Deus
Alex Garland'ın Zihin Açıcı Mini Dizisi Alex Garland tarafından yazılıp yönetilen Devs, 2020'de Hulu'da yayınlanan bir Amerikan drama-gerilim mini dizisi. Kuantum bilişim şirketi Amaya'da yazılım mühendisi olarak çalışan Lily Chan'in (Sonoya Mizuno) erkek arkadaşının şirketle bağlantılı olarak ortadan kaybolmasını soruşturmasını konu alıyor. Garland, *Ex Machina* ve *Annihilation* ile sineması sayfasına güçlü bir imza atmış bir isim. Devs'te ise aynı özgün sesi daha uzun soluklu bir formatla kullanıyor. 8 saatlik mini dizi, yönetmene hem *Annihilation*'daki deneysel görüntü ve ses tasarımı tekniklerini genişletme hem de *Ex Machina*'nın gerçek dünyadaki ileri teknolojiye duyduğu ilgiyi sürdürme fırsatı tanıyor. Hikâyenin merkezinde yalnızca bir cinayet gizeminin değil, çok daha büyük bir sorunun yattığını anlamak çok sürmüyor. Forest ve ekibinin kuantum bilgisayarları aracılığıyla üzerinde çalıştığı şey, determinizm felsefesine dayanan bir tahmin algoritması. Determinizm kısaca özgür iradenin bir yanılsama olduğu, tüm davranışların önceden var olan koşullar tarafından belirlendiği görüşü. Forest'ın amacı ise kızını bir trafik kazasında kaybetmesinin ardından onu bu bilgisayar programıyla simüle ederek yeniden görebilmek. Dizinin en vurucu sahnelerinden biri de bu felsefi çerçeveyi somutlaştıran kalem analojisi: Bir bilgisayara yuvarlanan bir kalemin tüm verilerini — eğrisi, hızı, atomik yapısı — yüklerseniz, bilgisayar geçmişi ve geleceği görebilir. Bunu yalnızca kaleme değil her şeye uygulayın; işte o zaman İsa'nın çarmıha gerildiği anı ya da Forest'ın kızının odasında oyuncaklarıyla oynadığı o günü ekranda izleyebilirsiniz. Görsel açıdan dizi büyük bir titizlikle kurulmuş. Devs projesinin bulunduğu bölgeye daha ilk sahneden özel görsel önem veriliyor; müzikler
Devs/Deus
–Hiçbir şey sebep olmadan gerçekleşmez.Her şeyi,öncesinde gerçekleşen bir şey belirler. ~Devs~ Sezon 1/Bölüm 6
Sinema
Reklam
Baruch Spinoza - Şeyh Bedreddin
Spinoza düşüncesinde Şeyh Bedreddin'in izlerini aramak ilk bakışta anlamsız görünebilir. Çünkü her iki düşünür de iki farklı kültürün mensubudur. Ayrıca Bedrettin 14. yüzyılın sonlarında ve 15. yüzyılın başlarında Anadolu'da, Mısır'da ve Rumeli'de yaşamıştır. Spinoza ise 17. yüzyılda Hollanda'da yaşamış bir fılozoftur. Üstelik Spinoza eserlerinin hiçbirinde Şeyh Bedreddin'den de bahsetmemiştir. Yani her iki düşünür arasında bir tanışıklık yoktur. O zaman bizi bu araştırmaya iten ne idi? Bir gazete makalesinde Hilmi Yavuz, Spinoza Günlerini değerlendirirken, Şeyh Bedreddin'le bağ kurmadan Spinoza'yı arılamanın eksik olacağını ifade eden sözleri ile Hilmi Ziya Ülken'in İslam Felsefesi'nde Şeyh Bedreddin'le Spinoza bağlantısı kurmasıdır. Ayrıca Nazım Hikmet'in Şeyh Bedreddin Desranı'ndan beri Türk Marksist entelektüellerinin Şeyh Bedreddin'e duydukları ilginin "Varidat" okumalarından sonra sıkıntıya düşmesi ve bu sıkıntının Spinoza okumaları ile aşıldığı iddiası da bizim hareket noktamızı oluşturdu. Başlangıç olarak Şeyh Bedrettin ve Spinoza arasında bağlantı kurmak çokta kolay değildi. Ancak hem Spinoza hem de Şeyh Bedreddin'in düşünce ve yaşam mücadelelerini tanıdıkça bu iki düşünürün ortak kaderi paylaştıklarını görmeye başladık. Zannederim bu ortak kader Spinoza'da Bedreddin izlerini görmemize zemin teşkil etmektedir. Spinoza'da Bedreddin izini anlamak için her iki düşünürün yaşam hikayelerine ve düşünce yapılarına bakmamız gerekir. Bu amacımızı gerçekleştirmek için Şeyh Bedreddin'in "Varidat" ve Spinoza'nın "Etika"sını araştırmamıza temel aldık. Özellikle Tanrı, evren ve insan anlayışları arasındaki benzerlikler öne çıkardığımız sorunlardır. Yazılı kaynaklarda yaşamı, doğumu ve ölümü hakkında farklı açıklamalar olan Şeyh Bedreddin, Edirne yakınlarında Simavna'da
Felsefe