tostoyevski

tostoyevski
@Kzm_akpnr
1 Ocak
26 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Kelebekler (2018) — Tolga Karaçelik Yönetmenliğini ve senaristliğini Tolga Karaçelik'in üstlendiği Kelebekler, komedi-drama türünde bir film. Başrollerini Tolga Tekin, Bartu Küçükçağlayan ve Tuğçe Altuğ paylaşıyor. Hikâye Birbirinden uzakta yaşayan ve birbirini pek tanımayan üç kardeş — astronot Cemal, aktör Kenan ve öğretmen Suzan — 30 yıldır görüşmedikleri babalarından gelen bir telefonun ardından köylerine dönerler. Vardıklarında babalarının çoktan öldüğünü ve kelebeklerin geldiği dönemde köye gömülmek istediğini vasiyet ettiğini öğrenirler. Köyde beklemek zorunda kalan kardeşler bu sürede hem birbirlerini hem de babalarını tanımaya çalışır. [Sinemalar.com](253414/kelebekler) Üslup ve Anlatı Karaçelik, bu bilindik hikayeyi sade içeriğinden uzaklaşmadan, olabilecek en klişeden uzak biçimde kurmuş. Filmde patlayan tavuklar ya da bir kardeşin astronot olması gibi alışılmışın dışında sahneler var; ama yönetmen bunları hiçbir zaman hikayenin odak noktası haline getirmiyor. Ne kadar absürt olursa olsun, Kelebekler sürekli gerçekçi yapısını korumayı başarıyor. [Beyazperde](-260416/kullanici-elestirileri/) Karaçelik, gerçek ve absürd kavramlarını iç içe geçirerek absürdün gerçekliğini güldürünün etkin öğesi olarak kullanıyor. Karakterlerin hayal kırıklıklarını, kırgınlıklarını ve birbirlerinden kaçınmalarını içtenlikle işlerken, bir yandan da yaşamın anlamsızlığı ve gerçeğin göreceliğiyle dalga geçiyor) Kısaca söylemek gerekirse, Kelebekler yabancılaşmış bir aileyi ele alırken ne melodrama ne de saf komediye kaçıyor; bu dengeyi bulmak Türk sinemasında oldukça nadir. Hem güldüren hem düşündüren, sakin ama derin bir film.
Reklam
PULP FICTION
PULP FICTION Quentin Tarantino Yönetmen: Quentin Tarantino Yıl: 1994 Süre: 154 dakika Tür: Neo-Noir / Kriminal Cannes: Altın Palmiye (1994) Bazı filmler zamanı doldurur. Bazıları zamanı yeniden tanımlar. Pulp Fiction, ekrana her yansıdığında sinemanın kurallarını yeniden yazmaya devam eden, otuz yıldır güncelliğini yitirmeyen sapkın bir başyapıttır. Anlatı Yapısı: Zamanı Kırmak Pulp Fiction'ın en yıkıcı özelliği, hikâyeyi neden-sonuç zinciriyle sunmayı reddetmesidir. Film, birbiriyle kesişen üç ayrı öykü katmanını — "Vincent Vega ve Marsellus Wallace'ın Karısı", "Altın Saatin Hikâyesi" ve "Bonnie Durumu" — kronolojik sırayı paramparça ederek anlatır. Bir sahnede öldürülen karakter, başka bir sahnede sağ sağlim oturup hamburger yer. Bu yapı seyirciye hem yabancılık hem de tuhaf bir huzur verir: olayları değil, anları deneyimliyoruz. Tarantino, kurgusunu bir bulmaca olarak değil, bir caz kompozisyonu gibi düzenler — her parça kendi ritmine sahip, ama bir arada çalındıklarında mükemmel bir harmoni doğar. *"Tarantino'nun doğrusal olmayan kurgusu bir numaracılık değildir; tembelliğin değil cesaretinin ürünüdür. Film, başlangıcından sonuna doğrusal okunduğunda bile tüm anlamını korur."* Senaryo, Tarantino ve Roger Avary'nin müşterek kaleminden çıkmış olsa da üslup tümüyle Tarantino'ya aittir: Sıradan insanlar sıradan şeyler hakkında — McDonald's menüleri, ayak masajları, masa başı fıstık ezmesi — olağanüstü diyaloglar kurar. Şiddet ise şiirsel bir estetikle sunulurken komedi ile trajedinin sınırını bilinçli olarak silik bırakır. Karakterler: Efsaneleşmiş Siluetler Filmin her karakteri, türün klişelerini içselleştirdikten sonra onları yıkmak üzere tasarlanmıştır. Suç sinemasının tetikçileri bu denli felsefi konuşmaz; bu denli kırılgan, bu

tostoyevski

, bir kitabı okumaya başladı
Stephen King
7.8/10 · 599 okunma
Dark City (1998) — Alex Proyas'ın neo-noir bilim kurgu klasiği. Film, kim olduğunu hatırlamayan bir adamın (Rufus Sewell) karanlık, sürekli gece olan bir şehirde gerçeği arayışını anlatıyor. Şehrin mimarisi ve atmosferi baştan sona kasvetli, art deco ile gotik unsurları harmanlayan benzersiz bir estetik sunuyor. Her gece gizem içinde yeniden şekillenen bu şehir, filmin hem ana karakteri hem de en güçlü metaforu. Kimlik, bellek ve insan deneyiminin özgünlüğü üzerine ciddi sorular soruyor. "Bizi biz yapan anılarımız mı, yoksa başka bir şey mi?" sorusu filmin kalbinde yatıyor. Matrix'ten (1999) bir yıl önce çıktığını düşünürsen, benzer felsefi sorgulamaları çok daha içe dönük ve melankolik bir tonla işlediğini görürsün. Görsel tasarım olağanüstü; set yapımı, kostüm ve ışık kullanımı bugün bile etkileyici. Özellikle "Tune" kavramı etrafında kurulan telekinetik sahneler dönemine göre çok iyi yaşlanmış. Müzik (Trevor Jones) filmin karanlık tonunu mükemmel destekliyor. Rufus Sewell'ın performansı biraz soluk kalıyor; Kiefer Sutherland'ın biraz abartılı ama karizmatik yorumu ve William Hurt'ün detective karakteri onu gölgede bırakıyor. Finalin aksiyona kayması, filmin daha önce kurduğu soğuk ve gizemli atmosferle tam uyuşmuyor.

tostoyevski

, bir kitap okudu
Puan vermedi·88 syf.·
31 günde okudu
·
2026 3. kitabı
Neil Gaiman
8.1/10 · 747 okunma