Rojhilat (Zezé), bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi · 10/10 puan

Denizli Mahkemesi 1944 Yılı. Ahmed Feyzi Kul'un Müdafaasından
Adalet terazisinin bir tarafındaki hukuk, devlete addedilince artık diğer tarafta kalan ferd için hiçbir hak tanımamak, bütün müzaheretleri devlet hesabına ve devlet lehine kullanmak ve bu durum sebebiyle hakkının müdafaası güçleşmiş ferdi ve ona bağlı ailesinin mukadderatını kurban etmek, adaletten anlaşılan mana ve hikmet-i idare icabatından mı oluyor?

Müdafaalar, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 202 - Zehra Yayıncılık)Müdafaalar, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 202 - Zehra Yayıncılık)
Ezgiperest, bir alıntı ekledi.
 2 saat önce · Kitabı okuyor

İnşaat Mühendisi Da Vinci
1952'de Türkiye'nin devlet arşivinde, Da Vinci'nin 1503 yılında Haliç üstüne bir köprü tasarlamak ve inşa etmek için hizmetini sunduğunu kanıtlayan bir belge bulundu. Bu örnek Da Vinci'nin hırsının her zamanki gibi sınırsızlığını ortaya koymaktadır. Üç yüz altmış beş metrelik köprü var olan en uzun köprü olacaktı. Uzmanlar defterlerindeki bazı çizimlerin bu proje önerisiyle bağlantılı olduğuna inanıyorlardı. Ne yazık ki köprü hiçbir zaman yapılmadı ama 2001 yılında Norveç'teki bir otoyolun üstüne yayalar için dörtte biri boyutlarda bir versiyonu inşa edildi. Bu yaya geçidi büyük beğeni kazandı ve Da Vinci'nin niteliğindeki planının işe yarayacağının ispatı oldu.

Da Vinci Gibi Düşünmek, Daniel Smith (Sayfa 135 - Pegasus)Da Vinci Gibi Düşünmek, Daniel Smith (Sayfa 135 - Pegasus)
Yasin Bektaş, Hedefteki Adam Atatürk Nasıl Öldürüldü?'ü inceledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İstanbul'dan memlekete otobüsle gelirken dinlenme tesisinde gecenin bir vaktinde bu kitap dikkatimi çekti ve hemen alıp okudum. İçerisinde birçok konu yer almakta en önemli konu ise ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün nasıl öldürüldüğüne dair birçok konu geçmekte. Bu kitaptan bağımsız bu konuyla ilgili başka araştırmalar yaparak anlatılanların gerçek olma ihtimali çok yüksek. Bence vefatına sebep olarak 1930'lu yıllarda mason locasının kapatma kararıyla başladı diye düşünüyorum. Atatürk'ün ölümünden sonra bir Mason üstadının isim vermeden ülkemizin devlet liderini "yavaş yavaş zehirleyerek öldürdük" demesi de hiç gözardı edilmeyecek bir konu olsa gerek. Okuyup öyle karar verin. İyi okumalar.

İbrahim Korhan, Seher'i inceledi.
4 saat önce · Puan vermedi

"PLATON’un “DEVLET”i

SELAHATTİN DEMİRTAŞ’ın “Seher”i

Çoğunlukla siyasi liderler, teorik-ideolojik kitaplar yazarlar ancak bunları da iki gruba ayırmak mümkündür.
İlk grup, liderliği, teorik bilgisiyle elde edenlerdir.
İkinci grup ise liderliği sırasındaki edindiği tecrübelerle teori geliştirip yazanlardır.
İkinci grupta yer alanlar, yazdıkları teori-ideoloji kitapları ile zaten deneyimlerini anlattıkları için, yeni bir şey söyledikleri ileri sürülemez. O nedenle yazdıkları ile tartışılma ihtimalleri pek azdır.
Oysa birinci grupta yer alanlardan, yazdıkları teoriyi hayata geçirmeleri beklenir. Teorik kitaplar yazanlar, büyük iddialar, tespitler ortaya koyar!. Soğuk ve fazla ciddi olurlar. Özellikle teorik bilgisiyle lider olanların hiç şansı yoktur, dünya tarihinde de örneği yoktur.
Teori ile pratik çoğu defa örtüşmez yada kağıt üstünde ideal olan hayata geçirilince hiç istenmeyen bir şey olarak ortaya çıkar. Yazmak için farklı, hayata geçirmek için farklı meziyetler gerekir ki, bunun en çarpıcı örneği insanlık tarihinin en büyük filozofu Platon ile ortaya çıkmıştır.
Platon’un ideal devleti anlattığı “devlet” adlı eseri, en önemli eseridir. Platon bu eseri ile ortaya koyduğu bilgileri, Dionysios ile hayata geçirmeye çalışır, devleti yönetenin filozof kral olması gerektiği iddiası, Dionysios üzerinde denerken korkunç bir başarısızlıkla sonuçlanır ve Platon köle pazarında satılmaktan kurtulamaz ama bir dostu onun parasını ödeyerek özgürlüğüne kavuşturur.
Gelelim teorik kitap yerine, edebi eserler yazan liderlere!
Edebi eser yazan liderler enderdir, bir kere edebi eser yazmak için ya gerçekten halktan biri olmak gerekir yada kanatlı ve büyülü sözlerin samimi, sahici duygularla harmanlaştırılmasını sağlayacak sanatsal bir yetenek ve kişilik gerekir.
Selahattin Başkanda her ikisi de var, hem gerçekten halktan biri hem de duygu ve düşüncelerini çok etkileyici bir şekilde harmanlaştırıp, okuru beyninden, yüreğinden sarsıyor. Teorik kitap yerine edebi kitap yazmak cesaret ister, öyle kasılmadan, ağır adam rolüne girmeden, insani yanını göstermek, her babayiğidin harcı değildir.
Topluma kim liderlik etsin, kim öncülük etsin diye sorarsanız elbette “Devleti” yazan Platon değil, “Seheri” yazan DEMİRTAŞ derim. Bu kadar yalın, bu kadar sade, bu kadar naif ve daha bir çok insani erdemi taşıyan, üstelik ince ve keskin zekası ile duygularını harikulade bir ölçülülükte buluşturan ve hayatı gözlemleyip okuyan biri, şüphesiz bir teorisyenden çok daha iyi öncülük eder, herkesin malumu olduğu üzere öncülük ediyor da!"

