Stefan Zweig ‘’Satranç’’ adlı eserinde, savaş gerçeğine karşı duruşunu sergilemiştir. Hatta bu duruşunu karakterlerine de yansıtmış olan Zweig; İkinci Dünya Savaşı’nda geçen bu kitapta, savaştaki safların Dr.B ve Czentovic gibi karakterler üzerinden göstermiştir. Dr.B ile benzerlikleri olan Zweig, savaşın çirkin ve birey üzerindeki yıkım gücünü kendi ölümüyle bile kanıtlamış ve Dr.B ile adeta somutlaştırmıştır. Czentovic’in karakteristik özellikleri, Dr.B ile olan son maçında Dr.B’ye uyguladığı psikolojik baskı gibi şeyler ile Nazilerle(Hitler ile) olan benzerliği dikkat çekmekte olup, ayrıca psikolojik şiddete maruz kalan Dr.B’nin Zweig ve daha nicelerine benzemesi dikkat çeken bir unsurdur.
Zweig, tıpkı Dr.B gibi savaş öncesinde memnun oldukları bir yaşam sürdürmüştür. Zweig’ın savaş ile alt üst olmuş hayatının izleri Dr.B’ de de görülmektedir. Dr.B Naziler tarafından psikolojik şiddete maruz kalmış bir karakterdir. Aylarca hiç bir şey yapamadığı ve konuşabileceği kişinin sadece kendisinin olduğu bir odada kapalı tutulmuştur. Bu durum, onun kapana kıstırılmış ve sanki bir hiçlikte olduğunu hissetmesini sağlamıştır. Dr.B bir gün sorgu için beklerken bulduğu satranç kitabı ile satranç oynamaya başlar ve bu zaman geçirme aleti onun için adeta bir tutkuya dönüşür. Delirmemek için başvurduğu bu tutku bir süre sonra onu delirişine iten bir takıntıya dönüşür.Gardiyanın yemek getirdiği iki dakika ve yine gardiyanın odasını temizlerken geçen dakikalar onun için işkenceden başka bir şey değildir artık. Çünkü onun için satrançtan bir saniye bile uzaklaşmak, yenebileceği biri olmaması demektir. Çünkü onun asıl derdi satranç oynamak değil, içinde bulunduğu hiçlikte bir şeyi yenebilmektir ve o aslında o hiçliği yenmek ister. İlk başlarda sadece bir tutku olan Satranç artık sadece