Ana karakter diyebileceğimiz karakter sayısının fazla olması, olay örgüsünü kaçırır mıyım diye düşündürtse de hiç öyle olmadı. Dil yeterince akıcı ve sade, kitabı okurken hikayeden koptuğumu hiç hatırlamıyorum.
Başlangıçta kitabın karakterleri tanıttığı ilk bölümleri kendi açımdan sıkıcı bulsam da ne kadar kaliteli yazılmış olduğunu kitabın sonlarına gelince anladım. Spoiler vermeyeyim o yüzden kısaca şu şekilde açıklıyorum. Başlarda bütün karakterleri yeterince tanımış olduğunuzu düşünmenize rağmen sonuç bambaşka çıkınca hikayenin sonunda, yani katilin kim olduğunu öğrendiğinizde gerçekten şaşırıyorsunuz. Özellikle kitabı okurken bir yandan da "katil kim?" diye kendi kendime düşündüğüm için sanki olayı yaşıyormuşçasına bütün karakterlere şüpheyle yaklaşmaya çalışıyor ve karakterleri katil olma ihtimaline göre teker teker eleyerek gidiyordum. Geriye dönecek olursam, ilk bölümlerde karakterler o kadar sade ve net, dolambaçsız anlatılıyor ki hangi karakter katil olsa cinayetleri nasıl işlerdi bunun hakkında bile fikir sahibi oluyorsunuz kitabın ilerleyen bölümlerinde. O yüzden hikayenin sonunda okuru esas şaşırtan katilin kim olduğundan ziyade katilin sizin beklentilerinizin çok dışında hareket etmesi oluyor.
Genel açıdan giriş-gelişme-sonuç gibi 3 parça halinde inceleyecek olursam, ilk kısımda karakterleri tanımaya çalıştığınız için biraz daha durağan geçiyor fakat olayların baş gösterdiği anlardan itibaren katilin yeni maharetlerini görmek için heyecanla bekliyorsunuz, sonlara doğru geldikçe heyecan da giderek tırmanıyor ve son kısımda okurun zihnindeki taşlar yerine oturuyor. Üslup da akıcı ve anlaşılır olduğundan zaten 200 küsür sayfa olan kitap sanki çok daha kısaymış gibi bir çırpıda bitiyor. Özetle polisiye-gerilim türünü seven ya da merak eden herkesin