"Zengin bir hayal içinde meçhul, daima malumun en korkunç rakibidir. Ben malumum. Yani sayısız imkanlar arasında gerçekleşmiş ve donmuş bir imkanım. Ben bir şeyim, meçhul her şeydir. Fakat... unutma ki ben, varım; meçhul, yoktur. O, sadece olabilir, fakat olmayabilir de! Ben bir realiteyim, o bir imkandır. Bu farkı anlamayan bir aşka sen beni inandıramazsın."
" Bazen hakikat vahşidir, insanların arasına salıvermeye gelmez. Fakat o hakikatlere tasma takmak dururken yerlerine yalanları sürmek, neticeleri bakımından, daha tehlikelidir."
" Her fikir seni büyüsüne takıp sürüklüyor. Bunu bildiğin için, dışarıdan gelen tesirlere kafanla değil, inadınla mukavemet ediyorsun. Bu inat nedir bilir misin? Şahsiyetsizliğin yerini alan kör ve karanlık bir benlik duygusudur. İnsanı saadete de, felakete de götürebilir. Önünü görmediği için düzlükle uçurum arasındaki farkı, adımını attıktan sonra anlar. Sen bu eksiğini tamamlamak için daima hesaplı hareketi de seviyorsun. Kadınların hemen çoğu böyledir, fakat senin kadar değil. İdraklerine ve iradelerine ait noksanları hesapları ve hileleriyle telafi etmek isterler. 'kadının fendi...' hikayesi. Bu fend kelimesinin sonundaki lüzumsuz 'd' harfi yok mu? Bu harf onların cehaletini ve sırf iç güdüleri ile elde ettikleri iptidai hile tekniğini yüksek bir 'fen' zannettiklerini gösterir. En yüksek mekteplerde okumak onları mutlaka bu karanlıktan kurtaramaz, çünkü bilmek için bilgi kafi değildir, anlamak da lazımdır. Onun için, nazariyeleri burada kesip, senin anlayışını kolaylaştıracak bir iki hatıramı söylemek istiyorum"