Hz. Muhammed'in Hayatı ve İslam Daveti 2 Medine Dönemi

10,0/10  (5 Oy) · 
16 okunma  · 
5 beğeni  · 
710 gösterim
O, Allah'ın insanlara dünya ve ahiret hayatlarını esenlik yurdu (Yunus, 10:25) kılacak yolu göstermek için gönderdiği elçilerinin sonuncusu Hz. Muhammed'den(s.a.v.) başkası değildi. Söz konusu olay, O'nun, Allah'ın elçisi olarak seçildiğini bildiren ve böylelikle insanlara mutlak hakikatleri bildirme sürecini başlatan vahiyle ilk defa muhatap oluşuydu. Bu ilk vahyin gelişini takiben, kıyamete kadarki, zaman içerisinde yaşayacak bütün insanlar için gerçek mutluluğun, adaletin, huzurun, güvenin, iyliğin, güzelliğin... yolunu gösterecek ilahi bilgiler yirmi yılı aşkın süreyle vahyolundu. Vahyolunan her ayetle, bireysel ve toplumsal hayatın olması gereken en mükemmel şekli, en güzel muhtevası bildirildi, açıklandı, gösterildi. Vahyolunan ayetler ve ayetlerin oluşturduğu Kur'an önce elçisini eğitip yetiştirdi. Onun ilahi talimatlarıyla mükemmelleşen ve tüm insanlık için en güzel model haline gelen uygulamaları ve yaşantısı, ilahi bilginin pratiğe aktarılışı şeklinde anlam kazandı. Böylelikle insanlığa sunulan dosdoğru ve en güzel hayat tarzı, sadece teorik esaslar halinde insanlara bildirilen bir bilgi yığını olmaktan çıktı; ilahi bilgi Hz. Muhammed'in (s.a.v.) şahsında en mükemmel modelini buldu, insanlık O'nun şahsında bir insanın ulaşabileceği en mükemmel aşamaya erişti.
  • Baskı Tarihi:
    2009
  • Sayfa Sayısı:
    592
  • ISBN:
    9789753522298
  • Yayınevi:
    Pınar
  • Kitabın Türü:
H. Havva Ergün 
 21 Ağu 15:17 · Kitabı okudu · 12 günde

Açıkçası bu eserin 1. cildini kendimi kaptırarak okumuştum. 2. Cildi yani Hz. Muhammed'in Hayatının Medine dönemini biraz sıkılarak okudum. Sıkılarak okumamın tek nedeni yazarın üslubu yahut hikayenin daha az çekici olması değil, tamamen savaşa ilgisizliğim nedeniyle idi. Bekleneceği üzere Medine dönemi savaşların, askeri harekatların, anlaşmaların yoğun olduğu bir dönem. 1. cildiyle beraber 2. cildinin de muhakkak okunması gerektiğini düşünüyorum. Yazar, ayetlerin nüzul sebeplerine de zaman zaman yer verdiğinden dolayı, Kuran'ı Kerim'le birlikte okuyanlar için iyi bir kaynak oluşturuyor. Bekleneceği üzere Medine dönemi savaşların, askeri harekatların, anlaşmaların yoğun olduğu bir dönem. 1. cildiyle beraber 2. cildinin de muhakkak okunması gerektiğini düşünüyorum. Yazar, ayetlerin nüzul sebeplerine de zaman zaman yer verdiğinden dolayı, Kuran'ı Kerim'le birlikte okuyanlar için iyi bir kaynak oluşturuyor.

