Bu kitabın bir kişisel gelişim kitabı olduğunu bilseydim elimi sürmezdim. Hem de tüm kadınlara/insanlara apaçık tepeden bakan birisi tarafından yazılmış bir kişisel gelişim kitabı. Bunu daha kitabın önsözünde kendisini bir bakıma tanrılaştırması ve ulaşılacak en üst tip olarak görmesi/göstermesinden anlayabilirsiniz.
Mükemmel bir pazarlama örneğiyle bu kadar ünlü olmayı başarmış diyebilirim. Tüm insanlığı kapsayabilecek genellemeleri kadınlar üzerinden vermesi bana burç yorumlarını hatırlattı. Yazılanlar o kadar büyük genellemeler ki herhangi bir kadının/erkeğin satırlarda kendinden bir şey bulmaması zaten imkansız. Bir insana sadece cinsiyetinden dolayı özel güçlerle donatıldığını söylemek apaçık sığ bir düşünce. Bilimsellikten uzak inanç ve yorumlardan ibaret.
Sonunda her seferinde sen güçlüsün, kendine inan, başarabilirsin diyen sosyal medya psikologları gibi öğütlerle bitiriyor cümlelerini.
Özetle herkes tarafından kabul görecek genellemelerin üzerine kurulmuş safsatalardan oluşuyor.
“ …Bir böbreğinini alın, insan yaşar. İlaveten her iki bacağını, mesanesini, bir akciğerini, bir kolunu ve dalağını alın; insan yaşar; belki bunu yaşamak denmez ama yine de hayatını devam ettirebilir. Bazı beyin işlevlerini yok edin insan yine yaşar. Yüreğini çıkarın, kişi hemen ölür…Çünkü duyguları kuşatan sinir merkezidir….“
“…Kadınlar olarak birçok insana dokunuruz. Avuç içlerimizin bir tür alıcı olduğunu biliyoruz. ister bir kucaklama, ister elle hafifçe surta vurma ya da sadece omza bir dokunma seklinde olsun, dokunduğumuz insanla ilgili bir seyler okuruz. La Que Sabe'yle bir sekilde bağlantılıysak , ellerimizle dokunarak başka bir insanin neler hissettigini biliriz.
Bazılarına imgeler, hatta kimi zaman sözcükler şeklinde bilgiler gelir, onları diğerlerinin duygu durumu