Resmi tarih anlatısı 1923’ü radikal bir kopuş, her şeyin sıfırdan başladığı bir "milat" olarak sunarken; sosyolojik ve ekonomik körlük, o derin sürekliliği ıskalar. Ortada yapısal bir
Sistem, yapısal ayrımcılığı ve eşitsizliği gizlemek için bazı bireyleri zirveye taşır; ancak onlara tek bir şart koşar: "Kimliğini bir süs olarak taşıyabilirsin ama onu hak temelli bir talebe
Şule Gürbüz'ün "Kambur" adlı romanının kahramanı, "bana sorulsa bir gün, kamburunun düzelmesini mi istersin, yoksa tüm insanların kambur olmasını mı diye, herkesi kambur görmek
Hükümetler geçicidir, devletin sermaye birikim modeli ise kalıcıdır. Seçim kazanarak hükümeti domine eden siyasi yapılar, devletin bütününe hakim olduklarını zannederler. Oysa tarih defalarca
Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923’teki kuruluş paradigması, etnik çeşitliliği tek bir potada eritmeyi hedefleyen Fransız tipi, merkeziyetçi bir ulus-devlet modeline dayanıyordu. Dolayısıyla