Allah’a şükürler olsun ki, sınırsız şükrün kendisine lâyık olduğu, iki âlemin Hâliki ve on iki bin âlemin Rabbi, bu muhtaç kulunu, mevcûdâtın övüncü ve iki cihan önderi olan Efendimize ﷺ ümmet eyledi
Yaşadığımız bölge ve İslâm dünyasını içinden geçtigi zor dönem birçok konuya aynı anda ve aynı derecede odaklanmayı gerektiriyor. Bizi ilgilendiren hiçbir konu tali ya da önemsiz değil.
"İhvân düşüncesi"nin bir uzantısı ve Mağrib şartlarına uyum sağlamış bir örneği olan Adalet ve Kalkınma Partisi, Fas'ta hâlen iktidarda. Son tahlilde karar verme yetkisi ve mutlak güç Kral Altinci Muhammed'in elinde bulunmasına rağmen, "İslâmcı görünümlü" bir kabine işbaşında. Böylece, iki taraf da memnun: Monarşi ülkedeki en örgütlü muhalif hareketi bu şekilde zapturapt altına alırken, sisteme dâhil edilen Müslüman siyasetçiler de pratik yapma imkânı buluyor.
Silahlı-silahsız Selefî yapılanmaların gözünde İhvân "İslâm’ın temel ilkeleri yerine demokratik teamüllere inanan sahih istikametten sapmış bir hareket" iken, Suud-BAE-Mısır troykası aynı İhvân'ı "boğazına kadar şiddete batmış bir terör örgütü" olarak damgalıyor.
Körfez monarşileri, şiddet karşıtı bir retoriği benimsediklerini vurgulayarak dünyaya "hoşgörü" mesajlari verirken, İhvân gibi aslında kendileriyle uyum içinde çalışmaya cok teşne, şiddeti üslup olarak benimsemeyen ve Arap sokaklarında itibar da bulunan bir siyasi teşkîlatı boğazlamaya çalışıyorlar.
Abdunnâsır, Mısır yönetimindeki yerini sağlamlaştırdığında, ihvân'daki muhalefet potansiyelini keşfetmekte gecikmedi. 1954 Temmuz'unda, Abdunnâsır'a Iskenderiye kentinde düzenlenen başarısız bir suikast girişimi bahane edilerek, İhvân yasaklandı, terör örgütü ilan edildi ve basın-yayın yoluyla büyük bir karalama kampanyasının hedefi haline getirildi.