#kitapyorumu
5/5 ️️️️️
10/10 ️️️️️
Sırıttı ve teklediği için hain kalbime bir küfür savurdum. Gülümseme tüm yüzünü değiştirmişti. - güneş gibiydi.
2021 benim yılım falan mısın?
Tam bana hitap eden, hep beklediğim, okurken inanılmaz keyif aldığım kitaplar bir bir çıkmaya başladı. Yılan ve Güvercin çıktığında lütfen çok seveyim diye dua ettiğim bir kitaptı. Ve gerçekten çok sevdim. Kadın karakter Lou, okuduğum en ağzı laf yapan, eğlenceli, gücü kalbinden gelen karakterlerden biriydi. Cadıydı ve kaderini değiştirmek için neredeyse herkesten gizlediği geçmişinden kaçıyordu. Erkek karakter Reid ise inançlarına her şeyden çok bağlı olan ve bu inançlar uğruna kendi hayatını yaşamayı reddeden biriydi. Cadı avcısıydı ve tüm hayatını cadılardan nefret ederek geçirmişti. Bu iki birbirine tamamen zıt karakter yanlış anlaşılmayla dolu yaşanan olaylar sonucu evlenmek zorunda kalınca kitabımız başladı diyebilirim. İkisinin arasında yavaş yavaş ilerleyen arkadaşlık, tamamen değişik karakterler olmasına rağmen birbirleri arasında uçuşan kimya ve tüm gizemlerin yavaş yavaş çözümlenmesi kitabı benim gözümde tam puan yapan nedenlerdi. Ben bu tarz fantastik kitapları okumayı gerçekten çok seviyorum. Yılan ve Güvercin ise bu türün -benim açımdan- en güzellerinden biriydi.
Yan karakterler Coco, Ansel ve Beau’yu okumayı da çok sevdim bu arada. Coco’nun arkadaşlığı, Ansel’in iyi kalbi ve Beau’nun azıcık bad boy havası kitabın genel havasını dengeledi gibi hissettim.
Kısacası Yılan ve Güvercin kalbimden gelen bir öneridir size. Benim okuduğum türü okuyup seven arkadaşlarımın hiç pişman olmayacağını düşünüyorum.
Sizi seviyorum. Bir sonraki yorumlarımda görüşmek üzere.
#book #bookstagram #bookshelf #booklover #bookworm #books #kitap #kitapkurdu #kitapaşkı #kitap
Yılan ve GüvercinShelby Mahurin · Yabancı Yayınları · 20212,649 okunma
Onu seviyordum. Hem de çok. Böyle bir aşk sadece kalpten ve zihinden oluşan bir şey değildi. Hissedilecek ve sonunda unutulacak, insana dokunmadan dokunulabilecek bir şey değildi. Hayır... bu aşk başka bir şeydi. Geri alınamaz bir şey. Ruhun bir parçasıydı.
Onu seviyordum. Her şeye rağmen. Yalanlara, ihanete, incinmeme rağmen. Başpiskopos ve Morgane le Blanc’a rağmen. Kendi kardeşlerime rağmen. O sevgiye karşılık verip vermediğini bilmiyordum ve umursamıyordum da.
Cehennemde yanmaya mahkûmsa onunla yanardım.
Fakat vücudumun yere düşmesini, bacaklarımın kasılıp seğirmeye başlamasını izlerken gözlerinde anlayıştan eser yoktu. Sadece şok, öfke ve... iğrenme. Önümde diz çöküp nazikçe gözyaşlarımı silen adam gitmişti. Beni çatıda tutan, şakalarıma gülüp onurumu savunan ve beni yıldızların altında öpen adam gitmişti.