Puan vermedi·440 syf.··
2026 57. kitabı
Sümer uygarlığını yalnızca arkeolojik bir geçmiş olarak değil, insan düşünce tarihinin başlangıç noktalarından biri olarak ele alır. Metinlerdeki yasalar, mitler ve günlük kayıtlar; yazının icadıyla birlikte insan zihninin soyuttan somuta nasıl geçtiğini açık biçimde gösterir. Sümerler’de dikkat çeken unsur, yalnızca “ilkler” listesi değildir; şehirleşme, hukuk ve inanç sisteminin birlikte gelişmiş olmasıdır. Bu yapı, erken devlet organizasyonunun nasıl oluştuğunu anlamak açısından temel bir referans sunar. Türkiye’de ise bu konuya erken dönemde ilgi gösteren isimlerden biri Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk, Türk Tarih Tezi kapsamında Sümerleri insanlık tarihinin önemli başlangıç halkalarından biri olarak değerlendirmiş, Mezopotamya uygarlıklarına akademik ilginin artmasını teşvik etmiştir. Bu yaklaşım, tarih yazımında yerli bir bakış açısı oluşturma çabasının parçasıdır. Sonuç olarak bu eser, sadece eski bir medeniyeti anlatmaz; aynı zamanda insanlık tarihinin nasıl okunması gerektiğine dair bir perspektif sunar.
İnsan ve Hayat
SümerlerSamuel Noah Kramer · Alfa Yayınları · 0197 okunma
Puan vermedi·456 syf.·
2026 118. kitabı
#OkudumBitirdim Unutulmuş Kadınlar/ Kristen Hannah Kristen Hannah, gerçek ve unutulmuş kahramanların hikayesini anlatırken, haydut devlet amerikanın iğrençliğini anlatıyor. 1966 yılında Abd/Wietnam savaşı sürerken gönüllü hemşire olarak savaşa katılma kararı alan Frances Grace'nin, savaş bölgesinde yaşanan, insan onurunun ayaklar altına alındığı, toprağın ölüm kustuğu bir bölgede kimse hemşire olmak istemezdi diye düşündüm. Kitap, Kahraman olmak için yola çıkan bir kadının, görünmezliğe mahkûm edilişini, savaşta hayat kurtaran ellerin, barışta neden değersiz sayıldığını sorgulatıyor. Frances, Vietnam savaşından döndüğünde,alkışlarla karşılanmayı beklerken, hayal kırıklığına uğruyor. Kadın olmasının yaşattığı ayrımcılığı yaşarken; "Savaştan dönenler neden halkın tepkisiyle karşılaşır. " "Savaştan dönen hemşire Frances, sivil yaşama tekrar uyum sağlayabilecek mi? Sorularının cevap bulurken, kitabın içinde sakladığı gerçeklerle yüzleşiyorsunuz. Savaşın, Aşkın, yeniden var olmanın ve hayal kırıklıklarının işlendiği kitapta, Kristen Hannah yine yüreğimizi ateşlere atmayı başarmış. Tavsiyemdir. Kitapta kendimden o kadar çok şey buldum ki, derinden etkileyen bölümler arasında kaldım. Wietnam savaşına karşı olan, #MartinLuther'i, #MalcolmX'i ve #MuhammedAli'yi saygıyla anıyorum.
Unutulmuş KadınlarKristin Hannah · Doğan Kitap · 2025339 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·304 syf.··
2026 8. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:49
"Ahsenü'l kasas" diye adlandırmış Rabbimiz Hz. Yusuf kıssasını. Efendimiz (sav) ve ashabına kalplerine bir teselli kıssası. Hz. Yusuf kıssası o kadar canlı taze ki günümüze bir ayna ... İçinde her okuyanın kendinden bir şey bulacağı bir kıssa. Hz. Yusuf' un çocukluğundan başlayıp Mısır sultanlığına kadar uzanan olaylar zincirinde Rabbine teslimiyeti, sadakati, sabrı... Ve Rabbinden gelen ilim ve hikmeti O' dan geldiğini bilerek ilerlemesi... Günümüz aile, insan psikolojisi, ekonomi, devlet yönetimi, ekonomi konularına bakan yönleriyle ışık olan kıssa. Yazar Fatma Bayram tefsir niteliğinde kişisel-sosyal psikojik yaklaşımlarla da açıklamış. Teşekkürler...
Duygu ve Düşünce
En Güzel KıssaFatma Bayram · Timaş Yayınları · 20231,647 okunma
Bir Bardak Kahve Mi İçsem, *ntihar mı Etsem ?
