"Öyle dikkatli neye bakıyorsun baba?"
"Dünyalı mantığı, sağduyusu, iyi yönetim, huzur ve sorumluluk arıyordum. "
"Hepsi orada mı?"
"Hayır. Bulamadım. Artık orada değil. Belki hiç orada olmayacak. Belki de kendi kendimizi bunların orada olduğuyla kandırdık.
Kimiz biz aslında? Çoğunluk mu? Yanıt bu mu? Çoğunluk daima kutsaldır, değil mi? Daima, daima. Kısacık, önemsiz bir an için bile haksız değildir öyle mi? On milyon yılda bile bir kez olsun yanılmaz mı? Düşündü: Nedir bu çoğunluk ve kimlerden oluşur? Ne düşünür, nasıl böyle olmuştur, hiç değişir mi ve ben nasıl olduda bu ahlaksız çoğunluğa dahil oldum? Kendimi rahat hissetmiyorum. Bu klostrofobi mi, kalabalık korkusu mu, yokda sağ duyu mu? Tüm bir dünya kendisini haklı görürken, aslında tek bir adamın haklı olması mümkün mü? Bu konuyu düşünmeliyim. Şimdi yerlerde sürünelim, heycanlı görünelim ve tetiği çekelim. Oraya ve buraya!
Artık kürek çekmek yok bize,
Gecenin geç vakitlerinde,
Yürek eskisi kadar sevsede,
Ay hala ışıldasa da.
Nasılki kılıç eskitir kını,
Ruhta öyle yıpratır bedeni,
Kalp nefes almak için duraklamalı,
Aşkın kendisi dinlenmeli.
Gece sevişmek için yaratılmış da olsa,
Gün çabucak ağarsa da,
Artık kürek çekmek yok bize,
Ayın ışığı altında.
Lord Byron'un şiirini okudu Spender.