Kitaptan 1 Alıntı

İslam Tüm Yaratıkların Yegane Dini
"Kendisine itaat edilen ve yegâne Rab olan Allah’a karşılık itaat eden kullar değişkendir. Bu değişkenlik nedeniyle de İslam iki farklı boyutta anlam kazanmaktadır. Bunu iç içe girmiş iki farklı anlam dairesi olarak ifade etmek mümkündür. Bu anlam dairelerinden dışta olanı tüm yaratıklarla ilgilidir ve yaratılışı, yani fıtratı ifade etmektedir. İslam’ın bu anlam boyutunu, daha güncel bir isimlendirme ile doğallık veya yaratılışa uygunluk olarak isimlendirmek de mümkündür. Yağmurun yağması, mevsimlerin oluşması, güneşin ısıtması, tohumun yarılıp bitkiye dönüşmesi, tırtılın kelebek olması, insanın anne karnında oluşması ve doğması, çiçeklerin meyveye dönüşmesi, gezegenlerin hareketi, yıldızların ısısı, suyun kaldırması, arının bal yapması, örümceğin bal yapması, yerin çekmesi, kalbin kan pompalaması, karaciğerin çalışması, sinir sisteminin uyarıları alması ve beyne iletmesi vs… tüm bunlar Allah’ın yaratıkları için belirlediği, işlettiği ve evrendeki sistemi oluşturan Rab-kul ilişkisinin bazı tezahürleridir. Bu ilişkide kullar (yaratıklar), yegane Rab olan Allah’a karşı tam anlamıyla bir boyun eğiş halindedirler. Bu boyun eğişleri yani teslimiyetleri, (Müslümanlıkları) ise yine Allah tarafından takdir edilen ve aksi mümkün olmayan bir süreçte ve biçimde açığa çıkmaktadır. Yaratıkların bu kulluklarına itirazları söz konusu değildir. Bu noktada itirazlarına vesile olacak iradeleri de yoktur. Şu ayetler, İslam’ın bu anlam dairesini ifade eden bazı bilgileri ve açıklamaları sunmaktadır.

“Göklerde ve yerde ne varsa, ister istemez hepsi O’na teslim olmuştur.” (Ali İmran 83)
“Göklerde ve yerde bulunan her şey ister istemez sadece Allah’a secde (itaat) ederler.” (Rad 15)

Kur’an’ın tanımlamasıyla İslam’ın ifade ettiği içteki ikinci anlam dairesini, insanın bilinç ve iradesi ile yegâne Rab olan Allah’a teslimiyeti oluşturmaktadır. Bu ikinci anlamıyla İslam, irade sahibi kılınan ve sonucuna katlanmak şartıyla isterse yanlış, kötü şeyleri de tercih edebilen insanın, inanç ve hayat tarzında sadece Allah’a teslim olup, hayatını Allah’ın belirlediği ilke ve şartlara göre sürdürmesi olarak anlam kazanmaktadır.
İslam’ın iki anlam dairesi birden dikkate alındığında insanla ilgili ilginç ve önemli bir durum açığa çıkmaktadır. Buna göre, her insan istese de istemese de fizyolojik yapısıyla birinci anlam dairesindeki İslam’ın mensubudur. Bir başka söyleyişle, her insan fizyolojik yapısıyla Müslümandır; zira hiç kimsenin fizyolojik yapısı, Allah’a rağmen veya Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı olarak varlığını sürdürememektedir. Fizyolojik yapının bizzat kendisinin veya insanın fizyolojik yapısı adına takip edeceği farklı, alternatif bir yol ve davranış biçimi yoktur; kalp, akciğer, sinir sistemi, beyin, böbrek, deri, göz, kulak… kendilerine ne emredilmişse, ne amaçla yaratılmışlarsa ona itaat ederler. Hiçbirisinin başka bir görevi/davranışı seçme hakkı yoktur. Fakat inanç ve hayat tarzına gelince durum değişmektedir. İnsan inanç ve hayat tarzında seçme özgürlüğüne sahiptir. İnanç ve hayat tarzını, Allah’ın belirlediği bilgilere ve ölçülere göre inşa edebileceği gibi, başka şeylere göre de inşa edebilir. İnsan eğer inanç ve hayat tarzında Allah’a teslim olursa, bedenin kayıtsız, şartsız teslim olduğu iradeye inanç ve hayat tarzıyla da teslim olduğu için, birliği, bütünlüğü gerçekleştirmiş, daha doğru bir ifade ile kendi varlığında tevhidin gereğini yerine getirmiş olur. Bunun sonucunda da hem inancıyla ve hem de hayat tarzıyla gerçek anlamda huzur ve sadakati elde eder. Fakat insan böyle yapmaz ve inancında, hayat tarzında Rab olarak Allah’a değil de başka şeylere itaat ederse, o zaman bedeniyle Allah’ın, inanç ve hayat tarzıyla sahte başka rablerin kulu olduğu için tevhidi parçalamış (şirk) ve azabı, kötülüğü, yanlışlığı, zulmü, sıkıntıyı… kendisi için seçmiş olur."

Hz. Muhammed'in Hayatı ve İslam Daveti 2, Celaleddin VatandaşHz. Muhammed'in Hayatı ve İslam Daveti 2, Celaleddin Vatandaş