Birbirimizi kaybettik, Ama her kayboluş, Bir ömre bedel buluşma Oldu içimde. Öldün içimde.. . . Devamı ve daha fazlası şiir kitabımızda efendim. Kitabımız tüm seçkin sitelerde..🙌🙌 . #şiirlerdenparçalar #şiirlerarasıyolculuk #ahmedgezen #şiir #siir
Şiir
“Gazetecilikten Yazarlığa: Haber Dilinin Yetmediği Yer”
Gazetecilikten yazarlığa, belgeselden nehir söyleşiye uzanan üretim serüvenini anlatan Hatice Aydoğdu, haber dilinin sınırlarını, medyanın dönüşümünü ve tanıklığın anlatıdaki yerini değerlendirdi. Aydoğdu, gazeteciliği bırakışını bir kopuş değil, farklı anlatım biçimlerine yönelen bir dönüşüm olarak tanımlarken; günümüz medyasında haber üretiminin karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara ve gazeteciliğin değişen doğasına dikkat çekti. 1-Reuters, Anadolu Ajansı ve haftalık Yeni Gündem dergisi gibi kurumlarda uzun yıllar çalıştıktan sonra 2010’da kurumsal gazeteciliği bıraktınız. Bu karar sizce mesleki bir kopuş muydu, yoksa anlatım biçiminizi değiştirme ihtiyacı mıydı? Bir kopuş değil, farklı anlatı biçimlerine yönelmek diyebilirim. Bir dönüşüm… Gazetecilikle beraber diğer alanlarda da derdimi anlatmayı sürdürebilirdim ama olmadı. Örneğin kısa film ve belgesel çalışmalarına gazetecilik yaparken başlamıştım… Sonuçta yapmaya çalıştığım, gazetecilikten beslenerek farklı anlatım biçimlerine yönelmek oldu. Dil, bu anlatım biçimlerinin aracı, ister yazınsal olsun ister görsel olsun… 2-“Gazetecilik artık bildiğim yollardan yapılabilir olmaktan çıktı” sözünüz hâlâ alıntılanıyor. Bugün dönüp baktığınızda o cümlede daha çok medya düzenine mi, yoksa gazeteciliğin diline mi itiraz vardı? Medya düzenini ve gazeteciliğin dilini birbirinden ayırmak zor. Medyanın sahiplik yapısı, ekonomik ve siyasi ilişkileri haberin diline de yansıyor. Türkiye’de özellikle 1980’lerden itibaren büyük sermayenin medya sektörüne girişi, holdingleşme, medya gruplarının el değiştirmesi gazeteciliğin yapılma biçimlerini de değiştirdi. Bazen çalıştığınız kurumun yapısından bağımsız olarak eğer muhabirseniz haber yapma koşullarınız bir anlamda elinizden alınıyor. Bir yandan haber kaynaklarına ulaşmak
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir efsaneydi, efsaneydi senle beraber olmak Gözlerinle buluşup,ellerine dokunmak Saatlerce uzanıp hep yanında kalmak Bir efsane senle beraber olmak...... Devami sizde☺️☺️☺️
Şarkı
*İSLÂM AHLÂKI - 455* *GÜNÂH-I KEBÂİR HAKKINDA* *8* Ve dahî, günâh-ı kebâirin, ya'nî büyük günâhların nev'i pek çokdur. Bu mahalde, yetmişikisi beyân olunmuşdur: 64- Allahü teâlâdan ve islâmiyyetin bildirdiği ismlerden başka şey söyliyerek yemîn etmek. 65- İlmden kaçmak. 66- Câhilliğin musîbet olduğunu anlamamak. 67- Küçük günâhı, tekrâr işlemekde ısrâr etmek. 68- Zarûrî olmayarak, kahkaha ile çok gülmek. 69- Bir nemâz vaktini kaçıracak zemân kadar cünüb gezmek. 70- Âdetli ve lohusa hâlinde, avretine yakın olmak. - devamı var - *İslâm Ahlâkı* hakikatkitabevi.net/book.php?bookCo... *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Alıntı
