• Yünü büyük bir özen ve titizlikle hazırlarlar ki, beyaz arka plan ,kusursuz bir biçimde erguvan rengine dönüşsün. Boyama işlemi ancak bu aşamadan sonra başlar; bu yöntemle şeylerin rengi kül suyuyla ya da başka herhangi bir maddeyle yıkansalar dahi solmaz.
    Platon
    Sayfa 188
  • Devlet, öfke duymaz.
  • 200 syf.
    ·1 günde·6/10 puan
    Çoğumuzun ismini duyduğu, Dünya Klasikleri arasında bulunan bir kitap; Sokrates’in Savunması. Sayfa sayısı olarak az ama düşünce bakımından yoğun bir kitap. İlk olarak lise zamanlarımda okumuştum ve son zamanlarda tekrar okumak istedim. Bazı kitaplar böyledir, okuyup bitirirsiniz ama bir türlü kapağını kapatamazsınız. Kapatıp kitaplığa koyduğunuz o kitap zihninizde her daim uyanık kalmayı başarmıştır. Bir kitabın bunu başarabilmesi öyle kolay değildir. Sizi etkileyen kitapları farklı zamanlarda okumanız, aynı cümleler içinde farklı dünyalara açılmanızı sağlar.
    Çerezlik Dünya Klasikleri’nden biri olan bu kitabın konusuna gelmeden Sokrates’in kim olduğuna ve neden yargılandığına gelirsek; Sokrates, M.Ö. 469 ve M.Ö. 399 yılları arasında yaşamış Antik Yunan filozofudur. Sokrates hiçbir şey yazmamış ve fakir bir adam olarak yaşamını sürdürmüştür. Geride hatırasından başka bir şey bırakmadığı için onu yalnızca başkalarının hakkında yazdıklarıyla tanıyabiliyoruz. Öğrencisi olan Platon (Eflatun), Sokrates’in ölümünden sonra bu eseri yazmıştır.
    Sokrates’e yapılan suçlamalar ; Tanrılara inanmadığı ve varolan tanrılar yerine başka tanrılar koyduğu, gençlerin ahlakını bozduğu yolundadır. Peki neden bu şekilde suçlandı? Neden yargılandı. Bunlardan önümüzdeki üç bölümde bahsedeceğiz.
    Sokrates ne ilk oldu , ne de son. İnsanları bilinçlenmeye davet etti. Gerçek mutluluğun hazlarda bulunmadığını, hazla, öfkeyle , cehaletle, hırsla, kıskançlıkla birlikte acının geleceğini anlatmaya çalıştı. İnsanları erdemli olmaya ve bilinçlenmeye davet etti. Bütün maddi şeylere sahip olmak için o kadar çok zaman ayırmaktansa, ruhu ilgilendiren, gerçeği anlayabilmek için yapılan eylemlere de bir o kadar zaman ayırmaya davet etti. Düşünmeye ve incelemeye davet etti. Bu tabii ki insanları – başta halkın bilinçsiz olması işlerine gelen devlet adamları, tragedya ve komedya yazarları, ozanları – sinirlendirdi. Ve her dönemde olduğu gibi ondan kurtulmak için suçlandı. Kendi deyimiyle felsefeye karşı o bayat ve yersiz suçlamalarla, dinsizlik ve tanrıtanımazlık.
    Kitabımız dört bölümden oluşup genel olarak Sokrates’in savunmadaki konuşmalarını içeriyor ve sadece savunmasındaki konuşmasını içersede okunması kolay kitaplardan biridir.
    Birinci bölümde, Sokrates’in kahin, din bilimci Euthyphron ile diyaloğu aktarılıyor. Dindarlık, dine uygunluk, kutsallık, insanın Tanrı’ya karşı görevleri gibi konular üzerine konuşuyorlar. Sokrates akıllıca sorularla Euthyphron’ un cahilliğini ve kibrini ortaya çıkarıyor.
    İkinci bölümde Genç ve silik bir şair olan Meletos tarafından tanrılara inanmadığı, yeni tanrılar uydurduğu ve gençlerin ahlakını bozduğu suçlamalarıyla dava edilen Sokrates bu bölümde mahkeme karşısında kendini savunuyor. Suçsuzluğunu, yasalara bağlılığını kanıtlamaya çalışıyor. Aslında onu suçlayanlar da yargıçlar da biliyor suçsuz olduğunu fakat bu at sineğinden kurtulmaları gerekiyor.
    Yargıçlara son sözü “Artık ayrılma vakti geldi çattı, ben ölmeye, sizler de yaşamlarınızı sürdürmeye gidiyorsunuz. Hangisinin daha iyi olduğunu sadece tanrı bilebilir.” oldu.
    Üçüncü bölümde Kriton, Sokrates’in öğrencilerinden biridir. İdam gününden bir gün önce Kriton hocasının yanına gelir. Onu kaçmak için ikna etmeye çalışır. Sokrates ömrü boyunca savunduğu ilkelere, demokrasiye aykırı olacağı düşüncesiyle bu fikre karşı çıkar. Bir insanın verdiği sözden hangi şartlar altında çıkabileceği konusunda tartışırlar. Sokrates yasaların ve toplumun menfaatinin her şeyden önemli olduğunu savunur.
    Ve son bölümde ise Platon’un olgunluk döneminde yazdığı bu diyalogda Phidon ve Ekhekrates’in anlatımıyla Sokrates’in yaşamının son gününde öğrencileriyle konuşmalarını aktarır. Sokrates’in ölüme karşı bakış açısı, ölümün nasıl karşılanması gerektiği işlenir.
    Dostları ağlarken kendisi sakince onları teselli eder. Ruhun ölümsüzlüğünü kanıtlamaya çalışır. Vakit doldu. Beklenen gemi geldi. On birlerin uşağı baldıran zehrini getirdi. Sokrates tereddüt etmeden zehri içti. Dostlarına son sözlerini söyledi. Ölümsüz olduğuna inandığı ruhuyla Hades’e doğru yol aldı.
  • Mahveder kendini bülbül bile hürriyet için,
    Elbette kan dökülür din için, devlet için, millet için.
  • 304 syf.
    ·2 günde·Beğendi·7/10 puan
    ~“Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemeyecekler"

