Özetle, yaşadığımız anlara odaklanarak, o anı derinleştirerek, başkalarıyla paylaşarak, şükrederek veya sıradan bir şeyi sıra dışı yaparak, şalteri kapatıp boş zamanları bir mutluluk yatırımı olarak görerek, pozitif duygularımızın derinliğini arttırabiliriz.
Örneğin, tatil yapacaksınız öncesinde kendinizi şunu söyleyin:
"Şimdi şalteri kapatıyorum. Önceliğim tatil. Tatilin hakkını veriyorum."
"Bu bir boş zaman veya zaman öldürme değil, kendi mutluluğuma yaptığım bir yatırım."
Bu şekilde yaşadığınız pozitif duygunun etkisini arttırabilirsiniz.
Çocuklarımızın da bu beceriyi kazanmasını istiyorsak, onları etkinlikten etkinliğe koşturmayı bırakmamız gerekiyor.
Tadını çıkarabilmek için durmak, hissetmek ve anda kalmak şart.
Ayrıca karşılaştırma yapmamak da şart.
"Arkadaşlarımız daha iyi bir otele gitmiş." dediğimize, aldığınız keyif azalıyor.
Mutlu hissetmek aslında büyük olaylarda değil, küçük anlarda gizli.