“Son Vaka” (The Final Problem) – Sherlock Holmes
Sherlock Holmes, Londra’da uzun süredir devam eden ve birbirinden bağımsız gibi görünen suç olaylarını incelerken, bu olayların aslında tek bir merkezden yönetildiğini fark eder. Banka dolandırıcılıkları, şantajlar, sahte belgeler ve siyasi komplolar arasında görünmeyen bir bağ vardır. Holmes, yaptığı titiz gözlemler ve çıkarımlar sonucunda tüm bu suç ağının arkasında “suç dünyasının Napolyon’u” olarak anılan Profesör Moriarty’nin bulunduğunu ortaya çıkarır.
Profesör Moriarty, dışarıdan bakıldığında saygın bir akademisyen gibi görünse de aslında Avrupa’nın en güçlü suç örgütünü gizlice yöneten bir dehadır. Matematik alanındaki olağanüstü zekâsını suçları planlamak ve iz bırakmadan organize etmek için kullanmaktadır. Londra’daki birçok büyük suçun doğrudan ya da dolaylı olarak onun kontrolünde olduğu anlaşılır. Holmes, Moriarty’nin sistemini çökertmek için deliller toplamaya başlar ve bazı adamlarını yakalatmayı başarır. Ancak bu durum, Moriarty’nin dikkatini tamamen Holmes üzerine çeker.
Moriarty, Holmes’un kendisi için ciddi bir tehdit olduğunu fark eder ve onu ortadan kaldırmak için plan yapar. Holmes da bunun farkındadır ve artık bu mücadelenin sadece bir soruşturma değil, ölümcül bir satranç oyunu olduğunu bilir. Moriarty’nin adamları Holmes’u takip etmeye başlar. Bu süreçte Holmes, yakın arkadaşı Dr. Watson’ın zarar görmemesi için onu bilinçli olarak olaylardan uzak tutar ve güvenli bir şekilde Londra’dan uzak bir yere gönderir. Watson, Holmes’un ani ve gizemli davranışlarını tam olarak anlayamaz ama onun ciddi bir tehlike altında olduğunu hisseder.
Holmes, Londra’dan ayrılarak Avrupa’ya geçer. Amacı Moriarty’nin planlarını bozmak ve onu doğrudan karşı karşıya gelmeye zorlamaktır. Bu kovalamaca boyunca Holmes
Sınır koymak vicdansızlık değildir. Geri çekilmek bencillik değildir. Kendini korumak kimseyi terk etmek değildir. Asıl hata, değişmeye niyeti olmayan biri uğruna kendini harcamaya devam etmektir.
"Ne zannetmiştin çocuk? Biz bayrak, silah ve Mushaf-ı Şerif üstüne el basıp yemin ederken iktidar için miydi? Vatan kavgası illâ ayağın vatan toprağına basarak mı yapılır? Seneler evvel tatlı canından vazgeçmiş, Libya çöllerine tebdil-i kıyafet dövüşmeye gitmiş adamın aklına ölümden korkmak şimdi mi gelmiş de kaçıp gitmiş Almanya'ya? Elbette kavgaya devam etmek için ordalar. Bir gün vatanlarında ölebilmek için bugün gurbette yaşamak zorundalar.
Nerede olursa olsun kavgaya devam etmek onların fıtratında var.
Sende de olduğu gibi."
Gazi minherden indi ve mihrabın önünde namaz kıldığımız yerde yanıma geldi. Halkın suallerine cevap verirken şu sözleriyle hutbeyi sena ile izah etti: "Biliyoruz ki Hazret-i Peygamber zaman-ı saadetlerinde hutbeyi kendisi irad ederlerdi. Gerek Peygamber Efendimiz ve gerek Hulefa-i Raşidin'in hutbelerini okuyacak olursanız, görürsünüz ki, gerek Peygamber'in, gerek Hulefa-i Raşidin'in söylediği söyler o günün meseleleridir. O günün askeri, idari, mali ve siyasi, içtimai hususatıdır. Ümmet-i İslamiye tekessür ve Memalik-i İslamiye tevessüe başlayınca, Cenab-ı Peygamber'in ve Hulefa-i Raşidin hutbeyi her yerde bizzat kendilerinin irad etmelerine imkan kalmadığından, halka söylemek istedikleri sözleri iblağa, bir takım zevatı memur etmişlerdir. Bunlar her halde en büyük rüesa idi. Onlar cami-i şerifte ve meydanlar da ortaya çıkar, halkı tenvir ve irşat için ne söylemek lazımsa söylerlerdi. Bu tarzda devam edebilmesi için bir şart lazımdı. O da milletin reisi olan zatın halka doğruyu söylemesi, halkı dinlemesi ve halkı aldatmaması, halkı ahval-i umumiyeden haberdar etmek son derece haiz-i ehemmiyettir.