Gelgelelim tekno-bilimin muazzam kudreti, insanın acı ve ölüm karşısındaki aczini ortadan kaldırmıyor. Acıyı hafifletebiliyor ve yaşlılığı uzatarak ölümü geciktirebiliyoruz, ancak vücudumuzu mahvedecek ölümcül kazaları asla ortadan kaldıramayacağız; sürekli biçim değiştirerek ilaçlara, antibiyotiklere, antivirallere ve aşılara direnen bakteri ve virüsleri asla bozguna uğratamayacağız. Oynayan olduğumuz kadar üzerinde oynanan, egemen olduğumuz kadar tabi, muktedir olduğumuz kadar âciz varlıklarız.
Kapanma deneyimi bizim için, fakruzaruret içinde yalıtılmış insanların hayatlarına açılan bir pencere olabilir. Bu insanlar ihtiyaç fazlasına ve lüzumsuz bolluğa erişimi olmayan fakat bunlara erişmeye diğerleri kadar hakları olan kişiler.
Öngöremediğimiz gelecek bugün şekillenmekte. Bunun siyasetin yeniden dirilmesi, gezegenin muhafazası ve toplumun insanileştirilmesi yolunda olacağını umalım: Yolumuzu değiştirmenin vaktidir.
Biyosferin bozulması gıda maddelerini, kaynakları ve insanların fiziksel ve ruhsal sağlığını etkileyecek şekilde antroposferin bozulmasına yol açıyordu.
Bilir misin Güzin, bambu bastonlar olur, ben onları çok severim; çünkü bünyelerinde değişiklik vardır, düz değildirler…
Bir de hezaren bastonlar vardır. Bunlar düz olmakla beraber ağaçları asildir, temizdir, onun için iyidirler.
Bazan kavak ağacından da baston yaparlar… Düşün ne berbat şeydir bunlar! Düz, basit, sonra da nevileri adi.
Hadi bunlara da saf oldukları için tahammül edilebileceğini farz et! Ya içleri de kurtlu olursa?..