Derya Beyhan

Derya Beyhan
@derr_yaax
Sanırım burası benim mini günlüğüm olacak...
Seni düşünerek kaçırdığım uykulardan pişman değilim Günleri kovalamaktan vazgeçtim Artık an'da , sadece ve sadece sendeyim Seni görmek huzur ve ıstırap veriyor Acının tatlı haline alışığım Ama hislerin acımasına karşıyım
Aşk
Reklam
Ruhsal yolculuk
Ruhlar birbirini tanır mı? Bu nasıl olur? Onunla ilk konuşmamızda anlamıştım bir şeylerin farklı olduğunu. Aynı yolun farklı bir versiyonuyduk biz. İki farklı yol ama sadece tek bir ruh... Fikrimce ruhumuz belki biz farkında olmadan diğer ruhlarla iletişime geçiyor. Tanıyor, tanınıyor ve onun hakkında bir karar veriyor. Ve bazısını durup dururken sevmemiz ya da ondan bir türlü hoşlanmamamız belki de bundandır. Sevdiğim ruhlar bende önemli ölçüde yer edinirler. Onlarla aramda kimsenin görmediği bir sevgi yolu oluştururum ve oradan sonsuz bir sevgi akışına niyetlenirim. Kaynağı ise yaratıcımdır. O'nun sayesinde kana kana sevgi içer ve ikram ederim. Yaratıcım bunu sağlar, ben devam ettiririm. Bazı ruhlar sevgi alışverişinde benimle aynı fikirdedir. Başta belirttiğim 'o ruh' buna örnektir. O benimle aynı fikirde olduğundan, yaratıcının kaynağından müthiş bir sevgi akıtırız. Fakat bu her zaman başarılı olmaz. Bazı ruhlar sevgiden nefret eder . Bunun sebebini bilmiyorum. O ruhlarla iletişim kurmak zordur. Ve yeni yeni anladım ki her ruhla iletişim kurulmaz. Çünkü bazıları sizin sevgi yolunuzu nefretle tıkayabilirler. Saf sevgi onlarda barınmaz. Her ruh bağlantı kurabilir ama bazı ruhlarla bağlantıda kalmak yavaşça ölmek gibi hissettirebilir. Rab her ruha esenlik verir mi bilmiyorum. Ki her ruhun bu konuda talepkar olmadığı açık. Bazı ruhlar birleşince parlar. Beraberce oluşturulan ışık kimi durumları daha net gösterir ve hayatı daha yaşanabilir kılar. Beraber parladığımız ruhu kaybetmeyelim. Çünkü sonsuz ihtimalde beraber parlamak, sonsuz ihtimalde kaybolmamak kadar zordur.
İnsan ve Duygular
Özenti bir vintage yüzük
Dolmabahçe sarayı bahçesinde otururken düşündüklerimi sizinle paylaşmak istedim. Ait olmak istediğimiz ve aslında ait olduğumuz zaman... Parmağımda özenti bir vintage yüzük, üzerimde klasik , spor bir tulum var. Ayağımda günümüzün kaba modasına ait bir çift ayakkabı... Makyajsız ve biraz kabayım. Ruhumda avare bir tutku var. Ellerim yaratılışın kibarlığını taşıyor. Tanrıya ait bu ellerimle, gözlerimle yazıyor çiziyorum. Gözlerim... Sanki başka bir ruhun bakışından bakıyorum hayata. Belki tokalı ayakkabılarımla İstanbul'un bahçelerinde sadece günümüz yazarlarının belki bohem belki radikal belki de reform yaratmaya çalışan yazılarını tartışıyor olabilirdim. Peki o zaman tek derdim belimi ve göğüslerimi sıkan korsem mi olurdu yoksa onu giymeye olan mecburiyetim mi? O zaman da gerçekten halimden memnun olur muydum? Belki aynı zihinde yaşadığımdan toplum tarafından dışlanırdım . Hoş, yine dışlanıyorum ya! Zannediyorum böyle bir ortam zihnim için bir cehennem olurdu. Ama bugün de ruhum cehennemde. O zamanda olsaydım zihnim ve ruhumun ortak olacağı bir nokta var , ki en büyük özlemim budur; kibarlık, anlayış, sükunet. Konuşurken düşünmek, düşünürken tahlil etmek. Zarafetin yürüdükçe çiçekler açtırması ne hoş olurdu. Ayaklarımın telaşsız yürüdüğüne şahit olmak... Bugüne döndüğümde arzu ettiğimden çok daha farklı bir yürüyüşüm var. Hâlbuki bugün de adımlarıyla çiçek, sözleriyle umut yeşertebilir insan. Dünyayı değiştirme zahmetine gerek var mı bilemem. Ama çiçekli yollar için insanın bütün uzuvlarını yontması şart. Ne demişler: Sen değiş dünyan değişsin.
Edebiyat

212 Derece Koçluk Akademisi

@212Derece
·
Değişime ihtiyaç duyulduğunda en önemli direnç noktalarından birisi tekrar konfor alanına dönme eğilimidir. Konfor alanı kimi zaman bir davranış, kimi zaman düşünce biçimi olabilir.
Sayfa 220·Kitabı okudu
1000Kitap