Bölgede tarım toplumunu gerçekleştiren Aryen (‘ar’, Sümerce ‘saban’) topluluklarla göçebe Semitik topluluklar iç içe ve karşı karşıyadır. Aralarında yoğun ticari ilişkiler gelişmektedir. Aryenler daha çok bölgenin kuzey, doğu
ve batısını teşkil ederken, Semitikler güneyinde dolaşmaktadırlar. Urfa şehri tam ortalarında
kurulmuştur. Bu niteliğini şimdi de korumaktadır. O halde Urfa şehir ve yöre olarak, M.Ö
2000’lerde tarım, ticaret, zanaat ve hayvancılık
açısından ideal bir konuma ulaşmış bulunmaktadır. Aşağı Mezopotamya’dan sonra ikinci en
büyük metropol durumuna gelmiştir. Son derece canlı, değişime açık, köy, şehir ve göçebe
toplumunu iç içe barındıran, temel iki halk
grubunun, Aryenlerin ve Semitiklerin birlikte
yaşadıkları bir coğrafya, bir yeni ülke konumundadır. Bu özellikler çok önemlidir ve kendi özgür kültürünü yaratmak durumundadır.
Bunda çok gecikmeyecektir. Daha çok Sümer
koloni yönetimine karşı savunma temelinde
gelişecek bu kültür direnişçi, yerel ve farklı etnik özellikler taşıyacaktır. Nitekim Hz. İbrahim geleneği, yani kültürü, bu özellikleri çarpıcı bir biçimde yansıtmaktadır.
Urfa’nın şehir olarak kurulması, bir Sümer
kolonisi biçimindedir. ‘Ur’ kelimesi, Sümerce,
‘tepelik alanda kurulu şehir’ anlamına gelmektedir. Aşağı Mezopotamya’nın dışında ilk Sü-
mer kolonileri Urfa yöresinde oluşturulmaktadır. Urfa merkez olmak üzere Harran, Samsat
ve Kargamış bölgeyi çerçevelemektedir. M.Ö
2000’lere doğru, Sümerlerin dışında ikinci en
önemli merkez Urfa yöresi olmaktadır. Temel
yayılma alanıdır. Çevre ve koloni olarak, Sü-
mer şehir krallıklarına bağlanmaktadır. Etnik
yapının farklılığı, Sümer egemenliğine karşı
bir direnişi kaçınılmaz kılmaktadır. Kaldı ki,
Sümer uygarlığı sınıflı toplumun ilk defa geliş-
tiği ve çevreye doğru dalga dalga yayıldığı bir
uygarlıktır. Tarım ve göçebe toplumun eşitlik-
çi ve özgür yapısı, bu sınıflaşmaya kolay kolay
boyun eğmeyecektir. Fakat şehirleşmenin ilerici karakteri, uzun vadede de egemen olmasını
kaçınılmaz kılacaktır. Dolayısıyla Sümerlerin
ilk sömürgeleştirme deneyimleri M.Ö
2000’lerden itibaren sert direnmeleri de beraberinde getirecektir.