sabit adında bir genç bir gün nehir suyunda abdest almakta iken suda akıp giden bir elmadan ısırık almış. tam boğazından geçmişken elmanın haram olmasından endişe edip nehir boyunca elma ağacı aramaya koyulmuş.
derken bir elma bahçesi görmüş ve sahibi olan zatı bulup helallik isteyerek ne istersen yaparım demiş. zat takva sahibi biriymiş lakin helallik de vermiyormuş.
eğer 7 yıl boyunca bana hizmet edip kör, sağır, eli ayağı tutmaz kızımla evlenirsen hakkımı helal ederim demiş. sabit de kabul etmiş.
sürenin sonunda sabit kızla evlendirilmiş. o gece gelinin aslında sağlıklı olduğunu gören sabit hemen koşup kayınpederine durumu anlatmış ve senin kızının böyle olmadığını söylemiştin diye itiraz etmiş.
zat da kızım kendisine ait olan hiçbir şeye al ayak sürmemiştir. gözleri namahreme karşı kördür. kulakları da harama karşı sağırdır demiş.
meğer kayınpederi kızının yaşı küçük olduğu için yedi yıl evlenme çağına gelmesi için beklemiş.
böylelikle bu evlilikten ileride "imam-ı azam" (büyük imam) olacak olan "numan" dünyaya gelmiş.
küçük numan 7 yaşında iken hafız olmuş. bir gün annesine "anne ben neden doğuştan değil de bu yaşımda hafız oldum." diye sormuş. annesi de "oğlum eğer baban o elmayı ısırmasaydı sen doğuştan hafız olarak dünyaya gelirdin." demiş.
* * *
hz. numan bin sabit'in, bilinen adıyla imamı azam ebu hanife'nin ilimle, irfanla, ibretle, akıl ve zekayla dolu örnek hayat hikayesi.
ragıp güzel'in bu güzel eseri imamı azam'ın hayatını oldukça akıcı ve duygusal bir şekilde anlatıyor.
kitabı bitirince, alimlerin bile ilim öğrendiği bu fıkıh ve ilim dehasını neden daha önce okumadığıma çok hayıflandım.
dedim ki, madem hanefi mezhebindenim neden ebu hanife yi tanımıyorum? böylelikle kitabı cnr fuarından aldım.
kitapta öncelikle mezheplerin bir ayrılık