• Kur'an'ın;
    ‘‘Ey insan! O sonsuz cömertliğin sahibi Kerim rabbine karşı seni aldatıp gururlu kılan nedir?’’
    (İnfitar, 6)
    ayeti indiği zaman Hz. Peygamber'e sordular:
    •‘‘O, nedir?’’
    Cenabı Resul cevap verdi:
    • ‘‘Cehalet!’’

    (Bkz. Elmalılı, adı geçen ayetin yorumu.)
  • Eğitimini tamamlamamak büyütülecek bir şey değildi. Ama askere gelmemek korkunçtu. Cehalet öldürmezdi ama asker kaçaklığı süründürürdü. Bunu kanunlar söylüyordu. Okulu sktir et ama askerliğini mutlaka yap, diyorlardı. Benim açımdan cahil kalmanda bir sorun yok, yeter ki asker ol. Çünkü kusura bakma ama, cehaletin umrumda bile değil. Peki, demiştik biz de.
  • Biliyor olmanın verdiği rahatlık, bilmiyor olmanın verdiği cesaretle savaşamadı. Bilenler sustu, bilmeyenler galip geldi. Nur topu gibi cehalet doğdu.
    Nabi Resuloğlu
    Sayfa 125 - Destek Yayınları
  • Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg ( Zümrüd-ü Anka, batıda bilinen adıyla Phoenix ),
    Bilgi Ağacının dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş.
    Bu kuşun özelliği gözyaşlarının şifalı olması ve yanarak kül olmak suretiyle ölmesi,
    sonra kendi küllerinden yeniden dirilmesidir.
    Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş.
    Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarmış.
    Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken bir gün, uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş.
    Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
    Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan KAF Dağının tepesindeymiş.
    Oraya varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, hepsi birbirinden çetin yedi vadi..

    1. Vadi “NEFS” vadisi
    2. Vadi “AŞK” vadisi
    3. Vadi “CEHALET” vadisi
    4. Vadi “İNANÇSIZLIK” vadisi
    5. Vadi “YALNIZLIK” vadisi
    6. Vadi “DEDİKODU” vadisi
    7. Vadi “BEN” vadisi

    1.Vadi “NEFS” vadisi Vadiye giren kuşlar öyle şaşırmışlar ki, burası sanki bir cennetmiş.
    Her şey varmış. Bir anda her şeyi isteyebileceklerini fark etmişler.
    Hiç sınır yokmuş. Zevke, sefaya, bütün emellerine kavuşabilirlermiş.
    İnsanları anlatan masallarda ki gibi çalışmadan, uğraşmadan mevki makam sahibi bile olabilirlermiş.:)
    Öyle çok kuş vadinin sihrine kapılmış, öyle çok şey istemiş ki…Bu vadide bir sürü kayıp vermişler…

    2.Vadi “AŞK” vadisi Vadiye girince bütün kuşların gözünü bir sis kaplamış.
    Gördükleri biçimsiz şekilleri, taşları, odun parçalarını, birer sülün, birer kuğu sanmışlar.
    Gözleri kör olmuş. Kapılmışlar, sürüklenmişler…

    3.Vadi “CEHALET” vadisi Her şey güzel gelmiş gözlerine.
    Simurg Anka kuşunu bile unutmuşlar. Nereye gittiklerinin ne önemi varmış ki.
    Orada da gökyüzü, burada da gökyüzü. İlginç nesneler görmüşler. Kaya mı, ağaç mı ne fark eder.
    Önemsemedikçe düşünmemişler. Düşünmedikçe unutmuşlar.
    Unuttukça yükleri hafiflemiş, gülümsemeye başlamışlar…

    4.Vadi “İNANÇSIZLIK” vadisi Vadiye girdiklerinde birden her şey anlamını yitirmiş.
    Ne olacakmış ki Simurg’u bulsalar. Kesin öleceklerini iddia edenler olmuş.
    Simurg’un çözüm bulamayacağını söyleyenler olmuş.
    Bu kadar yolu boşa geldiğini, emeklerinin boşa gittiğini düşünenler olmuş.
    Kanadı yaralanan bir kuşun aşağıya düştüğünü ve hepsinin başına bunun geleceğini bağırarak söylemişler. Yolu tamamlayamayacaklarını ya da tamamlasalar da hiçbir işe yaramayacağını söyleyip geri dönmüş bir sürü kuş…

    5.Vadi “YALNIZLIK” vadisi Vadiye giren bütün kuşları korku salmış. Sadece kendileri varmış gibi endişeye kapılmışlar.
    Acıkan sadece kendi karnının doymasını düşünmüş.
    Tek başına avlandığı için de başarılı olamayıp daha büyük hayvanlara yem olmuş.
    Her biri kendi başına hareket etmiş ve yönünü bulmaya çalışmış.
    Sanki kimse yokmuş gibi yapayalnız hissetmişler. Oysa ki milyonlarca kuş aynı amaç için uçuyorlarmış…

