Ben de yüzyılımızın büyük macerasından kendi payıma düșeni, onun yüz milyonlarca adsız çocuklarından biri olarak, kaderin önüme serdiği yüz milyonlarca küçük yollardan biri üzerinde kendi alın yazıma göre yaşadım.
Her bir türde, hayatta kalabileceğinden daha fazla
birey meydana geldiğinden ve sonuç olarak sıkça ortaya çıkan bir var olma mücadelesi söz konusu olacağından, herhangi bir canlı varlık, ne denli küçük olursa olsun kendine
herhangi biçimde yararı dokunacak bir değişim sergiliyorsa,
yaşamın karmaşık ve bazen değișen koşulları altinda daha
yüksek bir yaşama şansına sahip olacak ve böylece doğal
olarak seçilime uğrayacaktır.
Zira gayet iyi biliyorum ki, bu kitapta ele aldığım tek bir noktanın olgulara dayanmaması, ulaştığım neticelerin tamamen zıddına ulaşılmasına yol açacaktır.
Bireyin içinde var olduğu ve her anında yeniden kendi yaratımı olan benliği ile toplum tarafından algılanan bütünü arasındaki kaygan zeminde yaptığı dansın temel alındığı bu incelemede damgaların, yani toplumun bireyi algılayışında farklılık ortaya koyabilecek her şeyin, bu açık bir fiziksel kusurdan itibarsizlastirici bir sır durumuna veya doğuştan getirilen ırk temelli bir ayrımcılık unsuruna uzanan geniş bir spektrum dizisinin, toplum ve birey açısından değerlendirilmesini ortaya koyuyor. En belirgin tutum ise normal-damgalı hattının bireyin yaşamında farklı konularda sık sık değişkenlik gösterdiği, idealin dışında ( toplumsal norma göre? ) hemen her şeyin damga niteliği taşıyabileceği, dolayısıyla bu geçirgen durumlarin bireyin kişilik idaresinde yol açacağı patikaları görmek için metodlar sunması. Goffman'ın bu eserinde sosyolojik temelli bir çok saptamanın yanında kendi yaşamınıza dair birey-toplum çekişmesinin izlerini bulacaksınız. Hepimiz çoğu zaman damgalı çoğu zaman normaliz veya hiçbiri.