Aptallık kötülüğün özrü olamaz.
Sayfa 396 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okuyor
Puan vermedi·152 syf.··
2026 29. kitabı
Kuyrukluyıldız metaforu üzerinden cehaleti eleştiren yazar, bunu mahallenin dedikoduları ve gerçeğe değil söyleme inançları üzerinden işler. Oysa ölüm zaten kaçınılmaz bir gerçektir; zamanını bilmek bu hakikati değiştirmez. Helallik almak ve ahlaki bir muhasebe yapmak için kıyametin kopmasını beklemek gerekmez. Buna rağmen romanda, cehalet kaynaklı korku ve heyecan, dedikodularla birlikte büyüyerek toplumu etkisi altına alır. Eser, mahalle dedikodusunun ne olduğunu sorgulatıyor. İnsan kendiyle baş başa kalamadığında başkaları üzerinden var olmaya çalışır; kendine söyleyemediklerini başkaları hakkında konuşarak dile getirir. Her dönemin sorunu olan, ilme ve bilime karşı direnç gösteren cehaletin kaba ve yorucu tavrı dikkat çeker. Buna karşılık düşünen insanların, hata yapsalar bile öğrenme çabası içinde olmaları, hayata tutunma biçimlerinin bir göstergesidir. Hüseyin Rahmi Gürpınar bunu mizahi bir dille, oldukça başarılı şekilde kaleme almıştır. İrfan ile Deli Çirkin Kızın mektuplaşmaları ise cehaletin içinde bir farkındalık alanı açar. Ve bu, sanırım kitabın vermek istediği mesajı öteki tarafıyla da okura düşündürtmek içindir
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202525,5bin okunma
NET!
“ Sadece bir iyi vardır , bilgi ve sadece bir kötü vardır , cehalet . “
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Kur'ân'da yer alan en büyük mesele akîde meselesidir ve akîde meselesinde de en geniş yeri ulûhiyet konusu işgal etmektedir. Bu durumun nedeni, Arab Yarımadası'nda yaşayan müşriklere karsi verilen mücadele değildir. Aksine, akîde ve ulûhiyet konusunun bu derece geniş bir yer tutmasının sebebi, beşer hayatında sürekli olarak müşahede edilen gerçeklerdir. Günümüzdeki Müslüman nesiller birçok aldatmacaların ağına düşmüş oldukları için bahsi geçen hile ve düzenler onların akîde anlayışlarını bozmuştur. Artık onlarda Allah'ın indirdiği akîde meselesini gerçek şekliyle idrak edecek bir anlayış berraklığı kalmamıştır. Öyleyse bu neslin, akîde ve ulûhiyet konusunda geniş bir uyarı ve açıklamaya; lâ ilahe illallah'ın gereklerinin açıklanmasına ve bunların başında da Allah'ın emir ve hükümlerinin yerine getirilmesine ihtiyacı vardır. Bu nesil, açıklamayı gerektirmeyecek temel ilkelerden ve bedîhî hükümlerden sayıldığı için lâ ilahe illallabın anlamının açıklanmasına ihtiyaç bulunmadığını zannedebilir. Ancak bugün, Müslümanların içinde yaşadığı hayat, là ila be illallah'ın mana ve gereklerini hiç bilmediklerini ortaya koymaktadır. Bu gerçek, kendilerinden önceki Müslüman nesillerde rastlanmayan bir cehalet örneğidir. Çünkü onlar dilleriyle lâ ilâhe illallah diyorlar, sonra da rúhlarında hiç bir sıkıntı duymadan Allah'tan başkasının buyruklarına uymaktan çekinmiyorlar. Bu, nadir rastlanan yepyeni bir cahiliye türüdür
Esasen her türlü tarikat , mensuplarını aldatma üzerine kuruludur . Bilinç seviyesi ne kadar düşerse fanatiklik de o ölçüde artar .
Alıntı