Puan vermedi·110 syf.··
2026 23. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 02:48
Delirmek mi hayır tam olarak değil. varolabilmeyi küçümsemek, bir doğum sancısının dayanılmaz çilesinin edebi hali ve çivisi çıkmış bu dünyayı yaşanılacak bir yer olarak görememenin 100 sayfaya sıkıştırılmış çığlığı. 2. Dünya savaşından sonra bir insan profili çizmeye kalksak sanırım postmodern dünyanın yaşamla bağı kalmamış insanını kalemimiz tuttuğunca Camus gibi anlatmaya çalışırdık ancak Camus kadar çıplak, iç organlarımıza kadar kimse göremezdi.. Yaşamda tutunacak bir değer, sarılabilecek bir varlık kalmamıştı, annemiz bile yabancılaşmıştı, hiçbir acı ve hiçbir keder bizi yerimizden kıpraştırmaya gücü yetmezdi, hayat zaten mutlu olunacak bir yerde değildi.. neredeyse hepimiz yalnızca “çalışmak için yaşıyorduk ? Bize vaaz edilen şekliyle dünya çile keş bir cehennemdi. Evet, Yabancılaşan insan için dünya bir cehennemdir. ve sözcüklerin arasındaki anlam farkı bile kaybolmuştu. Ölüm , yaşam kadar olağan ve doğum küçümsenen bir eylem halini almıştı. Devlet, aile ve tanrı… tarihsel süreçlerde icat ettiğimiz, kutsaliyetini göklere taşıdığımız tüm o putlar, değerler yıkılmış, toprağın altına gömülmekle, yeryüzünde yaşıyor olabilmenin arasındaki fark tamamen silikleşmişti. Tüm istemcimizin dışında varlık halini bulduğumuz anlamı kalmayan yaşamın ağırlığı altında çürümüştük belkide.. Bir bardak kahve içmekle, bir iple kendini asmak arasında fark bulamayan insanın hayat gibi bir kutsalı olabilir miydi ? Camus’un tüm sorgulaması da aslına bakarsınız burada başlar. Camus bu kitabı kendi zihin dünyası üzerinde yazmamıştır çünkü: hiçliğin kendisi bile bir anlamı ifade edecek biçimdedir. Hayat hala sorgulanacak bir şeyse onun için yaşamda devam etmelidir . Yaşamaya dair umudunuzu diri tutun :)
Alıntı
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
Gözetimin Gölgesinde Bir Özgürlük Arayışı
10/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
1984, yalnızca bir distopya romanı değil; güç, kontrol, gerçeklik ve insan özgürlüğü üzerine düşündüren güçlü bir eser. Orwell, yarattığı karanlık dünyada bireyin devlet karşısındaki konumunu sorgularken, baskının sadece fiziksel değil düşünsel bir boyutu da olduğunu gösteriyor. Roman boyunca en etkileyici noktalardan biri, insanların yalnızca davranışlarının değil, düşüncelerinin bile kontrol edilmeye çalışılması. Büyük Birader’in varlığı, sürekli izlenme hissi ve gerçeğin değiştirilmesi fikri okuru rahatsız edici ama bir o kadar da düşündürücü bir atmosferin içine çekiyor. Ana karakterin yaşadığı iç çatışmalar, özgür irade ve insanın kendi benliğini koruma mücadelesi romanın en güçlü taraflarından biri. Bazı bölümlerde yavaş ilerlese de, kitabın verdiği mesaj ve kurduğu dünya uzun süre zihinde kalıyor. 1984, yazıldığı dönemin ötesine geçen; güç sahibi olanların dili, bilgiyi ve hafızayı nasıl şekillendirebileceğini anlatan zamansız bir eser. Bitirdiğimde aklımda kalan en büyük soru şuydu: Gerçekleri kim kontrol ederse, geleceği de o mu belirler? Puanım: 10/10
1984George Orwell · Koridor Yayıncılık · 2021200,4bin okunma
Özgürlük, Toplum ve Yönetim Üzerine Bir Sorgulama
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Toplum Sözleşmesi, siyaset felsefesinin en önemli eserlerinden biri olarak toplum, birey ve devlet arasındaki ilişkiyi sorgulayan güçlü bir metin. Rousseau bu eserinde insanların nasıl bir düzen içinde yaşayabileceğini, yönetimin meşruiyetinin nereden geldiğini ve gerçek özgürlüğün ne anlama geldiğini tartışıyor. Kitabın temelinde “insan nasıl hem toplumun bir parçası olup hem de özgür kalabilir?” sorusu yer alıyor. Rousseau, bireylerin ortak bir irade etrafında birleşmesi gerektiğini savunurken, yönetimin kaynağının halkın iradesi olması gerektiğini vurguluyor. Okurken bazı bölümleri yoğun ve dikkat isteyen bir yapıya sahip olsa da, günümüzde hâlâ tartışılan birçok kavramın temelini oluşturması eseri oldukça değerli kılıyor. Demokrasi, özgürlük ve yurttaşlık üzerine düşünmek isteyen herkes için ufuk açıcı bir kitap. Bana göre Toplum Sözleşmesi, sadece siyasetle ilgilenenlerin değil, içinde yaşadığı toplumun nasıl şekillendiğini merak eden her okurun bir kez karşılaşması gereken eserlerden biri.
Toplum SözleşmesiJean-Jacques Rousseau · Koridor Yayıncılık · 201818bin okunma