Alışkanlıkların Gücü her sosyal medya ortamında sık sık karşıma çıkan bir kitaptı, sanırım reklam çalışmaları çok başarılı oldu ya da gerçekten beğenilen bir kitap olmayı başarmış. Böyle durumlarda, bir şeyleri kaçırıyormuş hissi veya kesin saçma sapan bir şeydir hissi arasında sarkaç misali gidip geliyorum. Benim için son kararı konu başlığı belirledi, farkında olalım ya da olmayalım alışkanlıkların hayatımıza etkisi çok büyük.
Bu kitabı İngilizce okumaya karar verdim, hayal kırıklığı yaşarsam “reading” yapıyorum diyerek kendimi avuturum diye düşündüm. Bu yüzden kitap hakkında yanıldığım noktalar olabilir, önceden belirtiyorum ki rest çeken olursa kozum olsun. Gerçi ortam ya beğen ya da görmezden gel şeklinde ilerliyor, eleştiri yasak galiba.
İçeriğe genel olarak bakacak olursak, kitap 3 ana konuya ayrılmış; bireysel alışkanlıklar, iş hayatı gibi organizasyonlardaki alışkanlıklar ve toplumsal alışkanlıklar. Bu üç farklı bölüm biraz dengesiz bir dağılıma sahip, benim beklentim bireysel alışkanlıklara daha fazla yer verilmesi yönündeydi ancak öyle değil. Neden böyle bir beklentim var? Çünkü organizasyon yapısında veya toplumda alışkanlıkları değiştirebilmek için daha çok yönetilen değil de yöneten olmak gerekiyor, istisnaları saymazsak kendi hayatımıza müdahale şansımız daha fazla. Topluluk içerisindeki alışkanlıklar neyi neden yaptığımızı sorgulamak adına önemli tabii ki, ancak siz yine de çok şey yapmayın…
Alışkanlıklar önemli dedik, peki ama neden?
Bunun birçok sebebi var ancak temelde insan beyni sürekli olarak bilgi bombardımanına tutuluyor. Beş duyu organımızdan sürekli gelen bilgileri anlamlandırmak, yorumlamak, doğru tepkiler verebilmek için çabalamakta ve enerjimizin ciddi bir kısmı bu işler için harcanmakta. İşte bu karmaşayı optimum şekilde yönetebilmek