derdiderun

derdiderun

, bir kitabı okumaya başladı
Şeyh Seyyid Abdulbaki Elhüseyni
9.7/10 · 81 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
"Zekât İslâm'ın köprüsüdür." (Beyhaki, Şu'abu'l-îmân, V, 20, r. 3038; Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat, VIII, 380, r. 8937) Namaz, oruç gibi zekât da farzdır, inkârı küfrü gerektirir; namaz ve oruç gibi. Zekât aynı zamanda cemiyetlerin de direğidir; namazın dinin direği, orucun da ruhun direği olması gibi. Namazsız din olmadığı gibi namazsız Müslümanlık da olmaz. Oruçsuz da Müslümanlık olmaz. Binaenaleyh, zekâtsız hem Müslümanlık olmaz hem de zekâtsız cemiyetler yaşamaz, payidâr (kalıcı) olmaz. Müslümanlık fertlerin dini olduğu gibi aynı zamanda cemiyetle yaşanan bir dindir. Onun için namazların evde tek başına kılınması yerine cemaatle kılınması emrolunmuştur.
Sayfa 201·Kitabı okuyor
Din
"Ey iman edenler! (Biliniz ki), hahamlardan ve rahiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve (insanlar) Allah yolundan engellerler. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele! (Bu paralar) cehennem ateşinde kızdırılıp bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün (onlara denilir ki): «İşte bu kendiniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin (azabını) tadın!" (Tevbe 9/34.) Abdullah b. Ömer (r.a) ayette bahsedilen "yığılan mal" için demiştir ki: "Zekâtı verilen her mal, biriktirilen mal değildir. Mal sahibi, malının zekâtını verdikten sonra dilediği kadar mal biriktirebilir. Buna mukabil, zekât verilecek miktarda olup da kendisinden zekât verilmeyen her mal, biriktirilmiş "yığılmış mal" dır. İşte bu malın sahibi cezalandırılacaktır. Abdullah b. Abbâs (r.a), bu âyetin izahında şöyle demiştir. Bu âyet-i kerime, müslümanlardan sadece belli kimseleri kastetmektedir. Bunlar da mallarının zekâtlarını vermeyen Müslümanlardır. Ehl-i kitabın ise tümünü kastetmektedir. Çünkü onlar kâfir oldukları için hiçbirinin infakı kabul edilmemektedir. Dolayısıyla mal biriktirenler sınıfına girmişlerdir.
Sayfa 290·Kitabı okuyor
Din
"Namazı tam kılın, zekâtı hakkıyla verin" (Bakara 2/43.) Bu ikisinin bir arada zikredilmesinin nedeni, namazın Allah Teâlâ'nın hakkı olması, zekâtın ise kulların (fakirlerin) hakkı olmasındandır. Kişiye vacip olan, her ikisinde de Allah Teâlâ'nın emrine itaat etmektir. Esasen bütün ibadetlerin mercii bu ikisidir. Namaz bedeni, zekât ise mali bir ibadettir. Bütün ibadetler bu ikisine taksim olunur. İşte bu sebeple denilmiştir ki: İçinde iki emri ihtiva eden üç ayet nazil olmuştur; biri yapılmadığı müddetçe Allah Teâlâ diğerini kabul etmez. Birincisi: "Namazı tam kılın, zekâtı hakkıyla verin" (Bakara 2/43.) O halde herkim namazını kıldığı halde zekâtını vermezse, onun namazı kabul olmaz. İkincisi: "Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin!" (Nisa 4/59.) Buna göre, bir kimse Allah Teâlâ'nın emirlerine uymasına rağmen Resûlullah'ın emirlerine uymasa, Allah'a itaat etmiş sayılmaz. Üçüncüsü: "Bana, anana ve babana şükret»" (Lokmân 31/14.) O halde bir kimse Allah'a şükretmesine rağmen anne babasına teşekkür etmese, onlara kötü davransa, Allah'a şükretmiş olmaz.
Sayfa 293·Kitabı okuyor
Din
Ariflerden biri şöyle demiştir: "Ulaşmak istediğin yolda yalnız olman, gitmek istediğin o yolda samimi olduğunun bir delilidir."
Din