Doğu Türkistan’da doğan bir bebek ile Çin’de doğan bir bebek; Kudüs’te doğan bir bebek ile İsrail’de doğan bir bebek; Suriye’de doğan bir bebek ile Amerika’da doğan bir bebek; Ukrayna’da doğan bir bebek ile Rusya’da doğan bir bebek aynı sabahın güneşine eşit bir şekilde huzurla bakabilmelidir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsan olmaya gayret eden bir beşer, kul olmaya gayret eden bir insan karşısındaki varlık, hemcinsi olsun, canlı olsun, cansız olsun onun yaratılış hikmetinin farkındadır. Varlığın, kâinatın, âlemlerin ve bunlar içerisinde zerreden kürreye tüm var olanların işleyişini idrak etmesi, onların yaratılış gayelerini kavraması, dahası tüm bu işleyişten ibretler manzumesi çıkarması vesilesiyle o, hikmete vasıl olabilir. Hikmetten sâdır olan değerse adalettir. 
… tahakküm, kişinin ihtirasını, arzusunu, hazzını, menfaatini karşı tarafa hadsiz şekilde dayatmasıdır, karşı tarafı bunun için zorlamasıdır. Buradaki kişi, başka benlerin ve varlıkların var olabilme haklarını ellerinden alır, firavunlaşır. Firavunlaşma; vahdeti, emaneti ve hikmeti tarumar eden bir duruş şeklidir. 
Emanet bilincinden hikmet sâdır olur. Hikmet ve tahakküm aynı kökten gelir. İnsanın karşısındakine onun varlık şartlarını, imkânlarını, haklarını gözetmek koşuluyla yaklaşması hikmetin; karşısındakine kendi şartlarını, imkânlarını ve isteklerini dayatması ise tahakkümün karşılığıdır. O zaman kişinin yöneldiği kişiye veya şeye -bu eşya da olabilir, insan da olabilir- tahakkümle mi yaklaşacağı yoksa hikmet ile mi yaklaşacağı onun kendisini belirlediği esaslı bir imtihan arenası olur.