Bir an, Şah ile Sultan’ın güçlerinin tek sancak altında birleştiğini ve yekvücut olarak dünyaya hükmettiğini hayal ettim. Ama hükümdar hangisi olacaktı? Şah mı Sultan mı? Yarın işte bunun için iki dolu testi birbirine çarpacaktı. Ve elbette biri kırılacaktı?!.. Sıfatların ne önemi vardı. Önemli olan isimdi. Hasan mı Hüseyin mi?!.. Selim mi İsmail mi?!..
Sayfa 194 - Kapı Yayınları 13.Basım Mart 2016·Kitabı okudu
Ben Taçlı’yı her daim seviyor ve asla inkâr etmiyorum. Lakin bunu kimseciklere de söylemiş değilim, söyleyemiyorum. Şu anda Taçlı’nın, benim fedai olma arzuma, inkârsız bir âşıktan vazgeçme düşüncesiyle karşı çıktığını kendime itiraf edemediğim gibi.
Sayfa 184 - Kapı Yayınları 13.Basım Mart 2016·Kitabı okudu
Şah da, Sultan da mektupları okudukça yeni gönderecekleri hediyeyi daha zalimce seçtiler, testi testi şaraplar, kadınlara ve dervişlere has aba ve hırkalar, kuvvet şurupları, müstehcen resimler ve zehirli hançerler ikisi arasında karşılıklı gittiler ve gönderildiler, ulaştılar ve ulaştırıldılar. Ve elbette her ikisi de bunları getiren elçileri daha acımasızca öldürttüler. Diri diri derisini yüzdürterek, canlı canlı kazanda kaynatarak, yarı baygın kazığa oturtarak veya gözleri açık kayalardan atıp parçalattırarak... Şah’ın Sultan’dan farkı, öldürttüğü elçilerin kafatasından şarap içmeyi âdet edinmesiydi, işte o kadar.
Sayfa 180 - Kapı Yayınları 13.Basım Mart 2016·Kitabı okudu
Acaba hem ruhani ve mistik bir lider hem de acımasız bir hükümdar olan Şah ile devletleşmiş bir yapının efendisi ve pervasız bir yönetici olan Sultan Selim arasındaki mücadelenin sonu nereye varacaktı? İkisi de yönetmek için yaratılmış bu adamlardan ikisinin de deha çapında yetenekleri vardı ve gelecek günlerde, kim bilir nerede, kızgın güneşin altında veya dondurucu karların üstünde ikisinden hangisi diğerine karşı daha gaddar bir savaş çıkaracaktı?!
Sayfa 171 - Kapı Yayınları 13.Basım Mart 2016·Kitabı okudu
Padişah geri dönmeye karar vermeyecek olursa bu verimsiz dağlarda heder olup gitme fikri askerleri yiyip bitirmişti. Yorulmuşlardı, umduklarını bulamamışlar, ganimetin adını bile anmaz olmuşlardı. Şah’ın istediği de zaten bu idi ve Osmanlı askeri bu tuzağa düşmek üzereydi. Sultan hariç!..
Sayfa 158 - Kapı Yayınları 13.Basım Mart 2016·Kitabı okudu