Gökyüzünü göremediğim
yerde gömülmüş hissederim. Tuğlalar boğazımı sıkar. Bu yüzden
hepsini kırmak isterim. Kırıp parçalamak. Belki de bu yüzden evsiz
öldüm. Evlerden nefret ettim...
“İntihar, akla düşen bir damla asittir. Onunla yıkanmasını bilmeyen
delik deşik olur ve erir. Bu yüzden intiharın eşiğinden dönen yoktur. Oraya varan orada yaşar. Oraya varan orada ölür. Şimdi sen de o
eşiktesin. O eşiğin altında. Ölene kadar. Korkma, sağlamdır yerin.
Üstüne gökyüzü çökse, yıkılmaz zihnin. Çünkü durduğun yerde,
umursamayacaksın insanlığı. Ama unutma, tırnağın kırılsa mermiyle
dolduracaksın ağzını.”
Oysa gerçekte her şey, bir insan, bir ortam, hatta
uğur getirdiğine inanılan bir nesne plasebo olabilir. Plaseboyu bunca esrarengiz kılan şey, hiçbir etken tıbbi içeriği olmamasına rağmen bize kendimizi daha iyi hissettirebilmesidir.