Düşünce
Ülkemizdeki işsizlik sorunu nedir.
Ülkemizde sürekli haberlerde,gazetelerde,kahvede herhangi bir sohbet ortamında sık sık dile getirilen bir konu var işsizlik peki bu işsizlik ne cogu kişi ben devletin bünyesine gireyim orda calışayım rahat edeyim diyor ve başka iş olanaklarına bakmıyor özel şirket yada daha bir cok secenege bakmıyor.Her insanın ögretmen olabilcek kapasitesi yetenegi özelligi olmaya bilir madem olamıyorsun neden hala zorluyorsun neden başka bir alana yönelip şansını orda denemiyorsunda hala ayni şeyi zorluyorsun,sonrada cıkıp ülkemizde ac kalıyoruz iş verilmiyor vs.vs. bir sürü şey diyorsunuz bu ülkede sadece ögretmenlik,memurluk yok siz markete gittiginiz zaman size yardımcı olcak eleman kasada bekleyen eleman ne olcak o zaman,tarlada mahsul yetişdirip onları size satcak adam kim olcak,daha bir sürü örnek verebiliriz buna bunları kim yapcak robotlarmı yapcak bunları kendiliginden mi olacak bir bölümde başarılı olamıyorsak başka bir bölümde neden başarmaya calışmıyoruz neden şansımızı zorlamaya calışıyoruz boşuna zaman kaybediyoruz.Sonrada devlet bize iş vermiyor işsiz kalıyoruz ac kalıyoruz,neden bir konuda sürekli inat ediyoruz madem iyi bir fotografcısın neden ögretmen olmak istiyorsun.neden fotografcılıkla ugraşmıyorsun Genelde aklımızda şöyle bir düşünce var devlete atsın kendini devletin yanında bir işe girsin.Sürekli baskı oluyor bu adam ne istiyor neyden zevk alıyor cogu zaman sorulmuyor sürekli baskı oluyor sonrada işsizlik oluyor herkez doktor ögretmen olmak istiyor sonra işsizlik okuduk okuduk atamıyorlar. köyde kiraz toplamak için kac km uzakdan adamlar getiriliyor neden cünkü yaşadıkları şehirde bu işi yapmak istiyen yok boş gezen cok ama işine gelmiyo adamın adam diyor ben ögretmenim atanamadım ama ögretmenim kiraz toplamam boş boş dururum ama toplamam ee sonra ne oluyo işsizlik oluyor eger sen hakkınla para kazanmak istiyorsan Allah(c.c) her zaman sana bir yol sunar ama sen işine geleni yapıyorsan o zaman orası ayri bir konu olur.

Büșra, bir alıntı ekledi.
 6 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Siyonizm, diğer ibadetlere karışmıyor ancak sıra cihada gelince mani olmak için her şeyi yapıyor.Bütün gücünü seferber ediyor. İstediğin kadar namaz kıl, oruç tut ona karşmıyor. Ama devlet nizamına ,devlet yönetimine gelince islam'ı sokmuyor. Bunun için 200 yıldır irtica kampanyası yapıyor. Müslümanları sadece namaz kılan birer köle haline getirmeye çalışıyor.

Davam, Necmettin Erbakan (Sayfa 31)Davam, Necmettin Erbakan (Sayfa 31)
Atlantis / Ezo (ELF'li), bir alıntı ekledi.
7 saat önce

Bir devlet aklın ilkeleriyle yönetiliyorsa yoksullukla sefalet utanç vericidir, yönetilmiyorsa varlıkla sefahat utanç vericidir.

Analektler, KonfüçyüsAnalektler, Konfüçyüs
saerdem, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

[Ramazan Baş:] "Özürlüler bir devlet bakanlığı denetimindeydi ama bütçesi yoktu! Devlet böyle görüyordu. Böyle gördüğü için de hiç kimseye hizmet gitmiyordu. "

Gerçek Özgürlük, Doğan Cüceloğlu (Sayfa 289)Gerçek Özgürlük, Doğan Cüceloğlu (Sayfa 289)
Ömer Talip Akalın, bir alıntı ekledi.
 8 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ve tüm suçlar dikkat çekmeden yapılır, evet bu inşaatçılar suçlu olarak neredeyse buna itilir ve davet edilir, özellikle de devlet ve onun kurumları tarafından, yeryüzünün üzerini sapık düşüncesizlikleriyle kaplamaya ve hem de öyle bir biçimde ve hızla kendi inşaat iğrençlikleriyle kaplamaya yönelirler, öyle ki kısa sürede yeryüzü bu inşaat cinayetleri altında boğulacak.
"Bütün dünya en korkunç ve en zevksiz biçimde ve canice bu binalarla tıka basa doldurulduğunda çok geç olacak, o zaman yeryüzü ölecek. Biz yeryüzünün mimarlar tarafından tahrip edilmesi karşısında çaresiziz!", diye bağırmıştı bir seferinde.

Düzelti, Thomas Bernhard (Sayfa 87 - Yapı Kredi Yayınları)Düzelti, Thomas Bernhard (Sayfa 87 - Yapı Kredi Yayınları)