“İnsanlar kendi değer yargıları nispetinde anlam veremedikleri tavırlarla karşılaştıklarında, önce yorulmadan, usanmadan o insanları dönüştürmeye, kendilerine benzetmeye çalışıyor, dönüştüremediklerinden de bir anda nefret etmeye başlıyorlardı. Jülide’ye de aynısını yaptılar, hep birlikte çizdikleri, içinde mutlu oldukları o yalan çemberine girmeyi reddedince olmadık şeyler söylediler arkasından.”
“Unutmak diye bir şey yok; unutmak, varlığına inanç beslediğimiz uzak bir ihtimal olarak bizi ayakta tutuyor, o kadar. Başka şeyleri düşünmeye çalıştıkça, geçmişin top atışları surlarımı enkaza çevirip beni savunmasız bıraktı.Bütün direnmelerime rağman, hatırlamaya devam ediyorum.”
“Bir başıma yaşamayı hemen hemen öğrendim. Hemen hemen diyorum, çünkü insan tek başına yaşayamaz. Yaşamak sandığı şey kendi küflü, rutubet kokan yalnızlığında içten içe çürümek, azar azar tükenmekten ibaret.”
“Benim orospuluğum, onların namuslarının yüceliğini, vicdanlarının büyüklüğünü, ahlaklarının güzelliğini, kalplerinin temizliğini bir vesileyle daha ispat edecek. Her seferinde -Allah muhafaza kendi kızları bu duruma gelmesin diye- büyük konuşmak istemediklerini söyleyip bir fazilet timsali olarak susacaklar ama birbirleriyle her karşılaştıklarında, aynı düşmanca tavırla kaldıkları yerden devam edecekler. Her sohbetin sonunda kendilerine yakıştırdıkları en temiz sıfatların yardımıyla sifonu çekip beni de diğer pisliklerin yanına gönderecekler; hayatları boyunca karşılaştıkları uğursuz suratların, katı kalplilerin, haram yiyenlerin doluştuğu, berbat kokulu, kapkaranlık kanalizasyona. Biraz yaklaşanları bile rahatsız eden o koca kanalizasyon, şehrin altına bu yüzden inşa edildi; konforlarını bozan, huzur bırakmayan ve ağız tadını kaçıran, neşelerini kaybettiren kim varsa, kurulu düzenlerinin içinden bir an evvel uzaklaştırmak içim. Tanrı’nın cehennemiyle yetinmeyip dilediklerini cezalandırabilme gücüne erişebilmek için yenisini kendi elleriyle inşa ettiler.”