Merhaba arkadaslar kanalıma hosgeldiniz bugün videomuzd- bi dk intro yanlış oldu. Evet merhabalar efndm canım bitanem tostum daddy boss isteği üzerine kendim hakkında bir şeyler yazdıgım bir ileti ile tekrar karsınızdym. Nasıl başlasam bilemedim ama sanırım yine genel karakterim ve sevip sevmediğim şeyler hakkında konusurum. Öncelikle daha önceden çok fazla kişiliğim oldugunundan bahsetmiştim.(bipolar bozukluk olabilir (şaka🙂)) Bu benm ana hesabım değil tabkide bunu artık çoğunuz biliosunuz fln ve eğer dikkatli bakıp ipuçları bulup falan ana hesabımı öğrenmeye çalısırsanız orası biraz zor çünkü burdan tam bağımsız bir şekilde işleyen bir yer orası🤧🙏🏼 Genel olarak bunu karaktersizlik olarak algılamayın o çok daha farklı bir şey tabi benim kişilik farklılıklarımın sebepleri üzerine biraz düşündüm ve bunu burada açmaya karar verdim. Şimdi öncelikle main hesabımda olan ve bu hesabımda bilen insan sayısı az ve birbirinden bağımsız yürütmeye devam ediyorum tabikiside. Orada konuştuğum insanlarla konuşurken cümle yapılarım ve tarzım olsun bambaşkadır. Burada kişiliğim biraz daha çocuksu ve içimde kalan bıkkınlığı bir şekilde parçalama arzusu aslında. Bunuda hayatımdaki olaylara ve çevreme bağlıyorum diyelim. Gerçek şu ki bu heesabı açmadan önce daha melankolik ve çocuksu tarafımdan kaçan bir yapım vardı. Kafamın içinde boğulmuş ve her gece ağlayıp zırlayan biriydim. Daha sonra burayı açtım ve diğer kişiliğimden biraz sıyrılıp burada kafa dağıtma imkanı buldum. Fazlaca insan tanıdım ama şimdi şunu açıklamak isterim (lütfen kişisel algılamayın veya benden uzak durmayın çünkü bu benim normalim) bana kalsa bu hesabı hiç açmak istemezdim yani başa dönseydim. Hiç kimseye bulaşmak istemiyorum ve arkadaş konusuna gelirsek gerçekten herkesten uzak kalmak istiyorum. Bu insanların
Dünya kupası //2034
türkiye yunanistan italya 2034 türkiye–yunanistan–italya dünya kupası (2034 ) fifa'nın “`akdeniz'i aynı sahaya sıkıştırıp` `turizm gelirini maksimuma çıkarma`” hayali projesi. kağıt üzerinde bakınca “`barış turnuvası`” gibi duruyor, pratikte ise roma'da final, istanbul'da açılış, atina'da nostalji tribünü üçgeni. türkiye kısmı klasik: istanbul merkez, ankara prosedür, izmir yazlık grup maçları, antalya “`gel maç izle sonra denize gir`” konsepti. federasyon sunumunda muhtemelen slide'ların yarısı “`havaalanına 20 dakika`” üzerine kurulu. yunanistan tarafı olaya daha şiirsel yaklaşıyor: atina olimpiyat stadı “`tarihin devamı`” diye pazarlanıyor, selanik “`balkan sertliği`” diye paketleniyor. gerçekte fifa'nın gözünde “güzel manzara + sınırlı kapasite”. italya ise bildiğin boss level. roma final, milano yarı final, napoli taraftar cehennemi. fifa'nın excel tablosunda kırmızıyla işaretlenmiş “`para buradan gelecek`” bölgesi. final senaryosu: * açılış: `istanbul` * yarı final: `milano` / `roma` * final: roma ya da istanbul (fifa'nın sponsor mood'una bağlı) özet: futbol turnuvası değil, akdeniz emlak ve turizm fuarı + dev yayın ihalesi savaşı. `efsane hayaller katagorisi !!`