    Bana bu kitabı tek bir cümle ile anlat deseler sanırım tam olarak kitapta da geçen bu alıntıyı söylemek isterdim. Muazzam bir distopya fikri atmış yazarımız George Orwell. Aynı şekilde irdelenmesi gereken ince bir ileri görüşlülükle hala yansımalarını gördüğümüz ve bence de her daim görmeye devam edeceğimiz bir örnek.

    Şu an algıladığınız tüm her şeyin zıttını yaşadığınızı, öğrendiğiniz şeylerin tam tersinin geçerli olduğu bir devlet canlandırabilir misiniz? İçinde sizi her daim gözetleyen teleekranların, farkına varmadığınız kadar çok sesinizi dinleyen mikrofonların etrafınızda dört döndüğünü. En ufak bir yüz değişimine dahi sebebiyet verecek beyninizde yeşeren düşüncelerin dahi engellendiğini.. (düşünün! çünkü henüz yasaklanmadı). Küçük çocukların, annelerini ve babalarını en ufak bir endişe de hükümete şikayet edip onların ölümüne zemin hazırlamaları için birer asker gibi yetiştirmelerini hayal edin. Etrafınızda kendinize dahi güven oluşamayacak bir kendiniz dahi yok! İşte George Orwell bu ve bundan da ötesinde bir distopya tasarlamış ve kelimelere dökmüş.

    Kitabı okurken yorulduğumu verilen şeyleri canlandırmak için var olan her şeyin gerekli olduğunu ama canlandırmakta zorlandığımı dile getirmek istiyorum. Çünkü fazlasıyla korkutucu bir canlandırma olacaktı benim için. Bir de kitap fazlasıyla yorucu bir okuma oldu benim için. İletişime geçtiğim çoğu arkadaşım rahatlıkla okuduklarını da dile getirdiler lakin ben de böyle olmadı..

    Kitabın sinemaya uyarlanmış bir filmi de mevcut ve yönetmeni Michael Radford. Onu da en yakın zamanda yorumlayıp paylaşacağım.. Kısacası dostlarım, mutlaka bir kere okunması gereken bir distopya örneği 1984. Şimdiden herkese keyifli okumalar diliyorum ve sözlerimi kitaptan güzel bir alıntı ile sonlandırıyorum…

    ~“İnsan insana nasıl hükmeder , Winston?”
    “Winston, biraz düşünüp, “Acı çektirerek,” dedi.
  • Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunmaz.
    Mustafa Kemal Atatürk
  • En gereksiz şey sınırlı devlet okullarında kolumuza bant taktığımız sivil savunma kolu kamp kolu gibi şeylerdi bi etkinlik bile yoktu