarkıyı dinleyip farklı olduğunu hisseden; buna rağmen kendini iyi hissetmeyen farklı kadınlar.

    herkesinkinden farklı gördüğü çocuğunu, herkesin göndermek için can attığı aynı okulda okutabilmek için çırpınan; kendisi yemeyen, çocuğunu herkesle aynı fast food zincirinde yediren; kendisi giymeyen, çocuğuna herkesle aynı kıyafeti alan aileler.

    aynı gün, aynı saatte, aynı kıyafetlerle aynı işin başına koşan, ve o işi yaptığı için "farklı" olduğunu düşünen aynı servisin yolcuları. aynı marka monitör ve klavyelerin başında, aynı mouse'ı oradan oraya döndürüp tüketilen aynı gençlik.

    aynı farklı insanlarda; aynı stres, aynı bunalım aynı depresyon. ve tüm bunları ortadan kaldırması için gidilen aynı doktor, yutulan aynı kimyasal leblebi.

    aynı malzemeyle yapılmış, birbirinin aynı bloklardan oluşan siteler. aynı mimari, aynı mutfak, aynı salon. aynı ebeveyn banyosunun aynı kabına sıçıp, kendini "farklı" hisseden binlerce insan.

    içiniz rahat olsun,
    hepiniz farklısınız.
    ☆alıntı
  • "O dediğini ben çoktan yaptim. Esas sorunum da bu zaten. Hiç depresyon geçirmedim, ne derin bir keder ne de müthiş bir mutluluk duymuşluğum var ömrümde, olmuşsa bile çok kısa sürmüştür. Benim sorunlarım herkesinkinden farksız."
  • "O dediğini ben çoktan yaptim. Esas sorunum da bu zaten. Hiç depresyon geçirmedim, ne derin bir keder ne de müthiş bir mutluluk duymuşluğum var ömrümde, olmuşsa bile çok kısa sürmüştür. Benim sorunlarım herkesinkinden farksız."
  • Bir kez daha yaşamak istemediği tek şey vardı:
    Depresyon.