Nora'nın hikayesi ve bendeki izi ꫂ❁
9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 11:44
Nora Seed, seni okuduğum için, pişmanlıklarını gördüğüm için, kütüphanende sana eşlik ettiğim için, ve hayata döndüğün için gerçekten mutluyum.Bu kitabı bitirince hissettiğim duygu mutluluktu; Nora'nın hayata dönmeyi seçmesinin mutluluğu... Kitap Nora Seed adlı karakterin hayattan kopuşunu, yoğun bir depresyon süreci ile beraber hayata küsmesini ve intihara kalkışmasıyla başlıyor. İlaçları aldıktan sonra kendini bir kütüphanede bulan karakter, karşısında küçükken gittiği okulun kütüphanecisi Bayan Elm'i görür; nerede olduğunu sorar. Bayan Elm ona kök yaşamı ile ölüm arasında, kendi kütüphanesinde olduğunu söyler. Bu kütüphanedeki tüm kitaplar Nora'nın farklı farklı pişmanlıkları üzerinden yazılmış olup bunu keşke şöyle yapsaydım anlarında onları öyle yapmış ve hayatı buna göre şekillenmiş yeni hayat versiyonlarından oluşmaktadır. Nora bunun mantıksız olduğunu düşünür fakat bunu Bayan Elm şöyle açıklar: Kuantum mekaniğine ve Sicim teorisine göre bu mümkündür çünkü bir olayın gerçekleşmesi durumunda bir etken farklılaştırılırsa paralel evrenlerde tüm bu ihtimaller farklı versiyonlar olarak yaşanır.(Gerçek hayatta kanıtlanmış veri bulunmamaktadır.) Nora bunu kabullenir ve Pişmanlıklar kitabı ile başlar; buradan pişmanlıklarını düşünür ve olmak istediği hayatlara tek tek gitmeye başlar. Ama nerdeyse hepsinde bir uyumsuzluk, kabullenememe yaşar ve kendini kütüphanede bulur. Fakat bunlar yaşanırken aslında Nora kendi kök yaşamında ölmek istemediğine, hayatın aslında başkaları yüzünden biçtiğimiz rollerden ibaret olmadığını anlar. Ve bu kütüphanede okuduğu son kitabı açar oraya kocaman harflerle "YAŞIYORUM." yazar ardından kök yaşamında kendi yatağında uyanır, sonrasında hastaneye götürülür ve hayata tutunmaya karar verdiğine emin olur. Kitap sakin akan bir kitap, Nora'nın
1000Kitap
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,6bin okunma
7/10
·551 syf.··
2026 73. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:00
Esrarlı Ada'nın ilk cildi, doğayı tamamen insanın emrine amade kusursuz bir laboratuvar olarak gören, insan psikolojisini hiçe sayan ve sömürgeci bir kibirle yazılmış bir "teknik kılavuz" gibidir. Jules Verne'in bilimsel öngörüsü takdir edilse de, edebi ve sosyolojik derinlik açısından sınıfta kalan bir metindir. Kitaptaki en büyük problem, beş kazazedenin ıssız bir adada sıfır aletle başlayıp neredeyse hiçbir başarısızlık yaşamadan hızla sanayi devrimi yaratmasıdır. Mühendis Cyrus Smith, adeta yürüyen bir ansiklopedidir; toprağın kimyasal yapısını bir bakışta çözer, metal eritir, patlayıcı yapar ve adayı hemen elektriklendirir. Karakterlerin hiç hata yapmaması, doğaya karşı hiçbir çaresizlik yaşamaması anlatı gerilimini tamamen yok eder. Bu durum, okuyucuda gerçek bir hayatta kalma mücadelesi değil, hile kodları açık bir bilgisayar oyunu izleme hissi yaratır. Roman, 19. yüzyılın "Avrupalı beyaz adamın dünyayı ehlileştirme" misyonunu körü körüne över. Karakterler adaya düşer düşmez, orayı keşfedilecek bir doğa harikası olarak değil, derhal mülk edinilecek ve sömürülecek bir toprak parçası olarak görürler. Adaya hemen "Lincoln Adası" adını verip Amerikan bayrağı dikmeleri, yerel coğrafyaya ve doğaya karşı ne kadar işgalci ve kibirli bir zihniyetle yaklaştıklarının en net kanıtıdır. Karakterlerin hiçbiri gerçek insan gibi hissettirmez; her biri belirli bir sosyal sınıfı veya mesleği temsil eden tek boyutlu prototiplerdir. Aralarında hiçbir fikir ayrılığı, psikolojik kırılma, kavga ya da depresyon yaşanmaz. Dünyadan tamamen izole olmuş bu insanların psikolojisi tamamen görmezden gelinir. Özellikle siyahi karakter Nab, efendisine olan kölece sadakatiyle tamamen 19. yüzyılın ırkçı stereotiplerine göre şekillendirilmiştir ve kendi özgür iradesinden yoksundur. Cilt
Kitap İncelemesi
Esrarlı Ada (1. Cilt)Jules Verne · İthaki Yayınları · 20153,030 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·464 syf.··
2026 41. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:44
