Haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi. Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak.
Mektubunun sonlarına doğru Martin, aşk için tutkuyla yalvarıyordu. "Lütfen cevap ver bana. Tek bir soruma cevap ver. Beni seviyor musun? Hepsi bu, sadece tek bir cevap."
Suçun sende olmadığını görebiliyorum. Sen
ancak doğana ve aldığın eğitime göre davrandın. Seni suçlamıyorum Martin. Lütfen bunu unutma. Aramızdakiler bir hataydı. Babamla annemin de söylediği gibi biz birbirimiz için yaratılmamışız.