İnsanlık bir kimliktir. Tüm insanlar aynı hamurdan yapılmıştır. En azından bu dünyada, yazgı bağlamında aralarında hiçbir fark yoktur. Öncesinde aynı karanlık, yaşam süresince aynı beden, sonrasında aynı toprak. Ama insan mayasına karışan cehalet onu karartır. Tedavi edilemeyen bu karanlık insanın içini kaplayınca Kötülük'e dönüşür.
Cehaletin yok olup gideceği güne kadar toplumun altında kötülüğün devasa mağarasının var olmayı sürdüreceğinin altını bir kez daha çizelim.
En derindeki bu mahzen her şeye düşmandır. İstisnasız her şeyden nefret eder. Filozofları tanımayan bu mahzenin hançeri tek bir kalemi bile yontmamıştır. Gecenin, bu soluk kesici tavanın altındaki büzüşmüş parmakları ne bir kitabın sayfalarını karıştırmış, ne bir gazetenin yapraklarını çevirmiştir. Bu mahzenin tek amacı her şeyin yıkılıp gitmesidir.
Her şeyin, nefret ettiği üst katmanlar da dâhil olmak üzere her şeyin, iğrenç kazı çalışmalarında sadece dönemin toplumsal düzeninin değil, felsefenin, bilimin, uygarlığın, devrimin, ilerlemenin altını oyar. Adı sadece hırsızlık, fuhuş, katliam, suikasttır. Karanlıkların temsilcisi olarak kargaşayı ister. Kubbesi cehaletten yapılmıştır.
Yukarıdakilerin tamamının tek hedefi onu yok etmektir. Felsefe ve ilerleme, gerçeğin iyileştirilmesi, Mutlak'ın hayranlıkla izlenmesi gibi tüm birimleriyle bu hedefe yönelirler. Cehalet mahzenini ortadan kaldırdığınızda Suç denen köstebeği yok edersiniz.
Hayatı unutmak istiyorum. Hayat bilmem kimin iğrenç bir icadı. Süresi belirsiz, ayrıca bir halta benzemiyor. Hayat gerçekle ilgisi olmayan bir dekor. Mutluluk yalnızca bir yanı boyanmış bir çerçeve. Vaiz diyor ki "Her şey boş, geçici, gösterişten ibaret." ben de belki de hiç yaşamamış olan bu temiz yürekli adam gibi düşünüyorum. Sıfır, çıplak gezmemek için üzerine gelip geçici, gösterişli şeyler giydi. Ah gösteriş! Her şeyin güzel sözcüklerle süslenmesi!... Geçici şeylerin bir ön bir de arka yüzleri vardır; önde ahmaklığın göstergesi olarak incik boncuklarıyla zenci yer alır; arkada ise budalalığın timsali olarak yırtık pırtık giysili bir filozof vardır. Birine ağlar, birine gülerim. Onurlar ve itibarlar, hatta onur ve itibar olarak adlandırılan, genellikle yaldızlanmış tombaktır...