Eğer insanlar tıpkı yüz yıl, üç yüz yıl önce olduğu gibi yine aynı manevi cehalet içindeyse, özgürlüğe karşı yine aynı nefreti besliyorsa, bugüne kadar söylenen ve yazılan o kadar şey onlara hangi faydayı sağladı ?
“Biz insanlar güzel günlerin azlığından, kötü günlerinse çokluğundan sık sık yakınırız” diye konuşmaya başladım, “bana kalırsa bu doğru bir bakış açısı değil. Tanrı’nın bize her gün sunduğu güzel şeylerin tadını çıkaracak kadar kalbimizin kapıları açık olursa başımıza gelen kötü şeylere katlanacak gücümüz olur.”
Ayrıca en çok sevdiğim yazar, benim dünyamı dile getiren, etrafımda olup bitenlere benzer şeyler anlatan, hikayesi kendi ev hayatım kadar bana ilginç ve duygulu gelen yazardır, bunu derken benim yaşamım elbette cennet değil, ama bütün olarak değerlendirdiğimde sonsuz mutluluğumun kaynağı.
Kadın bir erkeğe varmaz, kadın bir erkeğe verilmez ve bir erkek bir kızı almaz, (almak, vermek) bu tabirler kadını kıymetten düşüren, ona ahkâr mahiyeti veren şeylerdir ve her şeyden evvel bu zihniyeti kadınlarımız kafalarından çıkarmalıdır; bilmelidirler ki iki cins birbirleriyle hayatlarını birleştirirken yuvaya getirdikleri aynı kıymette şeylerdir ve koca mal sahibi değil, ortak, hayat ortağı demektir.