Kitabı severek okudum, içinde gerçekten çarpıcı bilgiler var. ​Depresyon, anksiyete, kendine zarar verme ve intihar oranları 2010’ların başında neden aniden ve iki kattan fazla artış gösterdi? Yazarın da arka kapakta belirtildiği üzere söylediği gibi: "Çocuklarımızı ve kendimizi telefon temelli hayatın psikolojik hasarından korumakla ilgili bulguları göz ardı edemeyiz." ​Bununla beraber kitapta en sevdiğim kısım; 'oyun temelli' çocukluğun yerini alan bu akıllı telefon çağının, gençlerin nörolojik ve sosyal gelişimine nasıl ağır darbeler vurduğunu verilerle kanıtladığı bölümdü. Üstelik bu hasar herkeste aynı şekilde de tezahür etmiyor; kız çocuklarını sosyal kıyas ve mükemmeliyetçilikle vururken, erkek çocuklarını gerçek dünyadan koparıp sanal dünyaya hapsediyor. ​Yazar; okulların ve ailelerin kolektif bir eylem üretmesi gerektiğini savunuyor, neler yapılabileceğine dair somut adımları ve kuralları anlatıyor. Elbette arada kültürel farklar var; ama yine de hepimizin öğrenecek bir şeyleri olduğunu düşünüyorum, şahsen ben çok yararlandım. ​Benim kuşağımın çocukluğu sokaklarda geçti; sanırım bilgisayarsız ve telefonsuz çocukluk geçiren son nesildik. Sokağın tadına varabildik, akranlarımızla risk alarak büyüyen bir nesildik. Şimdiyse çocuklarımızı büyük teknoloji endüstrisinin bu acımasız deneyinden bir nebze olsun kurtarmaya çalışıyoruz. Düşününce gerçekten üzücü
Kaygılı KuşakJonathan Haidt · Pegasus Yayınları · 202512 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 18:05
"Ölmek İstiyorum Ama Tteokbokki de Yemek İstiyorum" (Baek Sehee), insanın derin bir depresyon ve tükenmişlik yaşarken bile hayata tutunacak küçük nedenler bulabileceğini ve kusurlarıyla barışması gerektiğini anlatır. Yazarın kendi psikoterapi seanslarından yola çıkarak kaleme aldığı bu anı-anlatı kitabı, özellikle şu temel mesajları öne çıkarır. *​Dışarıdan normal ve başarılı görünen insanların da iç dünyalarında sürekli bir boşluk, yetersizlik ve mutsuzluk hissiyle savaşabileceğini gösterir. Acı çekmek için "büyük bir trajediye" gerek yoktur. ​*İnsanın hayattan vazgeçmek isteyecek kadar dipteyken bile en sevdiği yemeği (tteokbokki) canının çekmesi çok doğaldır. Yaşama arzusu ve umutsuzluk aynı anda var olabilir; bu ikiyüzlülük değil, insan olmanın ta kendisidir. *​Kişi,sürekli başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünü umursamanın ve kendini acımasızca eleştirmenin ruh sağlığına verdiği zararları gözler önüne serer.Kendimizi olduğumuz gibi, kusurlarımızla kabul etmenin önemini vurgular. *​Hayat her zaman çok parlak olmasa da, bizi o gün yataktan kaldıracak ya da hayata bağlayacak küçük, sıradan zevklerin (güzel bir yemek, bir kahve, bir hobi) küçümsenmemesi gerektiğini hatırlatır. *​Kitap genel anlamda okuyucuya yalnız olmadığını hissettirmeyi ve "tamamen iyi olmasan da bu haliyle de sorun yok" diyebilmeyi amaçlar. *Bu kitabı okuyacak kişilerin, kendilerini bu kadar iyi tarif edecek bir kitap buldukları için her bir cümlenin altını çizerek "ah benim gibi birisi daha varmış" düşüncesinin verdiği rahatlama ile ilgiyle okunacağını düşünüyorum. *Bu kitabın (yazarın) düşüncelerinin ve yaşadığı zorlukların her insanda olacağını düşünenler için şöyle söylemeliyim ki;"herkes bu kadar hayattan umudunu kesip kendini sevmeyecek kadar ileri düşüncelere girmeyecektir diye
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Sehee · Nova Kitap · 20248,6bin okunma
Kendini tüketen insan
Puan vermedi·64 syf.··
2026 25. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 17:36
Modern insanın artık dış baskılarla değil, kendi kendini zorlayarak tükendiğini anlatır. Psikolojik açıdan kitap, depresyon, tükenmişlik ve kronik yorgunluğun temelinde sürekli daha başarılı, daha üretken ve daha görünür olma baskısının yattığını savunur. Byung-Chul Han’a göre günümüz insanı kendisinin hem efendisi hem de kölesi haline gelmiştir. Sürekli performans göstermeye çalışmak, kişinin iç dünyasıyla bağını zayıflatır ve derin bir boşluk hissi yaratır. Kitap, modern çağın en büyük sorunlarından birinin çalışmak değil, durup dinlenememek olduğunu düşündürür.
Yorgunluk ToplumuByung-Chul Han · Açılım Kitap · 20152,177 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 61. kitabı
Kendini kaybolmuş mu hissediyorsun? Yaşamak için hiçbir sebebin kalmadı mı? Varoluşunu sıkça sorguluyor musun? Çevrendeki herkes sana deli muamelesi mi yapıyor? O zaman Veronica Ölmek İstiyor kitabını oku, yarın bambaşka bir hayatın kapısını aralayacaksın...
1000Kitap
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,6bin okunma