Peygamber Efendimiz (sav)'den Kur'an'da birçok ayette "ummi" yani okuma yazma bilmeyen biri olarak bahsedilir. Zaten o dönemde okuma yazma bilenlerin sayısı az, bazıları da sadece okuyabiliyor ama yazamıyordu.
Şimdi senaryoyu bir hayal edelim. Peygamber olduğunu söyleyen ve bunca zaman kendisinden emin olduğunuz bir adam geliyor ve size diyor ki "Elif, Lâm, Mim!"...
Önce bir sessizlik oluşur değil mi? "Sen bu harfleri nereden öğrendin?" diye sorarsınız. O size vahyin devamını aktarır: "İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidayettir."
Siz hemen şu soruyu sorabilirsiniz: "Sana bunu kim öğretti? Hangi kitaptan bahsediyorsun?"
O da size şöyle cevap verir gelen vahiyle: İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır"
Rablerinden gelen emir... Rab.
Sorulabilecek bütün sorulara vahiyle cevap veriyor. Asla kendisinden bir şey katmıyor çünkü Rabbi, her şeyden haberi olan ilmi ve şanı yüce olan Allah olduğu için onların içinden geçenleri ya da geçeceklerin daha onlar doğmadan biliyordu.
Burada Kur'an'dan o kitap diye bahsetmesi ve bunun için zalikelkitab demesi de bir mucize ama ben Elif Lâm Mim'le devam etmek istiyorum.
3 harf söyleyerek meydan okuyorsunuz herkese.
"Bu kitap, sizin her gün kullandığınız Elif, Lâm, Mîm gibi harflerden oluşuyor. Eğer bunun bir insan kelamı olduğunu iddia ediyorsanız, hadi siz de bu harfleri kullanarak benzer bir kitap getirin."
Bu, bildiğimiz harflerle kimsenin benzerini yapamayacağı bir mucize oluşturulduğunu gösterir.
Yine 3 harfle bütün dikkati üzerinize çekebiliyorsunuz. Herkes ne söyleyeceksiniz diye size bakar. Bir cihette bu, bir ortama girince "hey!" diye seslenmekle ayni olabilir.
Allah bize bilmediğimizi ögretendir. Bizim