Ve dahi bu zamanda tarikat ehlinden biri leziz yiyecekler, soğuk içecekler, güzel elbiseler giydiğini görseler bunların hepsi şer'an mübah, zarar ve ziyandan berî olup o tarikat ehlinin tasarruf ve tesiri göğün tam ortasındaki güneş gibi zâhir ve aşikâr iken onu inkâr ve haline itiraz ederler. (Ancak) bunun gibi tarikat ehlinde tasarruf ve tesir bulunmazsa haline itiraz ve inkâr vacip olur.
Bu inkâr ve itiraz, kendi görüşüne olan itimadından ve "böyle veli olur mu?" diye aklıyla veliyi riyazetkeş kabul etmesinden kaynaklanır. Bununla beraber evliyaullahın avam ve âdete muhalif halleri olup (veliliğine) zarar vermez. Hatta (sadece) haram olan şeyleri terk edip farzlarla yetinse, bu bile onun veliliğine zit bir şey değildir.
Zira İmam-ı Müslim rivayetiyle Numan b. Kavkal hadisi buna delalet eder ki:
"Yasaklardan kaçınıp farzlarla yetinsem cennete girer miyim?" diye Rasûlullah (s.a.v.)'den sorduğunda: "evet" buyurmuşlardır.
(Müslim, Iman 15, No:16; Hakim, "el-Müstedrek", Ma'rifetü's Sahabe, No:6496, 3/680; Ebu Ya'lâ, "el-Müsned", No:2295, 4/194)
Ve dahi Peygamberimiz (s.a.v.):
"Ben ancak sizin gibi bir beşerim ve beşerin kızdığı gibi kızarım"
(Ahmed b. Hanbel, No:7309, 2/243; Bezzar, "el-Bahru'z- Zehhâr", No:2532, 6/496) buyurmuştur.
Ve Kur'ân-ı Kerim'de:
"Ey habibim söyle, ben ancak sizin gibi bir beşerim" (Kehf Sûresi 110) buyuruldu.
Ve bazı evliya demişlerdir ki;
"Velilerim benim kubbelerimin altındadır. Onları benden başkası bilemez'
hadis-i kutsî'sinde olan "kubâb” lafzı ile murad ancak beşer sıfatıdır. Netice olarak bir velide te'sir ve tasarruf görüldükten sonra sünnetlerden bir sünneti terk eylediğinden dolayı veyahut şeriatın mübahlarını yaptı diye haline itiraz etmek, zircahillikten kaynaklanır..
Zira bir kimse veliden te'sir gördüğünde sanki her anında