• .....Komünist toplum düzenine sahip tüm ılkel kabilelerin başında da sinirsiz güçte reis vardır.Komunist devlet , yurttaşların değil, yalnızca serflerin olduğu mutlak bir monarşiden başka bir şey değildir...
  • 488 syf.
    ·Puan vermedi
    Yazarın biyografisi:

    Çocukluk yıllarının geçtigi muhacir mahallesinde, savaş yıllarının hezayanlarını -yangınlarını- söndürebilmek umuduyla, su bulabilirim diye yola çıkmasıyla başlıyor.

    Kitabı okudukça, kitap da yazarın yaşadıklarına tanık oluyoruz. Çocukluğu Rumeli'de yaşanan Balkan savaşlarının yansımaları arasında geçiyor. Daha 17 yaşında I Dünya Savaşına -Kafkas cephesinde- katılıyor.
    Sonra muallimlik için Azerbaycan'a, iktisat okumak için de oradan Rusya'ya gidiyor. Burada bile savaşın kıvılcımları yakasını bırakmıyor. Gençliği yazarın, II. Dünya Savaşı yankıları ve Kominist Partiye üyeliği ile devam ediyor.

    Yetişkinlik yıllarında ise vatanına geri dönüyor ve Aydınlık Mecmuası' nda yazdığı yazıları sebebiyle hapis yatıyor.
    Tahliye olunca da Maarif Vekaletinde devlet memuru olarak çalışıyor. Ayrıca yazar bu dönemde, bizleri akıcı ve samimi bir üslupla: cephelerde kazanılan zaferler, saltanatın yıkılışı, Cumhuriyetin ilanı, yeni bir devletin kuruluşu, kadınların çarşaflarını atışı, şapkaların giyilişi gibi inkılaplara doğru sürüklüyor.

    Son olarak yazar, yaşlılık yıllarında da 1950'de emekli olup, Ankara'daki çiftlik evine yerleşiyor.
    Epiktetos haklı:
    _Allah'ın bize verdiği en büyük nimet, malik olduğumuz halde,malik olduğumuzu bilmediğimiz kuvvetleri, bir gün kendimizde bulmak kudretidir." sözünü paylaşarak, biyografisini "kendimi (suyu) buldum" diyerek noktalıyor.
  • İzmir’in işgali hadisesinin karşısında ittihaz ve takip ettiğim siyaset ve gaye de vakit kazanmaktan başka bir şey değildi. Çünkü Yunan askeri tarafından derhal icra edileceği bildirilen bu işgal, üç büyük devletin kesin ve ani kararına dayandığı gibi, bu olayın bize tebliği de doğrudan doğruya bu üç devlet tarafından yapıldığından bu mesele büyük devletler meselesi şeklinde ortaya çıkmıştı.
    Kolektif
    Şevketli Sultan Mehmed Vahîdüddin Efendimiz Hazretlerinin İstanbul’dan ayrıldıktan sonraki ilk açıklamasıdır.
  • "Ülke nüfusunun büyük bölümünün cahil ve kaba olduğunu görmek ve buna tahammül etmek utanç verici bir durum. Kendisi eğitimli olan ve kültür güneşinin ışığıyla aydınlanan herkes bu durumdan sorumludur.
    DEVLET ÜST KATLARINDA GENİŞ PENCERELİ YÜKSEK TAVANLI BÜYÜK, IŞIKLI ODALARIN, ALT BÖLÜMLERİNDE İSE PENCERESİZ, KASVETLİ, DAR VE NEMLİ BODRUM KATLARININ YER ALDIĞI BİR KULE DEĞİLDİR."
    Snelman
    Grigory Petrov
    Sayfa 171 - Koridor Yayıncılık
  • Birileri bize bir gün herkesin bir kredi kartı olacak dedi inanmadık, şimdi öğrencilerin bile kredi kartı var.
    Birileri bize bir gün herkes internete girecek dedi.
    Bu ancak 50 yıl sonra gerçekleşir dedik.
    şimdi herkes internete giriyor...
    Birileri bize internette herkesin eşsiz bir numarası olacak tc numarası gibi numaraları olacak dedi , biz çok film izliyorsunuz dedik.
    Şimdi telefonlarımızın ve bilgisayarlarımızın bize ait olduğunu biliyorlar yalnız numaramızı bize söylemiyorlar.
    Bir gün bize diyecekler sizin dünya vatandaşı numaranız şu diyecekler. TC gibi bir numaramız olacak.
    Bir sabah kalkacağız elektrikler gitmiş , bankalar hacklenmiş , ortada para yok , o kaos ortamında herkes birbirine ne oluyor diyecek ........
    işte biz o gün tükendiğimizin farkına varmış olacağız ve bu hiç bir işe yaramayacak.

