Blu sea

Kaç sabahtır geceye uyanıyorum Ne oldu güneşe aynalarda yokum Dumanı tüten çay bardaklarına dokunuyorum Elimi ısıtmıyor Ağlayınca fark ettim artık gözyaşlarım yanaklarıma değmiyor Keşke bir kez daha öpebilseydim seni Sımsıkı sarılıp saçlarını koklayıp öyle gitseydim Ölmüşüm ben bebeğim ölmüş Herkesin korktuğu gün bana bugünmüş. youtu.be/9rUH3L-5yHs
Reklam
Benim küçük gecemde  Rüzgar ağaçların yaprağına son kez süre tanıyor  Benim küçük gecemde viran olmanın korkusu var Kulak ver  Karanlığın esintisini duyuyor musun?  Ben garipçe şu talihime bakıyorum, ümitsizliğe alıştım Kulak ver  Karanlığın esintisini duyuyor musun? Gecede, şu an bir şey geçiyor  Ay kızıl ve karmaşık  Ve her an düşme korkusu yaşanan bu damda  Bulutlar yaslı kalabalıklar gibi  Sanki yağmurun yağacağı anı bekliyor Bir tek an  Ondan sonra hiç  Bu pencerenin arkasında gece titriyor  Ve yeryüzü  Geri kalıyor dönüşünden  Bu pencerenin arkasında bir bilinmeyen  Beni ve seni bekliyor Ey baştan ayağa yeşil olan sen  Ellerini, yakıcı hatıralar gibi benim aşık ellerime bırak  Ve dudaklarını, sıcak bir his gibi senden benim aşık  dudaklarımın okşayışlarına teslim et
Serin bir rüyanın hatırınadır çektiğim dünya ağrısı...
(...) Aşk her defasında, kendi cahiline kendini yeniden ezberleten en kadim alfabedir... Ama ezberlemek, bir süre sonra ezberlenenden vazgeçmeyi de kaçınılmaz kılar. Çünkü insan bilgide değil, cehalette mutludur. O yüzden, kimsenin sizi ezberleyecek kadar çok okumasına izin vermeyin, kekeleyerek hecelesin kafi...