Bakteriyolojik, kimyasal ve enformatik cephaneler fazlasıyla sofistike bir hal aldı. 1933 sonrasında yaşadığımız gibi, silahlanma yarışıyla karşı karşıyayız.
Neoliberalizmin güya bilimsel olan kabulleri 2019’da dünyanın pek çok ülkesinde hâkimdi; siyaseti tümüyle ekonomiye, ekonominin tamamını da serbest rekabet doktrinine indirgiyor ve bu doktrini tüm toplumsal sorunlara çözüm olarak öne sürüyordu. Gerçekte ise neoliberal dogmalar toplumsal eşitsizlikleri feci şekilde ağırlaştırdı ve finansal nüfuz odaklarına devasa bir güç sağladı.
Bir eylem karar verenin niyetlerine her zaman uymaz, genellikle etkide bulunduğu ortam içi etkileşimlere uyar. Bu açıdan eylem niyet edilenin karşıtı bir yöne savrulabilir veya bumerang misali eyleme koyanın başına çarpabilir.
Öngörülmezi bilemeyebiliriz, fakat ihtimalini öngörebiliriz. Olasılık hesaplarıyla övünmeyi bir kenara bırakıp dönüştürücü güce sahip her tarihsel olayın öngörülmez olduğunu unutmamalıyız.
Karantinanın yarattığı kısıtlamalar fakirlik çekmeyen herkes için alışverişi zaruret ölçüsüne indirgeyerek aslında gereksiz olan ne kadar çok şeyi ihtiyaç kabul ettiğimizi gösterdi. Alışveriş dürtüsüne daha fazla kendimizi kaptıramadığımızdan, medeniyetimizin el üstünde tuttuğu tüketim zehirlenmesini idrak edebildik. Tüketim tarzımızı mecburen değiştirdiğimizden, doğal olarak esas olanı fuzuli olana, kaliteyi niceliğe, kalıcı olanları kullanıp elden çıkarılan şeylere tercih ettik.