    JULİAN ASSANGE: BU SON ÖZGÜR NESİL, HERKES ÇİPLENECEK !!!!!!!!!!

    * Wikileaks kurucusu Julian Assange, yakın gelecekte her insana ait verilerin devlet kurumlarının elinde olacağından şu anda Dünya'daki insanların Dünya'nın son özgür insanları olduğunu, herkesin çipleneceğini söyledi. Hatta çipi olmayanların bakkaldan ekmek bile alamayacağını anlatıyorlar.

    Çipin içinde sadece para değil, kimlik, tapu gibi belgeler de olacak, bunlara da el koyabilirler, insanların kimliklerini yer değiştirebilirler, radyo dalgaları ile zihnini kontrol edebilirler, davranışlarını değiştirebilirler, uyku saatlerini bile belirleyebilirler.

    Çiplerin takılmasından sonra insanlar robotlaştırılacak, hiçbir kişisel özgürlükleri kalmayacak.
    "Alıntı"
  • 480 syf.
    ·12 günde·Beğendi·10/10
    67.Sual insan kendi benliğinden habersiz yaşayabilir mi?
    Kitabı okumaya başlamadan önce binlerce karekterin etrafında gelişen ama okuyanı içine alan çetrefilli bir maceraya çıkacağımı anlamıştım çünkü İskender Pala okumak bunu gerektirir.
    Lale Devri Sultan 3.Ahmet döneminde Pasarofça Antlaşması ile başlayıp daha çok sulh dönemi olup savaştan uzak yenilikçi,huzur dönemi olarak adlandırılabilir.
    Sultan 3.Ahmet sarayında sefa sürerken bir yerlerde kendi benliğinden habersiz ağabeyinin emaneti Şehzade Ahmet nam-ı diğer Kara Şahin esrarengiz bir cinayete kurban giden sevdiğinin ardından kendini bir bilinmezin içinde bulur.Yolun başında dert ortağı yeye ile yolları birleşir,beraber türlü olayların içine girerler.
    Kara Şahin'in amacı Nakşıgülün katillerini bulmaktır bunun için tek ümidi ondan geriye kalan ikiz lale soğanıdır.
    O katillerin peşindeyken asıl kimliğini bilenler onun peşindedir.
    Kitabın konusu genel olarak bu şekilde ilerliyor okurken Lale Devri ve o dönemde ön plana çıkmış devlet adamları hakkında az çok bilgiye sahip olabilirsiniz.
    Devrin sonlarına doğru devlet erkanı artık eğlenceye dalmış halk fakirleşmiş ve Patrona Halil önderliğinde isyan başlamıştır.
    Zindanlar boşaltılmış birçok azılı mahkum şehre dağılmış İstanbul yangın yerine dönmüştür.
    İsyancılar devrin Sadrazamı Damat İbrahim Paşanın ve birden fazla devletlinin başını istemişlerdir, padişah istemeyerekte olsa bu teklifi kabul etmiştir.
    İsyan 3.Ahmetin tahtan
    inmesiyle son bulmuştur.
    Lale,devrin simgesi olmuştur bu dönemde pek çok yenilik yapılmasına rağmen tarihe entrikalarla damga vurmuştur .
    Kitabı bitirdikten sonra bu böylemiymiş şu şöylemiymiş deyip durdum nasıl bir girdap ve o girdaptan nasıl bir çıkış okumak isteyen herkese tavsiye ederim.
  • Besbelli ki devlet, Nuri’yi yok ettiği için başvurmuştu böyle bir yalana; o yıllanmış bir ölüdür şimdi. Ama kayıtlara şoför diye yazılmıştır ve şoförlüğünü orada sürdürüyordur. Yollardadır her gece, her gündüz yollardadır ve uykusuzdur yollar kadar, yorgundur. Şu âna, biraz sonraya ya da az önceye göre yolun hangi noktasında olduğu bile bilinmiyordur. Evi sırtındadır yani; nerede olursa olsun, nereye giderse gitsin yerindedir. Devlet ona bir meslek uydurmayı düşünürken şoförlüğü de bu yüzden seçmiştir. Ne de olsa adressiz bir meslek.