Uygarlığın ehramı, ne yalnız bir ülkenin, ne yalnız bir kavmin, hatta ne de yalnız bir çağın eseridir. Her aşaması taş taş üstüne konularak ve bütün insanoğullarının, kanı, canı ve alın teri ile yükselen bu ehramın tarihi, insan denilen soy yaratığın, çağlar içindeki sonu gelmez mücadelesi ve katkılarının, bir hikayesi gibidir...
Ittihat ve Terakki liderlerine bizim neslimiz hem borçlu, hem de kırgındır. Borcumuz, en bayağı șekilde çürümüş hantal, çağdışı ve her türlü haysiyetten yoksun bir istibdat idaresini cesur bir hamleyle çökertmelerinden ve genç nesle bir benlik gururu, bir gelecek ümidi aşılamalarından gelir. Kırgınlığımız ise, uyandırdıkları bu ümit için, bizim neslimize verdikleri hayal kırıklığındandır.
Çünkü, Şarklının gözünde sahip, yahut hüdavend , ancak tapilacak yerde olduğu, hükmünü yürütebildiği zaman bir kudrettir. Put, yere düştüğü gün, bütün sihrini kaybeder.