Derviş...

10/10
·415 syf.·
2019 11. kitabı
Huzur'u okuyan bir çok arkadaşım, kitabın çok ağır olduğunu ve kitabı okurken çok zorlandıklarını dile getirmişlerdi. Bu nedenle kitaba karşı ciddi bir ön yargıyla başladım. Açıkçası bu ülkede az çok kitap okumuş bir insan olarak Huzur'u okumayı bir vazife, bir mecburiyet olarak gördüm. Ancak kitabı okumaya başladığımda söylenenlerin tam aksine kitabın gayet akıcı olduğunu gördüm. Bence Tanpınar, bu ülkenin yetiştirdiği en büyük münevverlerden. Ona sadece edebiyatçı yada sadece düşünür demek yanlış olur. O tam bir münevver. Çok geniş bir ufka sahip. Özellikle Huzur'da yazarın çok derin bir düşünce dünyasına sahip olduğunu görüyoruz. Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü de okumuş ve çok beğenmiştim ama Huzur, Huzur çok farklı. Huzur çok yönlü bir eser. Tanpınar kendi devrinin ruh halini çok etkileyici bir dille anlatmış. Eserde çok ciddi sosyolojik analizler var, üstelik sadece ülkemizin sosyolojik analiziyle de yetinilmemiş Avrupa toplumlarının da sosyolojik analizleri çok etkileyici. Ayrıca Tanpınar tarihi olaylara da eleştirel bir gözle bakmayı ihmal etmemiş. Osmanlı Devletinden bu yana toplumumuzun geçirdiği önemli evreler ile ilgili çok ciddi analizleri var. Tabi tarih dedik, sosyoloji dedik, medeniyet dedik Tanpınar bu konuları işlerken sanatsal anlatımından geri kalmış mı? Tabi ki hayır. Eserde muazzam bir edebi anlatım var. Tanpınar'ın Türkçe'ye hakimiyetini gördükçe mest oldum. Tabi ki her iyi yazar kendi diline hakimdir, ben bundan bahsetmiyorum. Tanpınar'ın kendi diline hakimiyeti çağdaşlarına göre çok ama çok ileride. Önceleri hayatında okuduğun en iyi kitap hangisidir diye sorulduğunda tek bir kitap ismi zikredemezdim. Hatta bu soruyu çok saçma bulurdum. Ama artık bu soruya vereceğim bir cevap var. Huzur benim bu zamana kadar okuduğum en iyi kitap. Bu çok
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Hâlinde solmaya yaklaşmış çiçeklerin daldıkları suya kendiliğinden eğilişleri vardır.”
Sayfa 258 - Dergah
“Cem galip gelse, yahut Fatih yirmi sene yaşasa n’olurdu acaba? En büyük felâket onun erken ölmesi. Tarihte uzun süren saltanat devirleri daima faydalıdır. Meselâ Elizabet devri, Viktorya devri gibi. Tabiî, şartlar müsait olursa! Fatih yirmi sene yaşasaydı biz şimdi belki de rönesansı vaktinde idrak etmiş bir millet olurduk. Garip temenni değil mi? Zaman geriye dönmez. Fakat insan yine bilinen şeyden istenen şeye doğru hayal kurar.”
Sayfa 257 - Dergah
“İnsan için asıl saadet bu, anladın mı Mümtaz? Sonunu bile bile ve o sona rağmen, kendisini idrak etmek...”
Sayfa 254 - Dergah
“Vücutlarımız, birbirimize en kolay vereceğimiz şeydir; asıl mesele, hayatımızı verebilmektir. Baştan aşağı bir aşkın olabilmek, bir aynanın içine iki kişi girip, oradan tek bir ruh olarak çıkmaktır!”
Sayfa 208 - Dergah