    6.Vadi “DEDİKODU” vadisi Vadinin her köşesinde fısıltılar duyulmaya başlamış.
    En arkada ki kuş, Simurg Anka’nın yeniden doğuşta tüylerinin yandığını söylemiş.
    Öndeki kuş bunu duymuş, yanan tüylerin tekrar çıkmadığını söylemiş.
    Bir öndeki kuş bunu duymuş, yanan tüyleri çıkmadığı için Simurg’un gizlendiğini söylemiş.
    Bir önde ki kuş bunu duymuş, morali bozuk olduğu için Simurg’un, saklanırken, onu görenlere zarar verdiğini söylemiş.
    Daha öndeki kuş bunu duyunca, herkese zarar veren Simurg’un, dayanamayıp kendini öldürdüğünü söylemiş.
    En öndeki kuşa, gitmeye gerek kalmadığı, Simurg’un toprak olduğu bilgisi gelmiş. Bir çok kuş geri dönmüş…

    7.Vadi “BEN” vadisi Bütün kuşlar vadiye girer girmez, içlerinde değişik bir his uyanmış.
    Kiminin kanadı biçimsiz gelmiş kimine. Diğeri, her şeyi bildiğini iddia etmiş.
    Yanlış yoldan gidiliyor diye kargaşa çıkmış. Her kafadan bir ses çıkmış.
    Herkesin fikri varmış ve doğruymuş. Sanki milyonlarca farklı yol varmış gibi.
    Hepsi en önde lider olmak istemiş, öne geçmek için birbirlerini ezip durmuşlar.
    Ta ki vadiden çıkana “BEN”den uzaklaşana kadar…

    KAF DAĞI’na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
    Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş…
    Farsça; Sİ, OTUZ demektir. MURG ise KUŞ…

    SİMURG = OTUZ KUŞ

    Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki; “Simurg – otuz kuş” demekmiş.
    Onların hepsi Simurg’muş. Her biri de Simurg’muş.
    30 kuş anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur…
    Egosuna hakim olan, körü körüne bağlanmayan, düşünen, kendini geliştiren, kendine ve başaracağına inanan,
    Hep birlikte hareket edilmesi gerektiğini bilen, yalnız olmayı tercih etmeyen, dedikodu yapmayan ve en önemlisi,
    Egosunu eğiten kuşlar Simurg’muş…
    Bu bir hikaye ama hikayede olsa bazen ümitsizliğe kapıldığımda Anka kuşuna ulaşmak isteyenlerden olmaya özen göstermişimdir.
  • "Dünyayı ve dünyadaki her şeyi yaratmış olan Tanrı, insan eliyle yapılmış tapınaklarda oturmaz. İnsan eliyle yapılmış hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, çünkü her tarafta herkese yaşam ve soluk veren kendisidir;
    Ve bir kişinin kanından tüm insan kuşaklarını var edip bütün yeryüzünde yaşatmış, nerede ne kadar yaşayacaklarını belirlemiş;
    Onların Tanrı'yı aramalarını, onu hissedip bulmak istemelerini sağlamıştır. Nitekim, hiçbirimizin uzağında değildir. Çünkü bizler onda yaşıyor ve hareket ediyoruz, onda var oluyoruz; Tanrı'nın insan düşüncesinden çıkma altın, gümüş ve taş heykellerle aynı olduğunu sanmamalıyız.
    Ve işte Tanrı cehalet dönemine göz yumdu; ama artık her tarafta insanlara tövbe etmelerini buyuruyor..."
  • Hareket halindeki bir kütle, yönünün değiştirilmesine direnecektir. Aynı şekilde dünya da yeni fikirlere karşı çıkar. Fikrin öneminin ve değerinin kavranması zaman alır. Cehalet, önyargı ve atalet fikrin erken gelişimine ket vurur. Samimiyetsiz bileşenler ve bencil sömürücüler itibarını zedeler. Düşmanları ona saldırır ve onu yargılar. Ama en nihayetinde bütün bariyerler yıkılır ve yeni fikir yangın gibi yayılır.
  • SUSMALI AZIZIM
    Yüce yüce dağlar yıkıldı yine
    Öpülen bilekler büküldü yine
    cehalet ortaya döküldü yine
    Susmalı azizim kitaplar gibi!

    Ah ile feryadı kopar velvele
    Ömrümüz yer zaman denen hergele
    Unutmuşuz artık bilmeyi bile
    Susmalı azizim kitaplar gibi!

    yangınlara körük olur menfaat
    Başa geçti tamah öldü kanaat
    Karanlıkta kaldık bitti kıraat
    Susmalı azizim kitaplar gibi!

    Dillerde pelesenk "tek ben doğruyum"
    Dertli yüreklere düşen ağrıyım
    Çökmüş sinelerin çökük bağrıyım
    Susmalı azizim kitaplar gibi!

    Uğur heba olsan yok ki çaresi
    Dimağim kemirir zillet faresi
    Hayat dediğimiz bilgi haresi 
    Susmalı azizim kitaplar gibi! 
    05-06-2017
    Uğur UKUT