İğne Robb’du, Bran’dı, Rickon’du. Arya’nın babasıydı, annesiydi hatta Sansa’ydı. İğne, Kışyarı’nın gri duvarları ve kalenin insanlarının kahkahalarıydı. İğne yaz karıydı, Yaşlı Dadı’nın hikâyeleriydi. Kırmızı yaprakları ve ürkütücü yüzüyle yürek ağacıydı. Çam bahçelerinin ılık ve topraksı kokusuydu, Arya’nın pencerelerini titreten kuzey rüzgârının sesiydi. İğne, Jon Kar’ın dudağındaki gülümsemeydi.