Blu sea

Benim küçük gecemde  Rüzgar ağaçların yaprağına son kez süre tanıyor  Benim küçük gecemde viran olmanın korkusu var Kulak ver  Karanlığın esintisini duyuyor musun?  Ben garipçe şu talihime bakıyorum, ümitsizliğe alıştım Kulak ver  Karanlığın esintisini duyuyor musun? Gecede, şu an bir şey geçiyor  Ay kızıl ve karmaşık  Ve her an düşme korkusu yaşanan bu damda  Bulutlar yaslı kalabalıklar gibi  Sanki yağmurun yağacağı anı bekliyor Bir tek an  Ondan sonra hiç  Bu pencerenin arkasında gece titriyor  Ve yeryüzü  Geri kalıyor dönüşünden  Bu pencerenin arkasında bir bilinmeyen  Beni ve seni bekliyor Ey baştan ayağa yeşil olan sen  Ellerini, yakıcı hatıralar gibi benim aşık ellerime bırak  Ve dudaklarını, sıcak bir his gibi senden benim aşık  dudaklarımın okşayışlarına teslim et
Reklam
“Zaten küçüklüğümden beri saadeti israf etmekten korkar, bir kısmını ilerisi için saklamak isterdim…Bu hal gerçi birçok fırsatları kaçırmama sebep olurdu, fakat fazlasını isteyerek talihimi ürkütmekten her zaman çekinirdim.” 
Evren yuvarlak; çemberde iki yay var. Biri yükselen, biri alçalan. Her insan durmadan hareket halinde. Bazısı iner, bazısı çıkar. Yükselmek istiyorsan, en çok kendini eleştir. Kendi hatalarını görmeyen asla iyileşemez.
Yokluğu renksiz, tatsız, bir boşluk gibi damarlarımda akarak, yaşamımda önemli önemsiz ne varsa hepsini anlamsızlaştırıyor.
"Peki," demiş bunun üzerine bilgeler bilgesi, " sana verebileceğim tek bir öğüt var: Mutluluğun Gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan."
Reklam