Şehirde herkes benlik dağını göğü delercesine, bulutları kovarcasına kendi kuruyor ama kendini de yok ediyor. “Cücesin şehirde sen” derken üstadın kastı bu. Sahte ve çakma dağlarda, hırs dağında, öfke dağında, nefes dağında kendini cüceleştiren insanların hikâyesi modern şehir… 
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yüzü, yanık bir türkü gibi kavruk çobanın. Bakışları hüzünlü ama gözleri mutlu. Kirlenmemiş bakışları ve gözleri…” Ne yaparsın buralarda, keçilerinle mi konuşursun, ormanla mı muhabbet edersin, rüzgârları mi dinlersin, yoksa dağlar mı yârânın?” deyince o duru ve berrak gülüşüyle “Ben türkü söylerim, türküyle konuşurum, hangisi anlarsa, hangisi üzerine alırsa gayrı” dedi. Oy, dedim içimden. Dağlar bunun için dağ.
Bir de Kesik Çayır oynarken “şu kız şu oğlana yanmış desinler” kısmında sevdiğine kavuşmak ihtimali olmayan kız yaşarmış bu durumu.
derûnden
@derundenn
·
Çocukluğumda oyun havasına benzeyen üç kırık havayı her dinlediğimde burnumun direğini sızlatırdı. Birisi Halime Kız, diğeri İp Attım Ucu Kaldı, öbürü de Kozan Dağı… Dinlerken parmaklarınız şıklamaya, omuzlarınız oynamaya başlar ama birden bir hüzün çöker ellerinize, ayaklarınıza, omuzlarınıza, parmaklarınıza… Bu kez oynadığını düşündüğünüz hareketleriniz bir ağlayışa, bir haykırışa, bir tezekküre ve tefekküre dönüşür. Omuzlarınız düşer, parmaklarınız ağlar, gözleriniz akar.