Yaşamı yaşayamamaktan ötürü gelen bir ömürlük stres ve depresyon ile mücadele edebilmeyi beceremeyen biriyim.
Şimdi ilaçsız bir zihni hiç olmadığı kadar özlüyorum. Bana verdiği tüm görkemli imgeleri, onları şiirlerde ve öykülerde kullanabilmeyi özlüyorum. Acının doğurduğu bir ilhamlar bütününü her bir parçamla istiyorum. Gözüm görmezken hiçbir şeyi, tüm putları bir bir yıkıp geçerek adımladığım yolu hiçbir harita vermiyor bana artık. Evet, sanıyorum ki bir hastalığın semptomlarından kurtulmak maddeyi özlemekle eşdeğer. Sevgili bipolar, sana sayısız mektup yazdım ki bu oldukça komik. Senin bana verdiğin muhteşem günleri özledim ve rezil günlerine lanetler okudum. Artık ilaçlar sayesinde ehlileştin. Ne maninin göz alıcı, insanı zamandan koparan ayları uğruyor ne de depresyonun kara bir psikoza hapseden ayları. Böylelikle yıllardır aradığım bir ortalık halini elde etmiş bulunuyorum. Ne var ki mutlu değilim. Şimdi bir bağımlı gibi eski zamanların uçarılığını özlüyor ve bu renklerinden arınmış dünyayı sevmiyorum. Gözlerimin pek alıştığı aydınlığı, gözlerimin pek alıştığı karanlığı arıyorum.
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kitaplar, kütüphane, kalabalık ve yalnızlık
Dün hem güzel hem de biraz değişik bir kitaba başladım ve çoook uzun aradan sonra ilk kez bir kitabı okurken sabahladım: Akşamımı, uyku saatimi tamamen onunla değerlendirdim. Bunu lise de çok yapardım. İnsanların saçma Dünya sisteminde kafeste gibi hissederdim ve sanki onlar bana nasıl açacağımı ya da demirlliklerini vs. nasıl bükeceğimi öğretir gibiydi. O yüzden çoğu zaman yemekten, uykudan vs. ödün verirdim. Ve bu 16 saati bile bulabilirdi. Kitabı okurken bazen sesli düşünüp kahkaha attığım veya ağladığım için hastane gibi hissettiren kütüphaneleri sevmemiştim: Ortamı unutup bir kere kahkaha patlatmıştım. Sonrsdan ortak olduğum duyguya şükrederken fark edince kafamı deve kuşu misali gömmüştüm. Gülünce kafanı ya da bakışlarını illa kitaptan kaldırırsın ya, öyle olmuştu. -Ve çoğuna sırtımın dönük olması da şükür sebebimdi.- Bir an kaçmak isterken bir an da kütüphaneden en son çıkmayı istiyordum. Arkadaşlarım halime gülmüştü. Bir süre kitapla yüzümü koruma altına almıştım ve sonra kendime ben de güldüm. Bu tarz şeyler kütüphanede normal değil mi, burada bile bu normallik anormal karşılanıyor. Sınıfların, dışarının ve gün ortasının içinde ders çalışabilen ya da kitap okuyabilen biriydim. Biz sessizliği sınavda pek çoğaltamayacağımızın farkında olarak sesli ortamlarda bağışıklık kazanmıştık. Böylesine de çözümcüldüm. (: O ortamda biri gülseydi ilkte şaşırıp ben de gülerdim. Saçma sapan ya da kötü kötü bakmazdım. Sadece gezinmek ve kitap toplamak için güzeldi. Başka hiçbir albenileri yoktu. Ben mi gariptim onlar mı bilmem ama 1 denemeden sonra hep gitmeye hep bahane bulmuştum. Kasvetli ortam gibi geliyor ve ders çalışma alanı dahi öyle hissettirdi. O an normalde sevdiğim sessizliğin öyle hissettirişini de garipsedim çünkü oraya bayılacağımı düşünüyordum. O yüzden biraz
Duygu ve Düşünce
Kan Kalesi
Gizemli bir dehliz gibi şehri dolaşıyorum sıkıca tutuyorum kendimi şehre karışmaktan alıkoymaya.. İsmet özel
Şiir
Safran, Serotonin ve Takviye Pazarı
Safranın bazı psikiyatrik belirtiler üzerinde etkili olabileceğini düşündüren çalışmalar bulunmaktadır. Ancak mevcut veriler, sosyal medyada ve takviye pazarında oluşan heyecanı bütünüyle destekleyecek kadar güçlü görünmemektedir. Üstelik safran zaman zaman bilimsel verilerin ötesine taşınarak neredeyse mucizevi bir ürün gibi sunulabilmektedir. Buradaki sorun yalnızca pazarlama değildir. Depresyon da çoğu zaman aşırı basitleştirilmiş bir şekilde anlatılmaktadır. Sosyal medyada sıkça şu mantıkla karşılaşabiliyoruz: “Safran serotonini artırıyor.” “Depresyonda serotonin azalıyor.” “O hâlde safran depresyona iyi geliyor.” Oysa depresyon yalnızca serotonin eksikliğinden ibaret değildir. Bugün birçok araştırmacı depresyonun; biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin iç içe geçtiği oldukça heterojen bir tablo olduğunu vurgulamaktadır. Üstelik mevcut çalışmaların önemli bir kısmı hafif ve orta şiddette belirtileri olan gruplarda yürütülmüştür. Bu nedenle sonuçları tüm depresyon tablolarına genellemek doğru olmayabilir. Bu nedenle herhangi bir maddeyi yalnızca tek bir nörotransmitter üzerinden değerlendirip geniş sonuçlara ulaşmak yanıltıcı olabilir. Ayrıca safran bir ilaç değil, bir takviye ürünüdür. Takviyeler ve ilaçlar aynı düzenleyici süreçlerden geçmez. Bir ürünün raflarda bulunması ya da yaygın biçimde satılması, etkinliğinin ve güvenliliğinin ilaçlar düzeyinde kanıtlandığı anlamına gelmez. Bu durum safranın etkisiz olduğu anlamına gelmez. Ancak mevcut kanıtların sınırlarını bilmek ve pazarlama diliyle bilimsel dili birbirine karıştırmamak gerekir.
Bibliyosmia
Depresyonda değilim, üzgün de değilim ama hayat kesinlikle benden bir şey aldı ve artık eskisi gibi değilim...
Duygu ve Düşünce