Gökler, maviden uzak.
Bu saatten sonra artık,
Gün de yok, güneşte bize.
Dışarıda, ay ve yıldızlar oynaşıp durur,
Ve ben, yetmezmiş gibi bu ışık,
Lambayı yakmış, yüzümü ararım,
Bir su şişesinin üstünde buruşmuş.
Ve hatta soluk soluğa,
Sanki bir kabustan yeni uyanmış.
Gözlerim, gözlerim evet,
Gözlerimin altı mosmor,
En az şu bulutlar kadar.
Ve hep, sabaha karşı uyurum,
Dertlerime sarılıp,
Gözlerimin altı uçurum benim.
Saat desen beş buçuk,
Güneş,
İlk gözlerimin altında doğar benim.
Boğazımda bir kılçık,
Konuştukça canımı yakar,
Sustukça batar yüreğime.
Ellerim ise buz kesmiş,
Bir masanın üstünde,
Yahut bir sehpanın,
Dona kalmış seni anlatırken.
Ve kendimi bir odaya koymuş,
Orda unutmuş, unutulmuş gibiyim.
Ama her şeye rağmen,
Biraz çaba ile başımı kaldırıp,
Penceresiz şu odam da,